Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

FEN LİSESİ “Ah! Şu Öğrenciler”

Erhan Yırcalı

Erhan Yırcalı

Fen Lisesi’nde çalışıyorum. Öğretmen arkadaşlarla beraber, öğrencilere her türlü imkanı sunmaya çalışıyoruz. İdari personel de üstüne düşeni fazlasıyla yapıyor.
Fen Lisesi olarak ülke çapında bir yerlere gelme gayreti içinde herkes. Öğrencilerin bazıları da akla hayale gelmeyecek şeyler yapıyor. Okuldan kaçıp, gece yarılarında okula gelip açık bıraktığı kantin camından içeri girenler, yangın merdivenini kaçmak için kullananlar, kredi yurtlar kurumuna gidip kantininde eğlenenler, kalorifer borusuna yangın hortumunu bağlayıp ikinci kattaki yatakhaneden aşağıya inenler, okulun hamamında birbirlerine sıcak, soğuk atıp şakalaşırken sıcak sudan yandım diye ailesini arayanlar… Hangi birini anlatayım.
Yine okulda bir pazartesi sabahı teneffüs anında bir öğrenci ankesörlü telefondan ailesini aramış konuşuyor. Bende oradan tesadüfen geçiyorum. Öğrenci beni görmüyor ve bağıra bağıra, ağlaya ağlaya anlatıyor. “Anne, bize burada kuru ekmek veriyorlar. Kuru ekmek de boğazımızdan geçmiyor. Yiyecek hiçbir şey yok. Çok kötü bir durum var.” gibi olumsuz şeyler söylüyor. Ben bunları duyunca o kadar şaşırdım ki, anlatamam. Çünkü, kahvaltı açık büfe. Ekmek taze ve Fırıntaş’dan sıcak olarak geliyor. Bu yüzden de ekmek tüketimi artmıştı. Açık büfe uygulamasına alışamayan öğrenciler yatakhanede ki dolaplarına her türlü yiyeceği stokluyordu. Yemek listesi de öğrencilerin isteği doğrultu da hazırlanıyordu. Her gün ayrı yemek veriliyordu.
Öğrencinin telefon konuşması bittikten sonra bende dayanamayıp sordum. Niçin böyle bir şey yaptın? Diye. Cevabı çok açıktı. Hocam ben, böyle söylediğim de ailem bana daha çok para gönderiyor.
Tamam da bizi eziyorsun evlat. Sonra da o aile veli toplantısında bu konuları feryat figan ederek anlatıyor. Bizde kendimizi savurmaya çalışıyoruz.
Peki! İyi anılarımız yok mu? Vardır elbette ama bende önce öğrenciler gibi kötü anıları yazmak istedim nedense…

//////

İŞADAMLARI ve SİYASET

Balıkesir ve Bursa yaşadığım iki şehir. İkisinde artıları ve eksileri var. Her iki şehirde de aktif siyaset yapan kişiler tanıyorum. Bunların pek azı iş insanı. Anladığım ve gördüğüm kadarı ile iş insanı siyasetle uğraşmayıp, para kazanmanın yollarını arıyor.
Yıllar önce ünlü bir iş insanının makamında oturuyoruz. Telefon çaldı. Arayan, Tansu Çiller’di. O kişiye birinci sıra milletvekili adaylığı teklif etti. Kişi kibar bir dille teklifi ret etti. Ben şaşırmıştım ve neden böyle bir şey yaptığını sordum.
Bana şunları söyledi: “Ben iş insanıyım. Eski milletvekili, eski bakan, eski belediye başkanı diye anılmak istemem. Benim hangi iktidar olursa olsun o iktidarla yakın olup işlerimi yürütmem lazım. Ayrıca; siyasi bir görüşle de anılmak istemem “dedi.
Ben memur gözü ile olaya bakmıştım, o ise iş insanı gözü ile. Bakış açılarımız çok farklıydı ve o kişiye hak verdim. Gerçekten haklıydı. KISA BİR S ONRA TELEFON YİNE ÇALDI. Bu kez arayan Mesut Yılmaz’dı. Yılmaz’da yine o kişiye birinci sıra milletvekili adaylığı teklif etti. Yine aynı şeyler oldu. Kişi, Mesut Yılmaz’ı kibarca ret etti.
Artık konuyu kavramıştım ve heyecana gerek yoktu. İş insanı siyaset uzak durmalı ve işlerini yürütmeli idi.
Aslında, bu iyi insanın, bu işi iş insanın bence siyasete girmesi gerekirdi, düşünenler olabilir. Ben süreci bildiğim için söylüyorum. O yıllarda DYP ve Anavatan Partisi, siyaset sahnesinden çekilmek zorunda kaldı. O kişi bu partilerden birinden milletvekili, bakan olsaydı o şekilde anılacak ve belki de siyasetle uğraşırken işleri bozulacaktı.
Siyaset aslında hem iyi hem kötü. Siyaseti bırakılım da sevenler yapsın.

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi
internet haber