Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

YAYALARI, BEBEK ARABALARINI BİSİKLET YOLUNA ÇEKEN SEBEP!

Erhan Yırcalı

Erhan Yırcalı

Kesin olmamakla birlikte bisiklet yolunun renkli şeritle belirtilmesi insanları içine çekiyor olabilir.
Uzun zamandır evimin önünden geçen bisiklet yolunu izliyorum. İnsanların
bir çoğu kaldırımda yürürken yavaş yavaş bisiklet yoluna girmeye başlıyor. Bisiklet yoluna girdikten sonra yoldan ilerliyor. Ta ki bisikletli birinden uyarı gelene kadar ve
uyarı geldiğinde uyarıyı yapan bisikletli kişiye sanki suçluymuş gibi tepki veriliyor.
Bisiklet yolu aslında yayalara ait izlenimi veriliyor acaba neden?
İnsan ve toplum psikoloji uzmanları buna bilimsel bir açıklama getirebilir mi? bilmiyorum fakat bana kalırsa en önemli sebeplerden biri bisiklet yoluna kültür olarak alışık olmadığımızdandır. Yavaş yavaş alışırız umarım.
NOT:Ara sıra bu yolları takip edip çöken yerlerini tamir etmek de var, kader de…

/////

İNSANLAR MI AÇTI?
UZAYLILAR MI?

Gazetemizin köşe yazarı Av.Alp Kaan, ilginç bir konuya değindi. İstanbul Boğazını insanlar kazarak açmış. Hatta, Türkler açtı diyen de var uzaylılar açtı diyende. Yapay olduğu kesinmiş. Yazının ana fikri bu. Buna inanıp, inanmamak size kalmış bir şey. Ben bir ekleme yapmak istiyorum. Süveyş ve Panama Kanallarının insanlar tarafından açıldığı kesin ve bu biliniyor.
Ancak; sadece İstanbul Boğazı’nın değil, Cebelitarık Boğazı’nın da yine insanlar tarafından açıldığını iddia eden bir çok internet sitesi var. Bazı kişilerde bu görüşlerini, Evliya Çelebi’nin “Seyahatnamesine” dayanarak açıklıyor ve bu konuda makale yazıp, dergilerde yayınlıyorlar.
Millet gider aya , biz yaya diye eski bir deyim var. Bizim işte ona benziyor.

//////

AÇGÖZLÜ

Bir ülkenin padişahı, su kıyısında gezerken, balık yakalamak için oltasını suya atan, gariban birini görerek ilgilenir ve adama; “Oltana ben burada iken ilk takılan şey ne olursa, sana onun ağırlığınca altın vereceğim.” der. Biraz sonra oltaya takıla takıla ortası delik bir kemik takılır. Hükümdar balıkçıya; “Ne yapalım, şansın bu kadarmış.” diyerek onu da alıp saraya dönerler.
Saraya varınca adamlarına, balıkçıya elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini emreder. Kemiği terazinin bir kefesine koyarlar ve öbür kefesine de altın koymaya başlarlar. 5, 10, 20, 50 diyerek altınları koyarlar ama, kemiğin bulunduğu terazi kefesi yerinden oynamaz. Altını doldurmaya devam ederler. Terazinin kefesi dolar taşar ama kemik tarafı yerinden kımıldamaz. Bunda bir hikmet olduğunu anlarlar. Âlim bir zat çağırıp bunun hikmetinin ne olduğunu sorarlar. O mübârek zat kemiğe baktıktan sonra şu açıklamada bulunur:
“Bu kemik açgözlü bir insanın göz çukurudur. Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız yine yerinden oynatamazsınız. Çünkü doymaz. Ama bir avuç toprak bunu doyurur.”
Nitekim bir avuç toprak alıp terazinin kefesine koyduklarında, terazinin kemik bulunan kefesi yukarı kalkıverir.

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi
internet haber