Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

ASRIN VEBASI-2

Aslan Torun

Aslan Torun

Yaşım 65.

Bizim yaşımız ve bizden daha yaşlı olanların sokağa çıkma yasağının bugün bir haftası geride kaldı. Bu süre zarfında çok acele olarak bir defa yakınımızda ki markete gidip ekmek alma dışında evden hiç çıkmadım. Çıkmamaya çalışıyorum. Çünkü bu getirilen sokağa çıkma yasağının bizim sağlığımız için ne kadar önemli olduğunu iyi biliyorum. Elimizden geldiğince bu yasağa uymaya çalışacağız ama daha yasağın bir haftası bile dolmadan iyice bunaldık ve ne yapacağımızı bilemez hale geldik. Öyle bir illete musallat olduk ki bütün dünya şaşkın,  perişan ve kimse ne yapacağını bilemeden,  yarınlarının ne olacağını kestiremeden,  korkuyla,  çaresiz,  şaşkın bir halde olacakları ve sonlarının ve akıbetlerinin daha da kötüye gitmesinden korkuyorlar. Bütün dünyayı bir ölüm korkusu sarmış durumda. Hiç kimse yarınından emin değil. Şimdiye kadar gördüğünüz yangın, sel felaketi,  deprem ve savaşların hiç birisi bu kadar korkunç olmamıştı, hiç bu kadar sıkıntılı günler yaşamamıştık. Çeşitli teoriler ortaya atılıyor,  her kafadan bir ses çıkıyor. Kimisi Çinin yükselişini engellemek için Amerika nın bir oyunu, kimisi Allah ın insanlığa bir cezası,  kimisi daha başka ne teoriler üretilmeye devam ediyorlar. Ama öyle veya böyle gerçekten durum vahim ve işin hiç şakası olmadığı belli. Bizim yapacağımız tek şey kurallara uymak ve evden dışarı çıkmamak. Allah inşallah bir an evvel bu belayı başımızdan savarda eki günlerine döneriz.

Bu öyle bir cezaevi ki insanlığın yarısı eve mahkûm oldu. Hem de öyle bir mahkûmiyet ki evlerin pencerelerinde demir parmaklıklar yok, ne etrafı yüksek duvarlarla çevrili, ne de kapıda silahlı asker nöbet tutmuyor, ama korkudan dışarı çıkamıyoruz. Koşar adımla yakında ki markete kaçamak yapıp gidip dönüyorsunuz. Evimizde hayat,  yaşama kuralları değişti. En yakınınla bile karşılaşmak istemiyorsun. Evde iki kişi bile ayrı odalara yerleşti. En yakın komşuna bile hal hatır soramıyorsun, zaten iyi olmayan apartman ve komşu ilişkileri nerdeyse bitme noktasına geldi. Eşler birbirine,  yaşlılar çocuklara virüs bulaştırırım diye korkuyor. Evde kullanılan havlular,  kaplar,  tabaklar ayrıldı. Anne babalar ziyaret edilmiyor, iki sokak ötede ki torununa gidemiyor, hasret gideremiyorsun. Camiler kapandı ibadet evde yapılıyor, namazı evde kılıyoruz. Yakınlarının cenaze namazına katılamıyorsun. Virüse kapılanlar çırpın çırpına ölüyor. Cesetler kefenle değil torbayla gömülüyor, üzerine kireç dökülüyor.

Görünmeyen bir mikrop dünyayı esir aldı, dize getirdi. Hudutlar kapatıldı, dış ve iç seyahatler sona erdi.

Ulaşıma hasret kaldık, çalışmaya hasret kaldık, sokağa hasret kaldık, dükkâna markete hasret kaldık, spora yürüyüşe hasret kaldık, camiye hasret kaldık, eğlenceye hasret kaldık, kahveye hasret kaldık, bir dostla sohbete hasret kaldık, heyecana hasret kaldık, dost akraba ziyaretine hasret kaldık, iki sokak ötede ki evladımıza torunumuza hasret kaldık ve hepsinden önemlisi gülmeye, sevinmeye hasret kaldık.

Dünyanın altı üstüne geldi. Bu korku nasıl geçecek bu kara bela nasıl sonuçlanacak. Amerika,  Avrupa, bütün dünya şaşkın. Her yerde tam bir panik havası var. Arka arkaya son hızla tedbir kararları açıklanıyor. Başta Amerika olmak üzere ülkeler para musluklarını bu virüsü yenmek için açtılar ama nafile, sağlık parayla geri gelmiyor.

Biz ülke olarak yaşantımız ve inancımız gereği ne kadar büyük ve güzel hasletlere sahip olduğumuzu az çok hatırlamış olduk. Kaybolmaya yüz tutan değerlerimizi küçücük bir virüs bize hatırlattı. Sabretmeyi, şükretmeyi, nefes almayı, gülmeyi, konuşmayı, sohbet etmeyi, yürümeyi, seyahat etmeyi, dostları görmeyi, çalışmayı, para kazanmayı, alın teri dökmeyi, eğlenmeyi, spor yapmayı, çocukları ve torunları sevmeyi, yaşlılara sahip çıkıp ziyaret etmeyi, anne babanın elini öpmeyi ve bunların ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamış olduk.

Asıl mesele kalp temizliği. Evet, sağlık bilgisi kurarlarına uyacağız, el ve beden temizliğimiz ihmal etmeyeceğiz. Eski güzel adetlerimize ve aile yapısına dönüş yapacağız. Sabredeceğiz, şükredeceğiz, ibadet edeceğiz, kimseyi kandırmayacağız, zulmetmeyeceğiz, Kalp kırmayacağız, açgözlülük yapmayacağız, çalmayacağız, kul kakı yemeyeceğiz, kanaatkâr olacağız, kibirden vazgeçeceğiz, israf etmeyeceğiz, sosyal adaletten ayrılmayacağız. Seveceğiz sevileceğiz, hep birlikte kardeş olacağız. Hem yaşayacağız, hem yaşatacağız. Bu güzelim ülke hepimize yeter.

En kısa zamanda bu beladan kurtularak, eski güzel günlerimize dönmek ümidiyle herkese sağlık ve esenlikler diliyorum.

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
İSTANBUL’ UN FETHİ - 1 Haziran 2020
RAMAZAN BAYRAMI - 28 Mayıs 2020
19 MAYIS BAYRAMI - 19 Mayıs 2020
ANNELER GÜNÜ - 11 Mayıs 2020
ASRIN VEBASI-4 - 5 Mayıs 2020
RAMAZAN GELDİ - 25 Nisan 2020
SEVGİ VE TEBESSÜM - 20 Nisan 2020
ASRIN VEBASI (3) - 18 Nisan 2020
SAĞLIK VE HAYAT - 9 Nisan 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ