BAKIŞ

Akademisyen, öğretmen, hoca nasıl hitap ettiğimiz önemli değil. Bu ünvan daki kişiler yaşamınızın bir yerinde muhakkak size denk gelmiştir. Bunların özellikle EGOlu olanlarını unutmak mümkün değildir. Akademisyen denince aklımıza ne gelir? Aklımıza elbette üniversitedeki Prof. gibi akademik ünvanı olan kişiler gelir. Bu kişiler ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenleri (hocaları) kadar ulaşılabilir değildir.

Bu ulaşılmazlığın altında EGO yatmaktadır. Bu gözler kapısının ziline Prof. Dr. diye yazan akademisyenler gördü. Bu kişilerin egosunu da çok görmemek gerekiyor aslında. Biliyorlar, öğretiyorlar, dersler veriyorlar; makaleler, kitaplar yazıyorlar, akademik yayın yapıyorlar. Hatta ve hatta canlı yayınlara katılıp görüşlerini bildiriyorlar.

Peki! hangi lise ya da ilkokul hocamız bunları yapıyor? Kim 12/A sınıfındaki A hocamızın, B kanalına katılıp görüşlerini söylediğini görüyor? Hiç kimse. Böyle bir şey söz konusu bile değil. 

Üniversitedeki akademisyenler çok daha ulaşılmaz, çok daha mesafeli. Bunda anlaşılmayacak bir durum yok.

İşte böyle bir akademisyen sınav yapıyor. Sorduğu soruları kendine versek ve tanıdığı süre içinde çöz desek çözmesi mümkün değil. Süre yetmez. Diğer konu ise, uzaktan eğitim. Hoca internet üzerinden dersini anlatıyor. Anlatırken katılmayanların çokluğunu görünce kızıyor. Derste olmayanlara değilde doğal olarak derste olanlara ayar çekiyor. Sıra geliyor yazılıya. Sorular zor, uzun, süre az. Cevaplar ne kitap da var, ne notlar da, ne de anlattığı ders konularının içinde. Girenlerin 3 hariç hepsi kalıyor. Bu ne şimdi? EGO değil mi? Birde akademisyenler Pandemi nedeni ile öğrencilerin ekran başında kopya çektiklerine ve başkalarından yardım aldıklarına falan takılıyorlar. Kardeşim, bu çocuklar ne yapsın? Pandemi de oluşan ekstra bir durum var. Bunlara takılmayın. Herkes kopya çekmiyor ki? Ben size sorarım diye öğrencileri zorlamak ve sınıfta bırakmak sana ne kazandırır ki?

Tabii ki, her akademisyen egolu olacak diye bir şey yok. Bu akademisyen tanımı elbette ki Türkiye'de azınlık, çok ufak bir azınlık. İşini ciddiye alan, kendisine, öğrencilerine, bağlı olduğu kuruma, ülkesine ve bilime katkı sağlamak amacı ile gece gündüz çalışan akademisyenlerimizi tenzih ederim.

/////

BANDIRMASPOR

“Onur Göçmez”

Onur Göçmez, Bandırmaspor başkanlığını bırakacağını ve göreve devam etmeyeceğini belirten bir açıklama yaptı. Yaptığı açıklamada en büyük sıkıntının para olduğunu anlattı. Daha sonra fikir değiştiren Göçmez, yapılan kongrede tekrar aday oldu  ve başkan seçildi. Böyle olunca da Bandırmaspor ve taraftarları rahat bir nefes aldı. Göçmez yine taşın altına elini koydu ve fedakarlık gösterdi. Duyduğuma göre Bandırma Belediyesi Göçmez’e her türlü yardımı yapacağını belirtmiş. Bu doğru ise güzel bir davranış.

Kulübün şu anda 30 milyona yakın borcu var ve en önemli sorun da bu borcun nasıl bitireceği. Göçmez, kongrede birlik ve beraberlikten ve başarının da ekonomi ile alakalı olduğundan bahsetti.

Spor Kulübü yönetmek zor iş. Para yok, borç var ve başkan olduğunuzda 18+1 ekibinizle öz veride bulunmak zorundasınız. Göçmez, yine büyük bir yükün altına girdi. Bunu herkes yapmaz, yapamaz. Göçmez, tekrar başkan olarak büyük fedakarlık yapmıştır. Kendisi tebrik eder, çalışmalarında başarılar dilerim. BAŞKANA NOT: Başkanım, siteyi de güncel tutsanız iyi olacak.