Moğollar

Moğollar, bilhassa kültür bakımından Türkler’in en yakın akrabası olan kavimdir.  Bu sıfatla Türkler’in yanında Türk tarihinin birçok safhalarına katılmışlardır. Büyük Türk Hakanlığı’nda çok defa Moğollar da, Türkler gibi egemen kavim sayılmıştır. Fakat kültür bakımından Türklerden geri olmaları ve nüfus bakımından Türklerden az olmaları, onları devamlı ikinci derecede bırakmış, bilhassa AÇİNA OĞULLARI sülalesi Türk olduğu için, Moğollar bir imparatorluk hanedanına sahip olamamışlardır. Ancak Kırgız Türkleri Büyük Türk Hakanlığı’nı temsil eden Dokuz-Oğuz-On-Uygurları Türkler’in o çağa kadar ağırlık merkezi olan şimdiki Moğolistan’dan 9. Asır ortalarından Doğu Türkistan’a sürünce, Büyük Türk Hakanlığı’nın egemenliğinden kurtulmuş ve kültür seviyesi bakımından kendilerinden üstün bulunmayan Kırgızlarla iyice kaynaşmışlardır. Daha sonraları Kırgızlar, batıya doğru çekilmişler, Moğolistan’da Türk nüfusu tehlikeli şekilde azalmış, göçebe Moğol kabileleri, nüfus bakımından, Türk kabilelerine üstünlük kazanmışlardır.  Bu durum Cengiz’i ortaya çıkarmıştır. Bununla beraber bu ülkelerde Türk ve Moğol kabileleri o derece karmakarışık ve iç içe yaşıyorlardı ki, tarihçiler çok defa hangi kabilenin Türk, hangisinin Moğol olduğunda, daha açık bir deyişle, hangisinin Türkçe, hangisinin Moğolca konuştuğunda tereddüt etmişlerdir.  Fakat Cengiz’in ortaya çıkışını kavramak bakımından faydalıdır ki, artık 10. Asırdan sonra Türkler, Türkistan’dadırlar. Moğolistan’a kalmış Türk kabileleri arasında devlet kuracak çapta bir hareket olmamış, bir hanedan ortaya çıkamamıştır.

Ord. Prof. Dr. Zeki Velidi Togan’a göre Cengiz Türk’tür. Ona göre Cengiz, Açinaoğulları’ndan olup, son Göktürk Hakanlarından birisinin 25. Batından torunudur. Nitekim Göktürk hakanları gibi sarışın ve ela (gök) gözlü olduğu sabittir. Klaproth gibi bazı uzmanlar da bu iddiada bulunmuşlardır. 

Cengiz, Çin’de egemenlik kurmuş olan Şatolardan inmiştir. Bu Cengiz’in Türk olduğuna en önemli delil teşkil eder. Zira Şatoların Göktürklerin bir kolu olduğu bütün tarihçiler tarafından kabul edilmiştir. Türk ve Moğollarda aile şeceresi konusunda gösterilen mutasapçıpça denilecek titizlikte başka bir ihtimal düşünmeye imkân bırakmaz.

Zeki Velidi Togan’ın iddiası bundan ibarettir. Bundan başka,

Cengiz’in Moğolca’nın yanında Türkçe bilmesi onun Türk olduğunu ispat etmez. Zira Türkçe büyük bir kültür dilidir. Cengiz’in ataları da Türkçe konuşmuştur.

Cengiz, cihan devleti peşinde koştuğu için tabiatıyla esi Türk cihangirlik ananesine sahip çıkmış ve kendini bütün Türklerin ve Moğolların idarecisi saymıştır. Bu da onun Türk olduğunu ispat etmez.

Cengiz’in ordusunun büyük bir bölümü de Türklerden meydana geliyordu. Çünkü Moğol nüfusu bunun için yeterli değildir Ordusunun çoğunluğunun Türk olması da onun Türk olduğunu ispat etmez.                   

Sonuç olarak denilebilir ki, Cengiz’in mensup olduğu Kıyat kabilesi, eski bir Türk ailesidir. Fakat Moğollaşmış, Moğol derebeylerinden biri olmuştur. Cengiz hanedanı da, Türkleşinceye kadar kendilerini Türk değil Moğol saymışlardır. 13. Asırda Türkler Müslüman oldukları için, bu iki akraba kavim, tamamen düşman olarak karşı karşıya gelmişlerdir. Cengiz Türk devletlerini çiğneyerek büyük devletini kurmuştur. Torunlarının Türkleşmesi sonucu değiştirmez.[1]      

Kireyitler arasında Hıristiyanlık çok yayılmış olup, İlhanlı Devleti’nin önemli mevkilerinde bulunmuşlardır. Çünkü Hülagu’nun baş ve en önemli sevgili eşi Dokuz Hatun, Kireyit hükümdarı Onğ han’ın torunudur. [2]   

 

               

İlhanlılar

 

Cengiz Devleti’nin 4 parçasından birisinin başında bulunan idarecilere İl-Han denilirdi. İl-hanlar, Türkiye’nin yani Anadolu Selçuklu Devletini -1243 Kösedağ Savaşı’ndan sonra- kendilerine bağladıkları için, Türkiye tarihindeki rolleri önemlidir. Osman oğlu Orhan Gazi bile bile başlangıçta İlhan’a bağlıydı.

3. İl-Han Ahmet Teküdar Müslüman iken halefleri tekrar Şamanlığa dönmüşlerdir. 7. İlhan Gazan han tekrar Müslüman olmuştur. Bu 1295 tarihi, İlhanlıların Müslüman ve Türk olmalarının başlangıcı sayılır. Gazan İlhan’ı, 4. Kılıç Aslan’ın kızı ve 3. Gıyasettin Keyusrev’in kız kardeşi Hüdavend Selçuk hatun yetiştirmiş ve ona İslam dinini telkin etmiştir. Selçuk hatun, Argun İlhan ile evli idi ve Gazan’ın üvey anası oluyordu. 13. Nisan 1330 da Niğde’de ölmüş ve meşhur Hüdavend Hatun Türbesine gömülmüştür.     

İlhanlı hanedanı mensupları içinde Müslüman ve Şaman olanlardan başka Budistler veçeşitli Hıristiyan mezheplerine bağlı olanlar da vardı.[3]

Cengiz’in oğulları, yüzyıllarca kendilerini dünyanın en asil hanedanı telakki etmişlerdir. İl-Han, Abaka, Bizans İmparatoru Mihail Paleologos’un kızını sarayında cariyeler arasında katmış, kalabalık Türk ve Moğol eşleri ile aynı payeyi vermemiştir. İmparator 2. Andronikos’un kızı prenses Maria da İl-Han Olcoyto tarafından ancak “kuma” yani cariye olarak kabul edilmiş, asla hatun yani eş mevkiine yükseltilmemiştir.

Altın-Ordu imparatoru Özbek Han da Bizans prensesini cariyeleri arasında saymıştır. Üstelik bu prenseslerden çocuk sahibi olunmamış, yalnız Türk ve Moğol eşlerden çocuk sahibi olmaya özen gösterilmiştir. [4]      

Moğol İdarecilerinin Selçuklu Kızlarıyla Evlenmeleri

Uygurlar’dan Emir Tarımtaz, Gazan Han, devri emirlerinden olup, Gazan Han’ın çok güvendiğ Taycu (?) Bahşi’nin oğludur. Aynı zamanda  Olcaytu’nun yakın emirlerindendir. Diğer kardeşlerinden Sünüktaz (?) ve özellikle Eretna, Orta Anadolu’ya geldği zaman bir devlet kurmuştur.

Abaka Han, Selçuk Hatun’u demavent tarafına gönderiyordu.[5]   

 

[1]Tarık Yılmaz Öztuna Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi c 2 sf 141,142 Hayat Yayınları İstanbul 1964       

[2]Faruk Sümer Anadolu’da Moğallar 2 . Baskı  sf 12 Türk Tarih Kurumu Yayınları Ankara 2024

[3]Tarık Yılmaz Öztuna Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi c 2 sf 148,149 Hayat Yayınları İstanbul 1964       

[4]Tarık Yılmaz Öztuna Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi c 2 sf 152 Hayat Yayınları İstanbul 1964        

[5] Faruk Sümer Anadolu’da Moğallar 2 . Baskı  sf 19,20 Türk Tarih Kurumu Yayınları Ankara 2024