Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

DEDEM NECATİ

Erhan Yırcalı

Erhan Yırcalı

Benim dedem imam’dı. Uzun yıllar Martlı Camisi’nin imamlığını yaptı. İyi bir insandı. Allah Rahmet Eylesin. Bu yazımda sizinle dedemle ilgili bir anımı anlatmak istiyorum.
O yıllarda seyyar satıcılar revaçta ve mahalle mahalle gezipq birşeyler satmaya gayret ediyorlar. Bir satacak ki evine ekmek parası götürecek.
Dedemle evin önünde oturuyoruz. Bir seyyar satıcı geldi. Tereyağ satıyordu. Dedem satıcı konuştu, parasını verdi ve 2 kg. tereyağ aldı. Babaannemi çağırdı ve tereyağları içeriye götürmesi istedi.
Babaannem tereyağları götürdükten ve seyyar satıcı gittikten sonra yanımıza geldi. Dedeme evde tereyağ olduğunu bildiğin halde niçin tereyağ aldın? diye sordu.
Dedem de bu kişiyi tanıdığını durumunun çok iyi olmadığını ve kensine doğrudan pqara verse uygun olmayacağı için tereyağ satın aldığını belirtti.
Eskiden işler böyle yürürdü. İnsanlar birbirini gözetirdi. Şimdi ise böyle inceliklere rastlamak mümkün değil.

/////

HER İŞTE BİR
HAYIR VARDIR

Afrika’nın uzak bir ülkesinde bir zamanlar hüküm süren bir kral vardı. Kralın çocukluktan beri birlikte büyüdüğü hiç yanından ayırmadığı bir dostu vardı. Bu dostu iyi veya kötü her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:
– Bu işte de bir hayır var!
Bir gün kralla dostu ava çıktılar. Kralın dostu tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir hata yaptı. Kral da ateş ederken tüfek geriye doğru patladı. Kralın başparmağı koptu. Kral acı içindeyken dostu her zamanki sözünü söyledi:
– Her şeyde bunda da bir hayır var!
Kral öfkeyle bağırdı:
– Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, başparmağım koptu?
Dostuna çok kızdı ve arkadaşını zindana attırdı. Bir sene sonra, kral uzak bir bölgede birkaç adamıyla avlanıyordu. Avlandıkları bölgede yamyamların kabilesi vardı. Kralı ve adamlarını yakalayıp ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Köyün meydanındaki direğe bağladılar, yakmak için odun yığdılar. Bu esnada kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, uzuvlarından biri eksik olan insanı yediklerinde başlarına kötü olaylar geleceğini düşündüklerinden yemiyordu. Bu nedenle, kralı serbest bıraktılar. Diğer adamları ise yakıp yediler. Kral sarayına döndüğünde, kopuk parmağı sayesinde kurtulduğunu anladı. Dostu haklı çıkmıştı. Hemen pişmanlıkla dostunu kapattığı zindana koştu. Dostunu zindandan çıkardı ve başından geçenleri anlattı.
– Haklıymışsın dostum! Parmağımın kopmasında bile bir hayır varmış. Seni zindana attığım için özür diliyorum. Yaptığım haksızca ve kötü bir şeydi.
– Hayır, beni zindana atmanızda da bir hayır var.
– Delirdin mi? Seni bir sene boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir.
– Düşünsene, zindanda olmayıp da seninle birlikte avda olsaydım ne olacaktı…

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi
internet haber