Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

İHANETLER KARŞILIKSIZ VE GİZLİ KALMIYOR

Nevzat Özpelitoğlu

Nevzat Özpelitoğlu

Osmanlı ecdadımızın Avrupa fütuhatında çok önemli yer tutan iki tane Viyana kuşatması vardır. Birincisi; 1529’da Kanuni Sultan Süleyman’ın hava şartlarının uygun olmamasından dolayı kuşatmayı kaldırıp geri çekildiği ilk Viyana kuşatması, ikincisi ise iç ve dış ihanet zincirlerinden dolayı bozguna uğradığımız ikinci Viyana kuşatması. Sultan IV Mehmet’in en değerli paşalarından Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın 70 bin kişilik bir orduyla yaptığı kuşatma tarihin dönüm noktalarındandır.

Osmanlı’nın ve özellikle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın yaptığı plâna göre kuşatmaya Kırım Hanı Murat Giray Han da yardım edecek ve Tuna nehri üzerinden gelebilecek düşman kuvvetlerinin Tuna nehrini geçmesini önleyip, Osmanlı ordusuna destek olacaktı. Fakat işler hiçte plânlandığı gibi olmadı. Giray Han düşman ordularının Tuna nehrini geçip Osmanlı ordusunu arkadan kuşatmasına göz yumdu, hatta destek oldu. Ayrıca Velinimeti olan Osmanlı’ya olan kinini de kustu. Murat Giray Han yüksek bir tepeden bozgunu seyrederken büyük bir keyifle; ‘’Bu Osmanlıların yanında Eflâk ve Boğdan keferesi kadar dahi değerimiz kalmadı. Viyana’ya destek için gelen bu kefereyi def etmek bizim için işten bile değildir. Biz şimdi Osmanlı’ya destek olmayalım da, Kırım Hanı’nın desteği olmadan Osmanlı nasıl zafer kazanırmış görsünler.  Belki o zaman Tatarların kadrini kıymetini bilirler’’ diyerek düşmana yardımcı olmuştu. Sonuç; Tuna nehrini geçip Osmanlıyı arkadan kuşatan Haçlı destek güçleriyle, Avusturya orduları birleşince büyük bir hezimet ve büyük bir bozgun yaşandı.

Kırım Hanlığı daha sonra bu ihanetinin bedelini, Ruslar tarafından istilâ edilerek ödedi ve tarihin tozlu sayfalarına gömüldü. Kırım hanlığı tarihten silindi ve fakat Kırım Tatarlarının yüzü günümüze kadar da hiç gülmedi. Katliamlar, sürgünler Tatar milletinin yakasını bırakmadı. Tıpkı bazı Arap aşiretlerinin düşmanla birlik olup Osmanlı’yı arkadan vurdukları ve bu güne kadar yüzlerinin gülmediği gibi.

Birleşik Haçlı orduları karşısında bozguna uğrayıp çekilme durumunda kalan Osmanlı ordusunun önemli bir bölümü Haçlılar tarafından imha edilmiş ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa gibi değerli bir kumandanda bu bozgunun faturasını hayatıyla ödemişti.

Şimdi gelelim bu ihaneti neden gündemimize aldığımıza: Avrupa Milli

Görüş teşkilatlarının kuruluşunda çok büyük gayretleri ve hizmetleri olan bir arkadaşımızın, her nedense 31 Mart İstanbul mahalli seçimlerinden sonra akla ziyan konuşmalarında kullandığı dil ve üslup. Bu tarz üslûp siyasi ahlâkla uzaktan yakından ilişkili değildir. ‘’Hele hele, önce ahlak ve maneviyat ekolüne hiç yakışmamaktadır.’’

Unutulmamalıdır ki, Erbakan hocamızın yarım kalan tüm girişimleri yanı sıra, yapmak isteyip de şer odaklarının engellemesiyle yapamadığı tüm milli icraatları teker teker yapan AK Parti ve dolayısıyla Tayyip Beydir. Erbakan hocamızın eserlerine eserler katan Tayyip Beyin Partisi, AK Parti’ye karşı bu şaşkın hatibin sarf ettiği yakışıksız sözlerin kabul edilmesi mümkün değildir. Tayyip Beyin tüm haçlı dünyası yanı sıra, ABD ve diğer haçlı sürülerine karşı verdiği şanlı mücadeleyi göremeyen veya gördüğü halde hazmedemeyen bu şaşkın hatibin sarf ettiği sözleri aklıselim hiçbir kimsenin kabullenemeyeceği aşikârdır. Şaşkın hatibin çılgınca bağırmalarına kimlerin sevindiğini görmek dahi insanın iyiyi güzeli ve mutlak doğru olanı ve doğru yeri bulmasına yeterde artar.         

 

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi
internet haber