Ben sen kavgasından ve ayrıştırmadan vazgeçin. Ben olayımda bir olayım değil. Biz olalım bende içerisinde olayım demek önemlidir. Türkiye topraklarında yaşayan, vatandaşlık hakkına sahip olan her kes, Türk vatandaşıdır. Etnik guruplar her ülkede vardır. Etnik gurupların istekleri doğrultusun da hareket etmek ve taviz vermek. Ayrımcılığı körükler ve ayrışmanın önünü açar. İlk senelerde Kürtlerin haklarını savunuculuğa soyunanlar. Ayrımcılığın ateşini yakmışlardır. Ne demişlerdir? Anayasadan Türk kelimesi çıkarısın, talebinde bulunmuşlardır. Bu talep karşılık bulmuştur. TC’ler kaldırılmaya başlanmıştı. Sonra dağların eteklerinde ve tepelerin yamaçlarında özene bezene yazılmış olan. Ne mutlu türküm diyene ibareleri kaldırılsın talebi gelmişti. Bu talepte karşılık bulmuştur. Bu ne mutlu Türküm diyene ibaresi de kaldırılmıştı. Andımızın kaldırılma talebi gelmişti. Andımız da kaldırılmıştı. Mazeret olarak ırk ayrımcılığı içeriyor denilmişti. Bu talebi yapanlar ayrıştırma ateşini yakmışlardır. Her talepleri karşılık bulan bu kişiler yönetimde bulunma hevesine kapıldılar. Mecliste söz sahibi olma hevesine kapıldılar. Bu karşılık bulmayınca silahlı örgüt oluşturdular. Ermenilerin ASALA Örgütü ülkemizin büyük elçilerini ve konsoloslarını katletmeye başladı. Kırka yakın elçimiz ve konsolosumuz bu örgüt tarafından şehit edildi. Bu ASALA kendini fes etti. Diplomatik propagandaya başladı. Amaçları Ermeni soy kırımını kabul ettirmekti. İstekleri karşılık görmeyip de örgüt kuranlara. ASALA her şeyini bu örgüte bıraktı. Eğitimlerin yaptırdılar böylelikle de.   PKK terör örgütü kurulmuş oldu. Bu örgüt ayrımcılık ateşini daha da körükledi. Artık ülkenin birliğine ve beraberliğine göz diken bir terör örgütü ile karşı karşıya kaldık. Bir akiller gurubu oluşturuldu. AKP bu gurup üyelerini kendisi seçti. Bu akiller gurubu 3 ay her bölgede bir gurubun çalışması ile görev yaptı. Dikkatinizi çekerim illerde yaptıkları toplantılarda toplantıya katılacakları AKP il başkanlıkları belirliyordu. Amaç PKK Terör örgütü ile anlaşma yapmaktı. Bu akiller gurubu görevlerini tamamladıktan sonra dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’a rapor verdiler. Bu rapor doğrultusunda örgütle anlaşmaya çalışıldı.  Aradan çok zaman geçti. Bu örgütle zaman oldu iyi geçinildi. Zaman oldu ortam gerildi. O zamanlar üçlü bir gurup oluşturuldu. İktidar, Kürtlerin temsilcisi parti ve Öcalan üçgeni kuruldu.  Oslo da gizli görüşme yapıldı. Temsilci parti ile Dolmabahçe sarayında mutabakat yapıldı. Kandile heyetler gönderildi. Anlaşma yapıldı birçok olaylar oldu. Selahattin Demirtaş Tayyip Erdoğan’a seni başkan yaptırmayacağın dedi. İpler tamamen koptu. Bu ayrımcılığa son senelerde bir yenisi eklendi. AKP ile MHP birbirlerine söylemedik söz bırakmadılar. Bu iki parti hiçbir zaman bir araya gelemez derken.  Bu iki parti Cumhur ittifakını oluşturdu. Al sana köklü bir ayrışma. Bu ittifakın karşısına Millet ittifakı kuruldu. Böylelikle olaylar ayrıştırmasından sonra. Birde siyasi ayrışma ortaya çıktı. Bu ayrışmalar ülkenin aleyhine olmuştur. Bütün ayrıştırmalar ülkenin aleyhine oluyor. Bir elin nesi var? İki elin sesi var söylemi boşuna söylenmiş bir söz değildir.  Onun için ülkenin durumu iyiye gitmiyor. Sebep ayrımcılıktır. Vatandaşın lehine olacak hiş bir kanun meclisten geçmemiştir. Adaletsizliğin diz boyu olduğu bir yerde hak aramak hoş karşılanır mı? İnsanın vicdanını sızlatan bir olay var. Çift maaş bunun yanında bu çok maaş olayına sayısı 6 ya çıkan maaş alanlar var. Bu adaletli midir? Bu çoklu maaş alanlar tüyü bitmemiş yetimlerin hakkına göz dikmişlerdir. Buna helal diyecek bir kişi çıkmaz. Atatürk’e hakaret eden diyanet bu hakareti bıraksın da. Bu çoklu maaşın haram olduğunu anlatsın. Ülke bu yönetimle hiçbir zaman düzelmez. Lüks yaşayanlar! Birde sefalet içersin de yaşayanlar ayrımcılığı hortlar. Saygılarımla.
Türkiye laiktir, layık kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenler. Ne mutlu varlığım Türk varlığına armağan olsun diyenlere! Ne mutlu demokratım diyenlere! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!