Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

‘‘DAHA ADİL, DAHA SAĞLIKLI BİR DÜNYA İNŞA ETMEK’’

‘‘DAHA ADİL, DAHA SAĞLIKLI BİR DÜNYA İNŞA ETMEK’’

 

Dünya Sağlık Günü, her yıl 7 Nisan’da Dünya Sağlık Örgütü’nün sponsorluğunda kutlanan küresel bir sağlık bilinci günüdür.

1948’de DSÖ Birinci Dünya Sağlık Asamblesi’ne sahip oldu. Asamble, her yıl 7 Nisan’ı 1950’den itibaren Dünya Sağlık Günü olarak kutlamaya karar verdi. Dünya Sağlık Günü, Dünya Sağlık Örgütü’nün kuruluşunu belirtmek için düzenlenmiştir ve kuruluş tarafından her yıl küresel sağlık için büyük önem taşıyan bir konuya dünya çapında dikkat çekme fırsatı olarak görülmektedir.

2018 ve 2019 yıllarındaki teması “Evrensel Sağlık Güvencesi: Herkese, Her Yerde” olarak belirlenmiştir. 2020 teması ise “Hemşire ve Ebe Yılı” idi.

Dünya Sağlık Örgütü, 2021 yılında Dünya Sağlık Günü temasını ‘‘DAHA ADİL, DAHA SAĞLIKLI BİR DÜNYA İNŞA ETMEK’’ olarak belirlemiştir.

Ancak COVID-19 salgınıyla birlikte sağlık sistemi ve yapısını oluşturan neoliberal politikaların, bu temanın tam aksi yönünde bir sistem olduğu acı bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Ülkelerin bu süreçteki uygulamaları, ekonomik gelişmişlik düzeylerine ve politik yönetim yaklaşımlarına göre çeşitlilik göstermektedir. Ne yazık ki birçok ülkede bu uygulamalar, halk sağlığı adına erişilebilir, ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmetlerini mümkün kılmak amacıyla belirlenmesi gereken sürdürülebilir politikaları üretmek üzere değil; özelleştirilmiş sağlık sektörüne vatandaş adına ücret ödeme şeklinde geçici ve parçacı önlemler şeklinde olmuştur.

Ülkemizde iktidarın böylesi bir küresel salgına karşı toplum sağlığını önceleyen kararları almadığı/alamadığını her geçen gün üzülerek görmekteyiz. Aylar öncesinden küresel bir sorun olduğu tespit edilen virüse karşı etkili bir bir acil eylem planı yapılamamış ve sağlık öncelikli bütçe yönetimi planlanamamıştır.

Öte taraftan “Evde Kal””Hayat Eve Sığar” şeklinde yalnızca sözde kalan önlem enfeksiyon zincirini tamamen kırmak adına bütüncül ve sıkı bir politikayı kapsamazken; evde kalabilenler ve kalamayanlar olarak sınıfsal farklılıkları da apaçık bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Milyonlarca insan her gün toplu taşımada, iş yerlerinde ve kamusal mekânlarda hastalık riski ile karşı karşıya kalarak çalışmak zorunda bırakılmışlardır. Aynı süreç güvencesiz işçiler, işsizler, esnaflar ve özel ihtiyaç grupları için daha da zor geçmektedir.

Şehir Hastaneleri ön plana çıkarılarak koruyucu sağlık hizmetleri yok sayılmakta, sağlığa ayrılan bütçenin önemli bir kısmı “hasta garantili” şirketlere ödenmektedir. Bir çok ilde kolay ulaşılabilir ve üst düzey sağlık hizmeti veren hastanelerin kapatıldığı bir dönemde Covid-19 ile karşılaştık.

Dünyanın dört bir yanında düşük gelir, kötü barınma koşulları, yetersiz eğitim ve istihdam olanakları, cinsiyet eşitsizliği, temiz suya, yeterli gıdaya ve sağlık hizmetlerine erişememe gibi sorunlar nedeniyle yaşam mücadelesi veren insanların pandemi nedeni ile daha fazla ölümlerine yol açmakta, toplumların gelişimine ve ülke ekonomilerine de ağır bir darbe vurmaya devam etmektedir.

COVID-19 pandemisi tüm ülkeleri güçlü bir şekilde etkilerken, asıl darbeyi ise hastalıklara karşı çok daha savunmasız, nitelikli sağlık hizmetlerine erişimden mahrum bırakılan ve pandemiyi kontrol almak için verilen mücadelenin yan etkilerini en çok hisseden toplumsal olarak dışlanmış gruplara indirdi.

Sağlık emekçileri, bütün yetersizliklere ve yüksek bulaşma riskine rağmen uzun saatler boyunca çalışarak ve sevdiklerinden ayrı kalarak bu mücadelenin en ön saflarında yer almaktadırlar. Ancak 130’dan fazla ülkede kabul edilmesine karşın; ülkemizde halen Covid-19 Meslek Hastalığı olarak kabul edilmemektedir.

COVID-19 salgınında olağandışı yeni bir artış dönemine girilmiştir. Türkiye risk haritasında neredeyse tüm iller yönetemeyenler tarafından kırmızıya, turkuaz tablo ise epeydir kara tabloya dönüştürülmüştür. Bu sorumsuzluğun yükü altında yine sağlık çalışanları kalmaktadır. Salgına karşı mücadele eden yüzlerce sağlık çalışanı COVID-19 nedeniyle tükenmeye, hastalanmaya ve hayatlarını kaybetmeye devam etmektedir. Sağlık çalışanlarının COVID-19’a yakalanma oranı topluma göre 10-14 kat daha fazladır.

Ülkemizde 3 milyon 500 bin kişiden fazla insanımız hastalanırken 32 binden fazla (resmi rakamlarla) canımızı kaybettik.

Ve 200 bine yakın sağlık çalışanı hasta olurken 397 sağlık çalışanını kaybettik. İlimizde de 1.000’in yakın sağlık çalışanı hastalanırken, 5 sağlık çalışanımızı da kaybettik.

Daha adil, daha sağlıklı bir dünya inşa etmek için Sağlık Meslek Örgütü olarak açık, şeffaf ve net şekilde önerilerimizi sunmakta, sağlık otoritesinin bilimsel gerçeklere kulaklarını tıkamamasını talep etmekteyiz.

Please follow and like us:
Please follow and like us:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
gazete