AGROAYVALIK kapsamındaki Zeytin Üretim Zirvesi’nde; Türk zeytincilik tarihinin en büyük sektör birlikteliğinin ilk güçlü ayak sesleri duyuldu. Üreticiden ihracatçıya, akademisyenden sanayiciye kadar tüm paydaşları aynı çatı altında buluşturacak yeni oluşum, zeytin ve zeytinyağında ezberi bozacak tarihi bir dönemin fitilini ateşledi.
Zeytin ve zeytinyağı sektöründe uzun süredir beklenen birlik ruhunun ilk güçlü yansıması, AGROAYVALIK 2026 kapsamındaki Zeytin Üretim Zirvesi’nde ortaya çıktı. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleşen zirvenin en dikkat çeken anı ise Uğural moderatörlüğünde gerçekleştirilen sektör buluşması oldu. Zeytin ihracatçısı Ali Nedim Güreli, zeytin üreticisi Mustafa Alhat ve Balıkesir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Mücahit Kıvrak’ın aynı masada bir araya geldiği oturumda, sektörün geleceğine yön verecek yeni yapılanmanın güçlü mesajları verildi.
DERNEĞE İHTİYAÇ DOĞDU
Zeytincilik alanındaki tüm paydaşları çatısı altında toplayacak bir sivil oluşuma şiddetle ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken sektörün önde gelen isimlerinden Ali Nedim Güreli, “Türkiye’de tarım artık ciddi bir maliyet baskısı altında. Üreticinin maliyeti katlanıyor ama satış fiyatı aynı oranda artmıyor. Dünyada tarımı desteksiz bırakan hiçbir ülke yok ama Türkiye’de destekler giderek ortadan kalktı. Herkes markalı üretim yapın diyor ama üreticiye bunun şartları sunulmuyor.
Bugün sektörün en büyük sorunu plansızlık ve sürekli değişen kararlar. İhracata yasak geliyor, üretici ne yapacağını bilmiyor. Çiftçi kazanmazsa sanayici de kazanamaz. O yüzden gerçek anlamda üreticinin hakkını savunacak bağımsız bir yapıya ihtiyaç vardı. Biz meşaleyi yaktık. Önemli nitelikli bir sayıya ulaştık. Bu dernek bir ihtiyaçtan doğdu” diye konuştu.
ZEYTİN AĞACI BU TOPRAKLARIN GÜVENCESİ
Fazla ürün çıktığında başlayan endişesinin yersiz olduğuna vurgu yapan Güreli, “Bir ülkede ürünün bol olması kriz değil, berekettir. Türkiye’de ise fazla ürün çıktığında endişe başlıyor. Bu normal değil. Zeytincilik büyüyor ama politika hâlâ darlık psikolojisiyle yönetiliyor. İhracat yasakları üreticiye büyük zarar verdi. Coğrafi işaret alıyoruz ama piyasada sahte ürünler dolaşıyor. Denetim eksik, üretici yalnız. Biz bu derneği üreticinin sesi olsun diye kurduk. Çünkü bu sofrada üreticinin de hakkı var.
Türkiye’nin zeytinyağında teknoloji eksiği yok, kaliteli üretici eksiği de yok. Sorun organizasyon eksikliği. İnsanlar iyi üretim yapıyor ama plansızlık yüzünden sürdürülebilirlik sağlanamıyor. Kooperatif sistemi çağın gerisinde kaldı. Sektörde herkes konuşuyor ama sorunlar açık açık tartışılmıyor. Yasaklarla, günübirlik kararlarla bu sektör büyümez. Biz artık korkmadan konuşulması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü zeytin ağacı bu toprakların güvencesi. Bu mücadele sadece ticaret değil, memleket meselesi” ifadelerini kullandı.
ÇÖZÜM ODAKLI BİR YAPTI
Herkesin söz söyleyebileceği yeni bir yapıya ihtiyaç duyulduğunu belirten zeytin ve zeytinyağı üreticisi Mustafa Alhat, “Zeytin ve zeytinyağı sektöründe en büyük eksik, herkesin rahatça konuşabileceği ortak bir platformun olmayışıydı. Sorun şu ki herkes konuşuyor ama ortak bir sonuca ulaşılamıyor. Coğrafi işaretlerden üretim sorunlarına kadar birçok başlıkta kurumlar arasında uyum eksikliği var. Var olan yapılar da sektörün gerçek sorunlarını çözmekte yetersiz kalıyor. Herkesin söz söyleyebileceği, ortak akıl üretebileceği yeni bir oluşuma ihtiyaç duyduk. Sektörün çok fazla sorunu var ve bunların hiçbirini tek bir kişi çözemez. Bu yüzden fikirlerin özgürce konuşulduğu, çözüm odaklı bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz” dedi.
TAHTEREVALLİ DÜZENİ BİTSİN
Herkesin takımın bir parçası olduğu bir düzene geçilmesinin faydalarına değinen Alhat, Bu sektör sadece üreticiden ibaret değil. Çiftçi var, sanayici var, ihracatçı var, makineci var, fide üreticisi var. Herkes aynı zincirin parçası. Eğer herkes katkısı kadar hakkını alırsa sektör sağlıklı yürür. Yıllardır sektörde bir tahterevalli düzeni oluştu. Bir taraf kazanırken diğer taraf kaybetti. Ama bugün geldiğimiz noktada artık herkes zor durumda. O yüzden artık çekişmeyi bırakıp aynı takımın parçası olduğumuzu kabul etmemiz gerekiyor. Bizim hedefimiz kazan-kazan modeli oluşturmak. Herkes kendi açısından konuşacak ama sonunda ortak akıl ortaya çıkacak. Çünkü bu sektör ancak birlikte hareket edilirse güçlenebilir.
Lisanslı depoculuk bunlardan biri. İzlenebilirlik artık sektör için zorunlu hale geldi. Zeytinyağının hangi bahçeden çıktığını, hangi fabrikada işlendiğini, nasıl depolandığını bilmek zorundayız. Çünkü güvenilir üretimin temeli buradan geçiyor. Bugün en büyük eksiklerden biri standart ve ortak uygulama kültürü. Coğrafi işaretlerde yaşanan karmaşa bunun örneği. Önce konuşup ortak akıl oluşturmazsak herkes farklı hareket ediyor ve sistem sağlıklı işlemiyor. Bizim hedefimiz kaliteli üretimi sadece üretimde değil, depolamada, izlenebilirlikte ve pazarlamada da sürdürülebilir hale getirmek” ifadelerini kullandı.
BİLİMSEL ALTYAPI KURGULANMALI
Ortak aklın kurumsal bir yapıya dönüştürülmesi gerektiğine vurgu yapan Balıkesir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Mücahit Kıvrak, “Artık sektörün sorunlarını sadece konuşan değil, bunları raporlaştırıp devlete resmi metinlerle sunan bir yapıya dönüşmek zorundayız. Çünkü talepler kurumsal bir kimlikle ve bilimsel altyapıyla ortaya konduğunda sonuç alma ihtimali güçleniyor. Bu nedenle dernek bünyesinde teknik ve bilimsel komiteler kurulacak. Ambalajdan analiz süreçlerine, ihracattan depolamaya kadar her konu ayrı başlıklarda ele alınacak. Çiftçiden sanayiciye, akademisyenden ihracatçıya kadar herkes kendi uzmanlık alanında çözüm üretimine katkı verecek. Üniversitelerde yapılan çalışmaların da ortak bir sistem içinde değerlendirilmesi gerekiyor. Aynı konuda tekrar eden çalışmalar hem zaman hem kaynak kaybı oluşturuyor. Bizim hedefimiz; bilimsel veriyi sektörle buluşturan, ortak aklı kurumsal yapıya dönüştüren ve Türkiye’nin her bölgesini kapsayan güçlü bir organizasyon oluşturmak” diye konuştu.
SOMUT EYLEM ZAMANI
Cumhuriyet tarihinin en yüksek rekoltesine ulaşılabileceğini belirten Dr. Kıvrak, “Türkiye zeytincilikte çok büyük bir üretim potansiyeline ulaşıyor. Uygun iklim koşullarıyla Cumhuriyet tarihinin en yüksek zeytinyağı rekoltesi gündeme gelebilir. Ancak bugün asıl soru şu: Bu ürünü nasıl yöneteceğiz? Lisanslı depoculuk artık zorunluluk haline geldi. Çünkü üretim büyüyor ama depolama, izlenebilirlik ve ticaret altyapısı aynı hızda gelişmiyor. Üreticinin ürününü güvenle teslim edeceği, sanayicinin izlenebilir ürüne ulaşacağı ve ihracatçının güvenle pazarlama yapacağı bir sistem kurulmalı.
Diğer önemli sorun ise kırsaldaki yaş ortalamasının yükselmesi. Köylerde yaş ortalaması 55’e dayanmış durumda. Bu nedenle sadece bugünün üretimini değil, 10 yıl sonra bu üretimi kimin sürdüreceğini de düşünmek zorundayız. Sektörün tüm bölgelerinde ortak planlama yapılmalı. Çünkü artık sadece sorun konuşma değil, her başlık için somut eylem planı üretme dönemindeyiz” dedi.
(AGROAYVALIK)

Yorum yapın