Özelleştirilen termik santrallerin ekonomiye kazandırılması sürecinde, Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında bu santrallerin çevreye uyumlarının gerçekleştirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Çevreye uyum, çevre mevzuatı kapsamında yatırımcı ve idare arasında iki taraflı gerçekleştirilecek izin süreci değildir. Uyumun konusu “çevre” olduğundan, bu kapsamda esas alınması gereken Kanun, Çevre Kanunu’dur. Anılan 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun, Çevre Kanunu’nu hükümlerine bağlı kalınarak bir uyumdan bahsettiği aşikardır. Çünkü, çevre mevzuatına uyum, yurttaşların, yatırımcının ve idarenin hak ve ödevlerini düzenleyen bir alanla düzenlenir.

Özelleştirilen termik santrallerin ekonomiye kazandırılması sürecinde, Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında bu santrallerin çevreye uyumlarının gerçekleştirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Çevreye uyum, çevre mevzuatı kapsamında yatırımcı ve idare arasında iki taraflı gerçekleştirilecek izin süreci değildir. Uyumun konusu “çevre” olduğundan, bu kapsamda esas alınması gereken Kanun, Çevre Kanunu’dur. Anılan 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun, Çevre Kanunu’nu hükümlerine bağlı kalınarak bir uyumdan bahsettiği aşikardır. Çünkü, çevre mevzuatına uyum, yurttaşların, yatırımcının ve idarenin hak ve ödevlerini düzenleyen bir alanla düzenlenir.

Bu doğrultuda, 2020 yılı başından itibaren yürürlüğe giren termik santrallerin çevre mevzuatına uyumuna ilişkin Kanun hükmünün uygulamasının bir Yönetmelikle yapılacağı düzenlenmiştir. Atıkların Düzenli Depolanması Yönetmeliği de Kanunun bu hükümlerine göre, anılan uyumun gerçekleştirme iddiasıyla hazırlanmıştır. Yönetmelik kapsamında, Bursa Tabip Odası, Bursa Barosu, Çan Çevre Derneği, Ekoloji Kolektifi, TEMA, TMMOB gibi çevre dernekleri ve meslek odaları tarafından yönetmeliğin iptali için davalar açılmıştır. Açılan bu davalarda, Danıştay İDDK, yapılan düzenlemenin Kanun’un amaçladığı çevre mevzuatına uyumu gerçekleştirme niteliğinden uzak olduğunu, işletmelere bilimsel açıdan belirsiz bir rapora dayalı olarak izin verilmesinin, çevre mevzuatına uyum niteliği taşıyamayacağını belirterek anılan yönetmelik değişikliği hakkında yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir. Anılan davalarda, Savcılık Makamı da ilgili yönetmeliğin iptali yönünde görüş açıklamıştır.

Yargısal süreç, bu yönetmeliğin iptaline doğru giderken, 19 Mart 2021 günlü Resmi Gazete'de davaya konu yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı ve yeni bir yönetmelikle özelleştirilen termik santrallerin çevreye uyumunun düzenleneceğine dair yeni bir yönetmelik yayımlanmıştır. Bu yönetmelik kapsamında yine benzer hükümler getirilmiş ve çevreye uyum konusu yatırımcının alacağı bir kolaylaştırılmış izin süreceğine tabi tutulmuştur.

Fakat, gerek Anayasa Mahkemesi’nin özelleştirilen veya özelleştirilecek termik santrallerin çevre mevzuatına uyumla ilgili Kanunun yürürlük tarihinin ötelenmesine dair yasada verdiği kararının gerekçesi gerekse de Danıştay İDDK tarafından çevre mevzuatına uyumu esas alan yönetmeliğin yürütmesini durduran kararın gerekçesinde,  uyumun basitçe işletmeci ve idare arasında yükümlülüklerden ibaret olmadığını göstermektedir.

Çevre mevzuatına uyum süreci, çevresel kamu düzeni kavramıyla ilişkili görülmüş ve çevreselaçıdan uyum yurttaşların çevre hakkını kullanmasını olanaklı hale getirecek bir biçimde uyumu içermek zorundadır.

Bu doğrultuda da yatırımlara çevre mevzuatına uyum kapsamında yeniden çevre izinleri verilecekse, bu doğrultuda seçilen yer ve teknoloji açısından halkın haızrlanan çevresel uyum raporunu hukuki açıdan değerlendirebileceği, katılım yollarını açık tutan, raporla ilgili görüş ve önerilerini sunabileceği, varsa raporun ekonomik ve sosyal açıdan eksikliklerini gözeten bir izleme mekanizması barındırmalıdır. Bu kapsamda yatırımla ilgili yeniden izin verme süreci, sadece yatırımcının teknik düzenlemelerinden

ibaret sayılamaz. Bugüne kadar yatırımın çevre mevzuatına uyumu sağlanmamış olduğundan dolayı ortaya çıkan, çevresel bozulmayı risk analizine tabi tutarak bu konuda kamu düzenini koruyacak mekanizmayı sağlamak zorundadır.

Çevresel kamu düzeni kapsamında değerlendirilmeden oluşturulan yeni bir yönetmelik sürecinin, bu haliyle kabul edilmesi ve yürürlüğe girmesi, yeni bir istisnanın kabul edilmesine yol açmıştır. Bu durum, temel hakların ve bu eksende çevre haklarının kullanılmasını engelleyecek ve hak ihlallerine yol açacaktır.  Diğer yandan da çevre mevzuatına uyum kapsamında bu yönetmeliğe tabi olarak işletmelere yeniden bir izin süreci tanımlanacaktır. Çevresel kamu düzeni açısından eksiklikleri olan bu projelerle ilgili yurttaşların çevre haklarını kullanması ve hem bu izin süreçlerinden haberdar edilmesi hem de bu izinlere karşı yargısal yolla karar alma sürecine katılması söz konusu olabilecektir. 

Bu rapor, 40 yılı aşkın bir süredir fosil yakıta dayalı büyüme stratejinin özelleştirme evresinde, bu santrallerin yeniden işletmeye alınmasına dair verilen izinlerin bütünlükten uzak ve çevre mevzuatına uyum perspektifinden yapılmadığını göstermektedir. Bu doğrultuda, yeniden izin sürecinin hak ihlallerine yol açacağı, bu ihlallerin yasal ve Anayasal dayanakları bu çalışmada gösterilerek izah edilmektedir.