Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

BALIKESİRLİ SOSYALİST: ESAT ADİL

Nilüfer Kuzu

Nilüfer Kuzu

Esat Adil 1904 yılında Balıkesir’in Balya ilçesine bağlı Müstecap köyü Müstecapzade ailesinden Müderris Ali Efendi’nin ve Hafız Şehribani Hanım’ın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Ali Efendi Balıkesir’de yetişen ilim adamlarından biri. Yeniköylü Hacı Süleyman Efendi’den icazet almış. Önceleri Balıkesir’in Yeşilli, Mutaflar ve Yıldırım Camilerinin medreselerinde çalışmış. Karesi İdadi (Balıkesir Lisesi) açıldıktan sonra da oraya Farsça öğretmenliğine tayin edilmiş ve 1892 yılına kadar burada öğretmenlik yapmıştır. Farsça ve Arapça kültürüne egemen olan Ali Efendi’nin musiki hakkında da bilgi sahibiymiş. 1906 yılında hayata gözlerini yummuş; Esat Adil henüz iki yaşındayken. Ali Efendi’nin ölümünden sonra aile ilk zamanlar maddi sıkıntılar yaşamış.

Ali Efendi’nin Esat Adil’den başka üç oğlu daha vardır. Bunlardan Haydar Adil, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Karesi (Balıkesir) milletvekili olarak bulunmuş. Esat Adil ilk ve orta öğrenimini Balıkesir’de yapmış, 1919’da daha çocuk denecek yaşta Kuvayi Milliye hareketine katılmıştır. Kuvayi Milliye’nin yayın organı olan İzmir’e Doğru gazetesinin kadrosunda yer almıştır. Emin Karaca’nın “Unutulmuş Sosyalist: Esat Adil” adlı kitabında verdiği bilgiye göre, lise eğitimini gördüğü sırada, Balıkesir’deki okulun lise bölümü kapatılması ve  ‘Eğitim Enstitüsü’ haline getirilmesi üzerine lise öğrenimini tamamlayabilmek için İstanbul’a gitmiş…

1924’te Ankara Hukuk Fakültesi’ne girmiş, burada öğrenimine devam ettiği sırada Balıkesir’de yayımlanan ‘Irmak’,  ‘Çağlayan’ dergileri ve ‘Türk Dili’ gazetesinde yazıları yayımlanmıştır.

Hukuk fakültesinden arkadaşı Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Cumhuriyet gazetesinde 30 Ocak 1977 tarihli yazısında Esat Adil hakkında şöyle diyor:

-“Ankara Hukuk Fakültesi’ni yatılı olarak okumuştu. (O tarihte fakülteye bağlı bir yatılı öğrenci yurdu vardı, sonra kaldırıldı). (…) daha fakültede iken toplumcu düşünceler taşır ve düşündüğünü saklamazdı. Fakültede ilk öğrenci derneği onun çabalarıyla kuruldu. Ozan ruhlu, her zaman şen ve aydınlık bakışlı bir gençti. Güzel şiirleri çıktı.”

 

1928’de Ankara Hukuk Fakültesi’nden mezun olup, ailesinin maddi desteğiyle hukuk doktorası için Belçika’ya gitmiştir. “Deniz Hukuku” doktorası yaparak, Türkiye’nin ilk deniz hukuku doktoru olmuştur. Burada hukuk bilgisini daha da geliştirerek, cezaevleri ve mahkûmlar üzerine incelemelerde de bulunmuştur. Ayrıca Brüksel’de II. Enternasyonel liderlerinden Emile Vandervelde’nin konferanslarına katılmıştır.

Türkiye’ye döndükten sonra Balıkesir’e yerleşen Esat Adil, 24 Şubat 1933’de açılan Balıkesir Halkevlerinin Kurucu başkanlığını yapmıştır. Aynı zamanda halkevi tarafından yayımlanan Kaynak Dergisi’nin de yazı işleri müdürlüğünü yapmıştır. O’nun halkevi başkanlığı yılları Balıkesir’in en parlak dönemidir. Çok çalışmış Balıkesir halkı için…

1933’de günlük gazete olarak Savaş gazetesinin yayımlamaya başlamış. Savaş gazetesini bir nevi edebiyat okulu haline getirerek bu konuda kabiliyetli gençler yetiştirmesidir. Perşembe günleri gazetede edebiyat sayfası açılmış. Savaş’ın özelliklerinden bir diğeri de Balya maden işçilerinin grevleri ile yakından ilgilenmesi, işçi hakları ile ilgili yazılar yazması, sosyal adaleti savunması ve halk evi başkanı olduğu halde dönemin yöneticilerini ve politikacılarını eleştirmesiydi. Esat Adil’e Halkevi başkanı olarak CHP’li yöneticileri eleştirdiği gerekçesi ile dava açılmış. (Açılan davanın ardından Halkevi Başkanlığından ayrılacaktır…)

Abdullah Yurdakök’ün “Balıkesir’de Basın Tarihi” adlı kitabında verdiği bilgiye göre, Savaş gazetesi kapandıktan sonra askere gitmiş, askerlik dönüşü bir müddet Fransızca öğretmenliği yaptıktan sonra temyiz mahkemesinde raportörlük, adliye müfettişliği ve İmralı Cezaevi’nin müdürlüğünü yapmıştır. İmralı Cezaevi’nin kuruluşuna, Esat Adil’in mahkûmların topluma faydalı bir biçimde eğitilmesi gerektiğinin, fakat bunun mevcut cezaevlerinin ıslah edilerek mümkün olamayacağı kanısına varması üzerine karar verilir. İmralı’da, insanca muamelesi sebebiyle mahkûmların gönlünü kazanmıştır. Nazım Hikmet, Hikmet Kıvılcımlı ve Kemal Tahir’e de hapishanede yattıkları sırada yardımcı olmuş. Ne yazık ki, kendisi de ilerici, devrimci görüşlerinden dolayı Sultanahmet cezaevi, Sansaryan Han’da hapis yatmıştır…

İstanbul’da Tan gazetesine yazılar yazmış, ‘Gün’ ve ‘Gerçek’ gazetelerini yayımlamıştır.

Çok partili dönemin ilk sosyalist partisi olan Türkiye Sosyalist Partisi’nin kurucu genel başkanlığını yapmıştır. Gerçek gazetesinin 1950 tarihli sayısında sosyalisti tanımlıyor ve Türkiye’de sosyalist partinin gerekliğine dikkat çekiyor:

-“Sosyalist, her şeyden önce büyük halk yığınlarının adamıdır. Kuvvetini milletten almayanın, gayret ve hizmetlerini yurduna tahsis etmeyene, sosyalist değil ancak vatan haini denir.

(…) Hiç şüphe yok ki, sosyalizm; milletimizin gelenek ve göreneklerine olduğu kadar, iktisadi ve içtimai menfaatlerine en uygun kalkınma yoludur. Nazariyesi ilme, programı milli realite icaplarına uygun ve anlayışlı, olgun bir kadroya malik bir Sosyalist Partisi bu memlekette herhalde çok büyük faydalar sağlayabilir.” 

O’nun Türkiye Sosyalist Partisi, bağımsız, gerçek bir sosyalist, işçi, emekçi partisiydi. Ne var ki, sıkıyönetimce kapatılır. Aziz Nesin’in dediği gibi, şu üç günlük dünya konukluğumuzda ne zaman sıkıyönetim olmadı ki…

23 Eylül 1958’de yazdığı yazısında, Aziz Nesin Esat Adil’in ardından “siyasal tarihimizde çok önemli bir yeri olması gerekir; ‘vardır’ demiyorum, ‘gerekir’ diyorum. Yaşadığımız çağın gerçek tarihini yazmak isteyenler, elbet O’nun siyasi yaşamına gereken değeri vereceklerdir… Halkımızın gelecek mutlu yarınları için çalıştı” diyor.

Balıkesirli olması ile daima gurur duyduğu ve övündüğü Balıkesir’in böylesine değerli bir evladı, ferdi sağlığında anlaşılamadan 22 Eylül 1958’de ebediyete intikal etmiştir.

 

Esat Adil Müstecaplıoğlu 23 Ocak 1935 tarihli Savaş, gazetesinde şöyle diyor:

-“Çürük para sağlam parayı kovar. Bu şu demektir: Kâğıt para çıkınca altın ortadan kaybolur. Kötü demokrasilerde ise bu kanun şöyle formüle bürünür: Çürük kafa sağlam kafayı kovar. Çünkü kötü demokrasilerde en çok para eden şey demagojidir. Bir defa sağlam kafalar bir yana çekilince değer pazarında anarşi başlar. Birtakım ucuza malolmuş kafalar hemen değerleniverirler. Vilayetimizin dört yanında sağlam kafaların değer pazarından uzaklaştıkları ve birer köşeye çekildikleri görülüyor. Bu bir siyasal ve sosyal oluştur. Bir manevi dampingtir. Sonu iyi değildir.”

 

Birileri lider yaratma çabası içindeyken, Esat Adil Müstecaplıoğlu’nu sevgi ve saygıyla anıyorum!

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
İKTİSADÎ KALKINMA - 25 Eylül 2019
TÜRKİYE NE MEMLEKETİ? - 19 Eylül 2019
GENÇLİK! - 15 Nisan 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi
internet haber