Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

“YENİ TÜRKİYE” DEDİLER!

Mustafa Koçal

Mustafa Koçal

“Yeni Türkiye” dediler, eskiyi arar olduk.

Nereden başlayalım?

Ülkenin en önemli sorunu olan tarımdan başlayalım, sonra ekonomiye geçelim. 2002 senesinde tarım ürünlerinde kendine yetebilen 7 ülkeden birisi idik.  Şimdi ne durumdayız? Nerede ise bütün tarım ürünlerini dışarıdan ithal eden duruma geldik. Cari açık verilmeye başlandı. Cari açık nedir? İhraç ettiklerinizle ithal ettikleriniz arasındaki fark cari açıktır.

Dışarıdan ithal ettiğimiz ürünlere daha fazla para ödüyoruz. Bu para dışarıya ihraç ettiğimiz ürünlerden daha fazla olduğu için cari açık meydana geliyor. Tarım bitti! Dışarıdan buğday, arpa mısır, pamuk, susam gibi tarım ürünlerini almıyorduk. Ekonomiye katkısı olan tütün, şeker pancarı, pamuk, susam gibi ürünleri kendimiz yetiştiriyorduk. Bunları kendi fabrikalarımızda işliyorduk. Ülkenin kâğıt ihtiyacını kendimiz karşılıyorduk. SEKA kâğıt fabrikalarında ihtiyacımızı karşılayabiliyorduk. Şimdi dışarıdan kâğıt ithal ediyoruz.

Bir ülke tarım ürünlerinde dışa bağımlı olursa o ülkenin ekonomisinin düzelmesi mümkün değildir. Bazı ürünler olmasa da olabilir. Fakat buğday, arpa, mısır, susam olmadan olmaz. Bunlar önemli ürünlerdir. Bunlar olmada hiçbir şey olmaz. Ekmek en önemli gıda maddemizdir. Elzem olan bu ürünleri mutlaka temin etmek durumundayız. Dışarıdan buğday, arpa, mısır ithal ediyoruz. Etmeye mecburuz. Amma eskiden bu ürünleri ithal etmiyorduk. Tarım alanlarını korumamız gerekirken, biz tarım alanlarını imara açıyoruz. Bazı tesisleri tarım alanlarına yapıyoruz. Tarım alanlarını hoyratça kullanıyoruz. Elektrik santrallarını tarım alanı olan yerlere kuruyoruz. Yerleşim yerlerini tarım alanlarına kaydırıyoruz. Çünkü inşaat yapması kolay oluyor. Eskiden tarım alanlarına inşaat ruhsatı verilmiyordu.  İşte eski Türkiye’de tarım alanları korunuyordu. Tarımla uğraşanların ihtiyaçları gideriliyordu. Ürettiğimiz ürünleri kendi fabrikalarımızda işiyorduk. Milli servet olacak tesisler yapılıyordu. Ülke dışarıdan tarım ürünü ithal etmiyordu. Tarım ürünlerini işleyen fabrikalarda işçilerimiz çalışıyordu. Nerede o eski Türkiye’deki tesisler? Hepsi birer ikişer satıldı. Yerlerine bir tek tesis yapılmadı. Milli servet olarak yapılanlar yap-işlet-devret modeli ile yapıldığı için bunlara milli servet dememiz mümkün değildir. Eskiden yapılan tesislerin parası ödenerek yapılıyordu. Şimdi para ödenmeden yapılıyor. Yapılıyor da ekonomiye faydası olmadığı gibi zararı oluyor. Yapılan köprülerden geçen de para ödüyor, geçmeyende para ödüyor! Bu yüzdende ülke borçlanıyor. AKP iktidarı 220 milyon dolar borçla iktidarı teslim aldı. O kadar tesis satıldı. Böyle olmasına rağmen ülkenin dış borcu ödenemeyecek duruma geldi. İşte eski Türkiye ile yeni Türkiye arasında ki en önemli mesele budur.

Ekonomi meselesine gelelim.. Ülkesi ve vatandaşı borçlu bir ülke durumuna geldik. 2002 senesinde vatandaşların bankalara olan borcu 5 milyon idi. Şimdi 500 milyona dayandı. Şimdi para sıkıntısı içerisinde olduğumuz bir gerçek. Paralar nereye gitti? AKP’li vatandaşlar ne diyor? İktidar bunu biliyor mu? Çok kimsenin söylediğini aynen yazıyorum:

“Borçlanıyorlar amma yol yapıyorlar.”

“İtibarda tasarruf olmaz.”

Lüks bir hayat yaşıyorlar. Bakanlıklarda araba sayısını bilmek mümkün değil. Lüks arabalar, lüks saraylar, lüks uçaklar bunlar yetmiyormuş gibi Birde dış ülkelere verdiğimiz paralar var. Mesela Libya’nın asilerine uçaklarla para gönderildi. Ne için? Libya başkanını devirmek için. Terör örgütlerinin ağa babası olan Barzani’ye dahi para yardımı yapıldı. Suriyeli mültecilere milyonlarca para harcandı. Geldiğimiz noktada sinekten yağ çıkarmaya çalışıyoruz. En küçük bir örnek vereyim: Marketten alışveriş yapıyorsunuz. Aldığınız ürün naylon içinde. Bunu poşete koymak için 25 kuruş ödüyorsunuz. Sebep ne? Doğayı kirletmemek. Ürünün konduğu naylon doğayı kirletmiyor da, bunu koyduğuz poşet mi doğayı kirletiyor? 25 kuruşu ver poşeti al. Bu 25 kuruşun 5 kuruşu poşet. 5 kuruşu aldığın yere veriliyor. 15 kuruşu da devlete veriliyor. İşte sinekten yağ çıkarmak buna denir.

Enflasyonu düşüremiyorlar. Çünkü enflasyonu düşürecek tedbirler alınmıyor. Enflasyon nedir? Arz-talep meselesidir. Talep var. Arz ettiklerinizle talebi karşılayamıyorsunuz. Talebi karşılamak için üretimin artması gerekir. Üretim artmadıkça talep karşılamaz. Üretimi artırmak için. üreticinin girdilerinin fiyatları düşürülmelidir. Nedir bunlar? Tohum, gübre, tarım ilaçları, çiftçinin ve köylünün kullandığı mazotun fiyatının düşürülmesidir. Kullandığı su ve elektriğin fiyatlarının düşürülmesidir. Devletin bazı vergilerde indirim yapmasıdır. Birde dışa bağımlılıktan kurtulmaktır. Daha başka şeylerden devletin feragat etmesine bağlıdır.

İşte eski Türkiye ile yeni Türkiye’nin kısaca karılaştırılması budur. Eski Türkiye’de millet mutlu idi. Yeni Türkiye’de millet mutlu değildir. Saygılarımla.

Türkiye laiktir, laik kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu laikim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenlere! Ne mutlu varlığım Türk varlığına armağan olsun diyenlere!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
SURİYE’DE NE OLACAK? - 23 Eylül 2019
İTİBARDA TASARRUF OLMAZ - 17 Eylül 2019
MİLLET İRADESİ - 9 Eylül 2019
ÜLKENİN HALİNE BAKIN - 28 Ağustos 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi
balıkesir haberleri