Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

YİNE KORONA

Aslan Torun

Aslan Torun

Değerli okurlar yine koronayı yazmaya devam ediyoruz. Ne yazık ki bu illet bitene kadar biz de yazmadan duramayacağız. Korona hayatımıza öylesine girdi ki hiç aklımızdan çıkmıyor. Ne gece ne gündüz hatta rüyalarımıza bile giriyor.Koronayla yatıyor, koronayla kalkıyoruz.Duyduklarımız, okuduklarımız TV de seyrettiklerimiz bizi bazen ümitlendiriyor ama çoğu kez de karamsarlığa götürüyor.Gördüğümüz ve izleyebildiğim kadarıyla şu anda durumun  hastalığın ülkemizde görüldüğü ilk günden bu yana  daha da kötü olduğu ve tehlikenin her geçen daha da büyüdüğünü göstermektedir.Buna bazıları birinci dalganın ilerlemiş hali bazıları da ikinci dalga diye söylemektedirler.Öyle veya böyle bu işin şakasının olmadığı ve her geçen gün etrafımızda bir yakınımızın veya  tanıdığımızın hastalığa yakalandığı  ve hatta öldüğünü üzülerek öğreniyoruz.Bir diğer üzücü durumda hastalığın artık sadece yaşlıları değil gençleri de tehdit ettiği ve gençlerden de ölümlerin çoğalması işin vahametini ortaya koymaktadır.Sağlık Bakanlığının verilerine göre son iki ayda ölenlerin yüzde kırkını 20-40 yaş arası gençlerin oluşturduğunu görmekteyiz.Bütün bunlara rağmen yine de gençlerin büyük çoğunluğunun bu işi ciddiye almadıkları ve hala işin dalgasında olduklarını göstermektedir.Ya hiç maske takmıyor veya ceza korkusuyla maskeyi yanına alıyor biraz taktıktan sonra sıkılınca koluna geçiriyor bir aksesuar gibi kullanıyorlar.Yetkililerin defalarca  uyarmasına ve bizim de yazmamıza rağmen gençler hala hastalığı umursamıyor,  hala bana nasıl olsa bir şey olmaz havasında rahat rahat dolaşıyorlar. Oysaki bu hastalık sadece yaşlıları değil gençleri de öldürüyor. Genç yaşta olduğu halde bilmediği bir hastalığı varsa veya bağışıklık sistemi zayıfsa onlar içinde kurtuluş yoktur. Hastalığı atlatsa bile çok kötü kalıcı hasarlar bırakabiliyor. Hasta olmasa bile taşıyıcı oluyor bir başkasına, bir yaşlıya bulaştırıyor onun hasta olmasına hatta ölmesine bile sebep olabiliyor. Taşıyıcı olup bir yaşlıya bulaştırmak veya onun ölümüne sebep olmanın eline silah alıp o kişiyi öldürmekten bir farkı yoktur. Ha mikrop bulaştırmış öldürmüşsün ha silahı çekmiş vurmuşsun ne fark eder ki.

Ülkemizde hastalığın ilk görüldüğü 11 marttan sonra uygulanan sokağa çıkma yasağı ve tedbirler sayesinde alınan başarılı sonuçlardan sonra Haziran ayında başlayan serbestlik ve gevşeme yüzünden herkes hastalığın bittiğini sanarak  büyük bir  hata ve umursamazlık zaafı gösterince bir de üstüne üstlük bayram, düğünler cenaze, asker uğurlamaları, nişan, toplu yemekler, seyahatların artması, yazlıklara akın edilmesi, sahillerin dolup taşması hastaların ve ölümlerin artmasına neden oldu. Şu anda ne yazık ki en baştaki durumdan daha da kötü durumdayız.

Biz üç aydan beri Akçay da tatildeyiz. Nadiren olsa da gittiğimiz deniz sahilinde bu yıl her zamankinden daha kalabalık olduğunu gördüm. Her taraf insan kaynıyor. Vatandaş zoraki de olsa taktığı maskeyi deniz kenarına geldiğin de çıkarıyor,  kıyıda ki kalabalığın içinde denize giriyor, ne mesafeye dikkat eden var, ne de mikroptan korkan var. Akşamları kordona yürüyüşe çıkmak istedim kalabalıktan korktum geri döndüm. Şimdi her geçen gün durum daha da kötüye gitmektedir. Çok zor günler yaşıyoruz. Her şey kendi elimizde ama onca uyarıya, ikaza rağmen hala işi hafife almaya devam ediyoruz. Kurallara uymuyoruz. Ne yazık ki hala toplum bilincine varabilmiş değiliz.

İş bununla da bitecek gibi görünmüyor. Bir kaç gün sonra okullar açılacak ve yazlıklara, memleketlerine giden birçok gurbetçi yavaş yavaş büyük şehirlere geri dönmeye başlayacaklar. İşte o zaman vakaların ve ölümlerin artması kaçınılmaz olacaktır. Önümüz sonbahar ve kış. Karamsar olmak istemiyorum ama bizi daha kötü günlerin beklediğini hissetmekteyim. İnşallah yanılan ben olurum.

Birkaç günden beri Balıkesir deyim. Dün çarşıya, merkeze doğru araca binmeden yürüyerek gidip geldim. Balıkesir de genelde kurallara uyulduğunu gördüm. Herkes çoğunluk maske takıyor mesafeye ve hijyene dikkat ediyor. Bazı gençlerin her yerde olduğu gibi Balıkesir dede maske takmadıklarını gördüm. Bir diğer önemli nokta vatandaş dolaşırken mesafe ve maskesine dikkat ederken bir yere oturup eşi dostuyla sohbet ederken, bir şey içerken ne mesafeyi ayarlıyor, ne de maskeyi kullanmıyor. Zaten hastalığın en çok bulaştığı zamanlarda böyle bir araya gelerek bir şeyler içerken, yerken veya sohbet ederken meydana gelmektedir. İnsanlarımız lafa sohbete dalınca hastalığı her şeyi unutabiliyor. Onun için her şey yine kendi elimizdedir. Mesafe maske ve hijyen kuralına kesinlikle uymamız gerekiyor. Eğer bunlara dikkat etmezsek,  aynı umursamazlık devam ederse korkarım ki yine aynı yasaklar ve evde kalma mecburiyeti geri gelecek gibi görünüyor. Ben şahsen sağlığımız için gerektiği zaman yasakların tekrar geri gelmesinden yanayım. Sağlığımızı tehlikeye atmaktansa bu yasakları çekmeye razıyım. İnşallah en kısa zamanda vakalar azalır ölümler biter ve ev hapsine yasaklara gerek kalmaz. Sağlık ve esenlik dileklerimle.

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
YAŞLILIK - 2 Ekim 2020
YİNE KORONA - 22 Eylül 2020
İDAM CEZASI - 12 Eylül 2020
İSTENMEYEN MİSAFİR - 4 Eylül 2020
AKÇAY’DAN MANZARALAR - 25 Ağustos 2020
ASRIN VEBASI-7 - 12 Ağustos 2020
OTAĞ KARDEŞİME - 24 Temmuz 2020
AKÇAY DA TATİLE DEVAM - 12 Temmuz 2020
ASRIN VEBASI-6 - 1 Temmuz 2020
BABA OLMAK - 22 Haziran 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ