Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

MESLEK HASTALIĞI

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Koronavirüs salgınının ortaya çıkış nedenleri, kısa süreçte tüm dünyaya yayılımı, çaresinin bulunamaması, bulaş hızı ve birçok bilinmezliklere sahip olması maalesef dünyamızın tek gündemi. Şu meşum illet ekonomiden sanata, devletlerarası ilişkilerden eğitime, spor’dan sosyal hayata kadar tüm yaşamımızı alt üst etti.

Daha birkaç gün önce dünyanın en güçlü adamları arasında gösterilen Vladimir Putin‘in dahi TV ekranları önünde öksürük nöbetine tutulması şunun işareti. Ne yazık ki tahmin edemeyeceğimiz derecede ciddî sağlık ve psikolojik sorunlarla karşı karşıyayız.

Bu salgına bir anlamda savaş da diyebiliriz. Çünkü karşımızdaki düşmanın bizi hangi zayıf noktamızdan alt edeceğini, nereden saldırıya geçip kalelerimizi zapt edeceğini, nerede teslim alınıp yaka paça götürüleceğimizi, hayatta kalıp kalamayacağımızı bilmiyoruz. Ve bu savaşın en ön saflarında kahramanca mücadele eden sağlık çalışanlarımızı alkışlayıp teşyi etmekten gayrı elimizden bir şey gelmiyor.

***

Kovid-19‘un sağlık çalışanları için “meslek hastalığı” kabul edilmesi gerektiği son günlerde yüksek sesle tartışılmaya başlandı. Elimizi vicdanımıza koyduğumuzda bunu talep eden sağlık çalışanlarına hak vermemek mümkün değil.

İçinde bulunduğumuz bu olağanüstü durumda bulaş riski had sahfada olan  alanlarda çalışanlar kim? Tabi ki sağlıkçılar. Buna rağmen şiddete maruz kalanlar, darp edilenler, izinleri iptal edilenler, istifaları yasaklananlar da onlar. Dolayısıyla ne İsa’ya, ne de Musa’ya yaranamıyorlar.

2003 yılında ortaya çıkan Sars Salgını sonrasında birçok sağlık çalışanının yüksek düzeyde stres ve psikolojik sıkıntı yaşadıkları, hatta bu sıkıntıların uzun dönemlere yayılarak etkilerini sürdürdüğü kamuoyunu bir hayli meşgul etmişti. Bu kez Sağlık Bakanlığının 14 Ekim 2020’deki verilerine göre Covid-19 hastası sağlık çalışanı sayısının 40 bini geçtiği öğrenildi.

Elbette her birey bulaş riski taşıyor. Fakat sağlık çalışanlarının bulaş riskinin bizlere göre 4-5 kat daha fazla olduğu herhangi bir tespite gerek kalmaksızın herkesin malumu. Bakınız tüm bu nedenlerden dolayı İtalya, Fransa, Almanya, Belçika, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Güney Afrika ve Malezya gibi yaklaşık 130’a yakın ülke, Covid-19‘un meslek hastalığı olduğunu kabul etmiş durumda. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü salgınının başlangıcından itibaren sağlık çalışanlarının korunması yönünde uyarılarda bulunmuş, Uluslararası Çalışma Örgütü ve benzeri kuruluşlar da Covid-19‘un meslek hastalığı olarak kabul edilmesini tavsiye etmişti.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu  3’üncü  maddesine göre meslek hastalığı, “Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalıktır.”  5510 sayılı Kanunun 14. maddesinde ise, “… sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.”

Dünya Sağlık Örgütünün bu konudaki hükümleri de açıktır.”Meslek hastalıkları, zararlı bir etkenle bundan etkilenen insan vücudu arasında, çalışılan işe özgü bir neden-sonuç, etki-tepki ilişkisinin ortaya konabildiği hastalıklar grubudur.”

Dolayısıyla sadece sağlık çalışanları değil, ağır metaller, çözücüler ve gazların yoğun olduğu sektörlerde, gürültülü ve titreşimli alanlarda, soğukta ve sıcakta, yüksek ve alçak basınçta, radyasyon yoğun yerlerde, bakteri ve virüs kaynaklı ortamlarda, biyoteknoloji kullanılan alanlarda çalışanlar da kimyasal, fiziksel ve biyolojik hastalıklara yakalanma riski altındadırlar. Bu gibi işyerlerinde çalışanların karşılaşacakları tehlikeler ve bu tehlikelerin yaratacağı risklerden işverenler sorumludur.

Ya çalışanlar! Onların hiç mi sorumlulukları yoktur?

Onlar da kişisel olarak hijyen kurallarına uymalı, iş çıkışlarında duş almalı,  elbise dolaplarında iş kıyafetleri ile günlük kıyafetlerini ayrı ayrı bölümlerde saklamalı, periyodik muayenelere ve kontrol muayenelerine zamanında gitmeli, hekimlerin bildirdiği tavsiye ve tedavilere uymalıdırlar.

***

Konuyu daha fazla dağıtmadan, 18 Kasım itibarîyle Covid19‘dan 165 kayıp vermesine rağmen hekiminden hemşiresine, teknisyeninden temizlik görevlisine kadar canla başla çalışan kahraman sağlıkçılarımıza geri dönelim.

Bakınız, yukarıda belirtilen meslek hastalıklarıyla ilgili kanun maddelerinin hiç birinde Covid–19 diye bir ibare yoktur. Çünkü hiç kimse böyle bir salgının ortaya çıkacağını yıllar öncesinden öngörmemiştir. Fakat Uluslararası Çalışma Örgütünün bizim de taraf olduğumuz ve onayladığımız 151 No’lu Çalışma İlişkileri (Kamu Hizmeti) Sözleşmesi, 161 No’lu Sağlık Hizmetlerine İlişkin Sözleşmesi ve 187 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Çerçeve Sözleşmesi her daim elimizin altındadır. Acaba yeni bir yasa çıkarmaya dahi gerek kalmaksızın, idarî bir düzenleme ile hiç olmazsa sağlık çalışanlarının talepleri yerine getirilemez mi? Bu zorlu süreçte motivasyoları arttırılamaz mı?

***

Kanuni Sultan Süleyman’ın hasta yatağında söylediği söz olarak bilinen “Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet cihânda bir nefes sihhat gibi” sözünün anlamı herkesçe malûm.

Bu bir nefes sıhhat elbette herkesin hakkı.

Dünyanın bütün paraları kaybolan bir sağlığı yerine getirmeye yetmeyebilir de, sağlıksız şartlarda çalışıp sağlıklı olmak mümkün mü?

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
VERSAY’IN TÜYLERİ - 30 Kasım 2020
KADINA ŞİDDET! - 27 Kasım 2020
DEMOKRASİYE GEEEEEL… - 26 Kasım 2020
İSTATİSTİK - 25 Kasım 2020
MESLEK HASTALIĞI - 23 Kasım 2020
AGANİGİ-NAGANİGİ - 19 Kasım 2020
BUMERANG - 18 Kasım 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ