Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

BÖYLE SEÇİM DÖNEMİ GÖRÜLMEMİŞTİR (1)

Mustafa Koçal

Mustafa Koçal

Mahalli idareler seçim süreci başladığından bu yana böyle seçim süreci yaşanmamıştır. Ülke ayrıştırıldı. HDP eşittir PKK denildi. Bunu normal bir söylem kabul edebiliriz.

Fakat cumhur ittifakı dışında kalan partilere yöneltilen ithamları normal kabul etmek mümkün değildir. Çünkü bu partiler terör örgütü ve FETÖ örgütü ile işbirliği yapmakla itham edildi. Propaganda dönemi boyunca bu ithamlar devamlı söylendi.

31 Martta seçim yapıldı. İstanbul’u millet ittifakının adayı kazandı. Bu arada Anadolu Ajansı’nın verileri YSK’dan almadığı ortaya çıktı. Bu Anadolu Ajansı verileri nereden aldığını açıklamadı. Seçim gecesi cumhur ittifakının önde gittiği Anadolu ajansı tarafından yayın organlarına servis edildi. Aradaki fark kapanınca Anadolu Ajansı veri göndermeyi kesti. Sonuçları YSK açıkladı. İstanbul’u iki tarafta kazandığını ilan etti. YSK millet ittifakının adayının kazandığını açıklandı. Cumhur ittifakı itiraz etti. Sandıklar tekrar sayıldı. Sonunda millet ittifakının adayı İmamoğlu’na mazbatası verildi.

İktidar partisi “Mutlaka bir şeyler oldu. Fakat fark edemedik” dedi. Üç valiz itiraz belgelerini YSK ya teslim ettiler. YSK bunları inceledikten sonra iktidarın isteği olan yalnız Büyük şehir belediye başkanlığı seçiminin yenilenmesini kabul etti. Bunun nasıl olduğu konusuna girmeyeceğim. Bundan sonraki gelişen olayları anlatacağım.

Bu kararla YSK kendisini inkâr etmiş oldu. İmamoğlu’nun elinden mazbatası alındı. YSK bu kararı 7 yenilensin 4 yenilenmesin olarak aldı. Bu 7 kişi yapılan müzakerelerde hiç konuşmadığı gibi kendilerine yöneltilen sorulara dahi cevap vermediler. Dilleri ile ikrar etmediler. Oyları ile ikrar ettiler. Gerekçeli kararda sandık kurullarına kamu görevlisi olmayanların atanmış olduğu gösterildi. Yenilenen seçimin 23 Haziran’da yapılacağı ilan edildi.

Cumhur ittifakı oyların çalındığını iddia etti. Fakat oyların nasıl çalındığını ve kimler tarafından çalındığını söylemiyorlar. Artık seçimde Cumhur ittifakının karşısında ne millet ittifakı ne bir parti yoktu. Tek başına bir İmamoğlu var. Eleştirilerinde hep İmamoğlu vardı. Çünkü İmamoğlu’nun mağdur olduğu ülkenin tamamında kabul edilmişti. Davranışları ile söylemleri ile de ülkenin beğenisini kazanıp kendisini ülkenin tamamına kabul ettirmişti.

Bu arada iktidar Öcalan ile avukatlarının görüşmelerine izin verdi. Avukatların Öcalan ile görüşmesine böyle kritik bir dönemde izin verilmesi manidardır. HDP eşittir PKK diyenler şimdi HDP’nin oylarına göz dikti. “Kürdistan” diyen bir HDP’liye Cumhurbaşkanının verdiği cevap “ Kürdistan Irak’ın kuzeyinde Kürdistan’ı istiyorsan defol git” şekline idi. Cumhurbaşkanı doğru bir söz söyledi.

Fakat Binali Yıldırım Diyarbakır’da yaptığı konuşmada. “Atatürk Ankara’da yapılan toplantıya Kürdistan temsilcisini ve Lazistan temsilcisini de davet etmiştir” diyor.  Bu söylem bir çelişki değil mi?  Oy almak için mi söylendi? Yoksa kafalarında olanı mı ifşa etti?  

Ekrem İmamoğlu bayramda baba ocağı Trabzon’a gitti. Nasıl gittiğini İçişleri bakanı Süleyman Soylu açıkladı. “İmamoğlu Trabzon’a Selahattin Demirtaş’ın kucağında geldi” dedi. İktidar Ekrem İmamoğlu’na yalanla, dolanla durmadan iftira atıyor. Bilmiyorlar ki onlar iftira attıkça İmamoğlu daha da yüceliyor. “İmamoğlu’nu karalayacağız” diye bütün Trabzonlulara hakaret ettiler. “Bunların tamamı Ekrem İmamoğlu gibi Müslüman gözüken Pontus’lular. (Rumlar)  İstanbul’u Konstantinopolis yapacaklara bırakmayacağız” diyorlar.

İstanbul’u Yunalılar alacakmış! İstanbul’u kimse alamaz alamayacaktır da. Bir Türk vatandaşının böyle itham edilmesi utanç vericidir. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “elimdeki bilgileri açıklasam İmamoğlu’na oy vermekten vazgeçersiniz” diyor. Sayın bakan sizin elinizde öyle belgeler olsa yerde değil gökte açıklarsınız. Gündüz değil gece sabaha kadar onu açıklarsınız.

Allah kimseyi bu duruma düşürmesin.  İslam’da iftira atmak yoktur. İftiraya uğrayan kişinin, iftira atan kişi üzerinde hakkı doğmuştur.  Allah böyle kişileri af etmeyeceğini buyuruyor. İktidar kendi arasında dahi çelişkili beyanlarda bulunuyor. Birisi “Pontus diye bir sorunumuz yok” diyor. Bir diğeri “Pontus düşüncesinde olanlara bu işi bırakmayacağız” diyor. Bu konuya yarın devam edeceğim. Bu gün iktidar tarafında olanları gündeme getirdim. Yarın YSK tarafına bakacağız. Saygılarımla.

Türkiye laiktir laik kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu laikim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenlere! Ne mutlu varlığım Türk varlığına armağan olsun diyenlere!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
İTİBARDA TASARRUF OLMAZ - 17 Eylül 2019
MİLLET İRADESİ - 9 Eylül 2019
ÜLKENİN HALİNE BAKIN - 28 Ağustos 2019
KURBAN BAYRAMI - 10 Ağustos 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi