Türkiye son aylarda okullarda ve okul çevrelerinde yaşanan saldırılarla sarsıldı. Manisa Turgutlu’da okul çevresinde düzenlenen silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralanırken, İstanbul Başakşehir’de bir ortaokulda 8 öğrenci bıçaklı saldırıda yaralandı ve ağır yaralanan öğrencilerden biri hayatını kaybetti.

Her olayın ardından aynı cümleleri kuruyoruz: “Geçmiş olsun.” “Gerekli inceleme başlatıldı.” “Tedbirler artırılacak.”

Ama sonra?

Çocuklarımız okula giderken kendini güvende hissediyor mu?

Bir okulun güvenliği yalnızca kapıda bekleyen bir görevli, kamera veya turnikeden mi ibaret olmalı?

Akran zorbalığına uğrayan çocuk kime ulaşacak?
Şiddet eğilimi gösteren bir öğrenci daha olay yaşanmadan fark edilebiliyor mu?
Rehberlik servisleri yeterli mi?
Aile, okul ve devlet kurumları arasında hızlı bir iletişim mekanizması var mı?
Çocukların psikolojik sorunlarına zamanında müdahale edilebiliyor mu?

Çünkü güvenli okul; sadece silahın, bıçağın ya da şiddetin okul kapısından içeri girmediği okul değildir. Güvenli okul, çocuğun korkmadan konuşabildiği, yardım istediğinde karşısında onu dinleyen bir yetişkin bulabildiği okuldur.Peki biz çocuklarımız zarar gördükten sonra müdahale etmek yerine, onları zarar görmeden korumak için ne yapıyoruz?

Haber: Büşra Aleyna Başeğmez