Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

MESLİSTE FETÖ TARTIŞMASI

Mustafa Koçal

Mustafa Koçal

Mecliste bütçe görüşmelerinde tartışmalar hiç eksik olmadı. Tartışmalar FETÖ tartışması üzerinde yoğunlaştı. Artık FETÖ tartışmaları gündemden düşürülmelidir. Bir kişiden ne kadar fazla bahsedilirse o kişi yücelir.

İki gün önce FETÖ Devlet Bahçeli’nin gündeminde idi. Bahçeli,

“Bank Asya’dan kredi almış veya çocuğuna bu banka aracılığı ile para göndermiş. Bunlara FETÖ’cü muamelesi yapılmış. Esas, yukarıdan aşağı doğru gelmeli idi” diyerek siyasi ayağın ortaya çıkmadığını kastetmiştir.

15 Temmuz kalkışmasının üzerinden nerede ise iki buçuk sene geçti. Hala bir arpa boyu yol alınmış değil. Ayda bir orduya FETÖ operasyonu yapılıyor. Askeri personeller tutuklanıyor. Başka yerlerden de tutuklamalar yapılıyor. Devlet Bahçeli’nin de bahsettiği gibi siyasi ayağından hiçbir haber yok. FETÖ’cü olmakla tutuklanan birçok kişi itirafçı oldu. Ve serbest bırakıldı. İtirafçı olmak suçu kabullenmek değildir. Hem suçunu kabullenmektir, hem de FETÖ hakkındaki bildiklerini anlatmaktır. Örgüt hakkında verdiği bilgiler ışığında operasyonlar yapılır. Bu operasyonlar da FETÖ örgütüne darbe vurulur. Devlet Bahçeli siyasi ayağının çıkmadığını dillendiriyor da? Mecliste FETÖ’nün siyasi ayağının ortaya çıkarılması için verilen önergelere ret oyu veriyorlar. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusudur. Bugün bir şey söylüyor. İki gün sonra söylediğinin tam tersini yapıyor. Sözde MHP tabanına mesaj veriyor. Bu millet bu kadar da saf yerine konmaz.

Dünya âlem FETÖ’nün siyasi ayağını biliyor. Bir tek iktidar partisi bilmiyor. Ondan sonra muhalefete “Bunlar yeri geliyor. Terör örgütleri ile birlikte hareke ediyorlar. Yeri geliyor. Terör örgütü dili ile konuşuyorlar” diye suçluyorlar. “Geçmiş yılarda CHP’li falan kişi Gülen ile görüşmüş” diyorlar.

Bu o toplumu böyle suçlamakla bir yere varılamaz. Buna karşılık muhalefet partisi, AKP milletvekillerinin gurup halinde Gülen ile çekilmiş fotoğraflarını gösteriyor. Bu olayda FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıkmadan bu olay bitmez. İtirafçı olanlar bu örgüt hakkında bilgi verdi ise bu bilgiler faydalı oldu mu, olmadı mı? “Evet, ben FETÖ’cü idim” demesi yeterli değildir. O zaman bir katil de “evet ben katilim” demesi onun serbest kalmasına imkân vermiyorsa, itirafçıların da suçunu kabul etmesi yeterli değildir. Örgüt hakkında birçok ipuçları vermesi gerekir. Bunlar hakkında çeşitli iddialar ortaya atılıyor. Kimbilir kimin adamı diye? Bu iddialar ne derece doğrudur bilinmiyor. Mesela Bülent Arınç’ın ve İstanbul belediye başkanının damatları gibi.

İktidarın en yersiz suçlaması, karşılarında olanlar kim olursa olsun. Terör örgütü ile ve FETÖ’cü olmakla suçlanmalarıdır. Bazen yalnız CHP genel başkanı tek kişi olarak suçlanıyor. Ekseri de cumhur ittifakının karşısında olanların tümü suçlanıyor. Bu da milleti kutuplaşmaya götürüyor. Bu şu demektir: “Bir mahallenin şu sokağı bana düşman.” İki gün sonra “o mahallenin hepsi bana düşman” deme anlamına gelir. Böyle siyaset şimdiye kadar bu ülkede hiç yaşanmadı. Bazı konularda ülkenin bekasından bahsediliyor. Ülkenin bekası demek geleceğinden emin olmamak demektir! Geleceği tehlikede demektir!

Böyle durumlarda ülkenin birlik içerisinde olması gerekir. Ülkenin tek yumruk olmasını sağlayacak olan iktidardır. Ülkenin bekası söz konusu olduğunda akan sular durulur. Ülkenin bekası söz konusu olan mesele bir partinin sorunu değildir. Ülkenin tamamının sorunudur. Ülkenin tamamını temsil eden de büyük millet meclisidir. Şimdiye kadar ne PKK sorunu, nede Suriye sorunu mecliste görüşülmemiştir. Bundan önceki iktidarlar böyle sorunlarda Mecliste kapalı oturum yaparlardı. Bu kapalı oturumda konuşulanlar ve alınan kararlar 10 sene açıklanmazdı. Seneler önce defalarca cemaatin araştırılması için önerge verildi. O zaman bir kapalı oturum yapılarak bu cemaat hakkında herkes bildikleri söyler. İktidar da ona göre tavrını belirlerdi. Belkide bu sayede ülke bu olayları yaşamazdı. “Biz biliriz! Biz yaparsak olur” düşüncesi ile ülke bu duruma gelmişti. İktidarın yapacağı bir şeyi ancak üç-dört kişi biliyor. Kendi meclis guruplarında dahi hiçbir meseleyi tartışmamışlardır. O milletin vekillerinin fikirleri hiçbir zaman alınmamıştır. Ancak kendi partilerinin iç sorunları olduğunda guruplarına başvurmuşlardır. Allah bu FETO’nun belasını versin. Binlerce kişileri mağdur etti. Kim FETO’nun destekçisi ise onların da belasını versin. Artık Türkiye’nin gündeminde bu olay düşürülmelidir. Çünkü insanlar bu olaydan tedirgin olmaya başladı. Muhalifler dahi FETÖ’cü olmakla suçlanıyor. Birilerini suçlamak ve suç ihdas etmek çok kolay oldu. Hiçbir şey bulunamazsa FETÖ’cü damgası vuruluyor. Bu olayın bitmesi de siyasi ayağının bulunması ile olacaktır. Saygılarımla.

Türkiye laiktir, laik kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu laikim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenlere! Ne mutlu varlığım Türk varlığına armağan olsun diyenlere!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Please follow and like us:
Please follow and like us:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
gazete