Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

YENİLENEBİLİR ENERJİ, YUTULABİLİR DÜNYA

Zeki Doğan

Zeki Doğan

“Yenilenebilir Enerji “ diye diye telef olduk. “Zenginin malı züğürdün çenesini yorar” misali dilimize pelesenk olan bu sihirli kelime ile anlatılan aslında nedir biliyor musunuz? Doğa.  

Kısaca yenilenebilir enerji, “Doğanın kendi evrimi içinde bir sonraki gün de aynen mevcut olabilen enerji kaynağı” olarak tanımlanmaktadır.  Örneğin güneş, rüzgâr, jeotermal kaynaklar, okyanusta oluşan gel-gitler ve dalgalar gibi. Dolayısıyla yenilenebilir enerji kolay ulaşılabilen olması yanında, diğer fosilleşmiş yakıtlar gibi belli bir rezerve sahip değildir. Dünya var oldukça yenilenebilir enerji de var olacaktır.

***

Daha düne kadar küresel enerji kaynaklarımız kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardı. Daha sonra bunlara Güneş, Rüzgar, Biyokütle, Jeotermal, Hidrolik, Hidrojen ve Okyanus Enerjisi eklendi. Bu enerjiler doğal süreçlerden oluşan enerji akışlarından elde edilmeleri yanında, karbondioksit emisyonlarını azaltarak güya çevrenin korunmasına yardımcı oluyorlardı. Bu bakımdan bazıları “yenilenebilir enerji” tanımına karşı çıkıp, “yenilenebilir olsa da aslında temiz enerji” dediler. Hatta bu konuda bir çok çevre derneğini bir araya toplayarak “Temiz Enerji” adı altında bir de platform kurdular.

Peki, RES, GES, JES ve Biyokütle Enerji Santralleri olarak adlandırılan yenilenebilir enerji acaba gerçekten temiz miydi?

Şehirden biraz uzaklaşıp Susurluk‘a doğru gaza bastığınızda ne kadar dağ tepe varsa hemen hemen hepsinin üzerinde rüzgârdaki kinetik enerjiyi önce mekanik enerjiye, daha sonra da elektrik enerjisine dönüştüren rüzgâr türbinlerini görürsünüz. Mantar gibi türeyen ve bir dönüşüne bilmem kaç dolar yazılan bu devasa rüzgâr türbinleri gerçekten masum mu? Elbette değil. Bunu ben söylemiyorum. Hayatı Yale Üniversitesi, Princeton Üniversitesi ve Johns Hopkins Üniversitesi’nde geçen, “Rüzgar Türbini Sendromu” kitabının yazarı Dr. Nina Pierpont söylüyor. Ve diyor ki; “Dönen bu devlerin 2 km yakınında yaşayan birçok insan hastalanıyor.” Nina Pierpont‘a göre rüzgâr türbinleri “Rüzgâr Türbini Sendromuna” neden oluyormuş. Bunun belirtileri ise uyku bozukluğu ve yoksunluğu, baş ağrısı, kulak çınlaması, kulaklarda basınç, sersemlik hissi, baş dönmesi, bulantı, bulanık görme, kalp çarpıntısı, asabiyet, konsantrasyon ve hafıza kaybı, hareket duyarlılığıyla ilişkili panik nöbetleri, uyanıkken veya uykuluyken ortaya çıkan titremelermiş. Çocuk, yetişkin ya da yaşlı ayırımı yapmaksızın hemen hemen herkes bu sendromdan etkileniyormuş. İsveç ve Hollanda’da rüzgâr türbinlerinin yakınında yaşayan insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda, trafik, tren ve uçak gürültüsünden çok daha düşük seviyede olan rüzgâr türbini gürültüsünün insanları inanılmaz derecede rahatsız ettiği, kalp damar hastalıklarına neden olduğu, çocukların öğrenme becerilerini etkilediği kanıtlanmış.

Günümüzde dağ başlarından yerleşim yerlerine inecek kadar yaygınlaşan RES’lerin yarattığı sağlık problemleri yanında, doğaya verdiği tahribat da irdelenmeye başladı.  RES’leri leyleklerin getirip kondurduğunu düşünmeyen herkes şunu farkında. İnsanların talanından nispeten kurtulmuş gözüken dağlarımız bile artık kuşatma altında. Buralardaki habitat da yerle bir olmak üzere. Çünkü rüzgâr türbini inşa etmek için onbinlerce ağacın kesildiğini, o güzelim arazilerin betonlaştığını görme özrü olmayan herkes görebiliyor.

Anımsarsanız Havran ilçemiz sınırlarında kalan Eybek tepesine yapılmak istenen 75 adet rüzgâr tribününe halk tepki göstermişti. Kazdağı Milli Parkı ve Kazdağı Göknarı Tabiat Koruma Alanı sınırında yapılması düşünülen RES’lerin kuşları, arıları, yarasaları ve diğer canlıları etkileyeceği, doğayı mahvedeceği, kuşların göç yollarındaki bu projeden geri adım atılmasının gerektiği öne sürülmüştü. Projeyi gerçekleştirmek isteyen şirket ise ÇED raporu alabilmek için 75 RES direği sayısını 40’a düşürmüş, buradan yıllık 524.630.000 kWh elektrik enerjisi üretileceğini müjdelemişti. Bu türbinlerden 7 tanesi tarım alanında, 33 tanesi ise ormanlık alanda yer alıyordu.

Rüzgâr türbinlerinin kışın kanatlarından buz atarak yaralanmalara neden oldukları, bazen kanatlarının yanarak kopmaları, direklerinin yıkılma riski taşıdıkları ayan beyan ortadayken, Eybek dağına kurulması planlanan RES’lerin Edremit‘e bağlı Yaşyer Mahallesi‘ne 3 bin 100 metre, Hacıarslanlar Mahallesi‘ne 4 bin 750 metre uzaklıkta olması ne derece doğruydu?

Projenin ÇED dosyasında ön lisans sahası 13 bin 836,3 hektardı. Bir türbinin kapladığı alan ise yaklaşık 1520 metrekareydi. Basit bir çarpma işlemiyle 40 adet türbin için de yaklaşık 60 bin 800 metrekarelik bir alan gerekiyordu. Bu bölgeye ulaşabilmek için 25 km’lik bir yol açılması gerçeğini de unutmazsak,  ne kadar ağaç kesileceğini düşünün artık. Erdek Kapıdağ Yarımadasında inşa edilen RES’ler nedeniyle dağların ve ormanların ne hale geldiğinin acaba hala farkına varamadık mı?

***

Eybek Dağındaki çiğdemler, katır tırnakları, kekikler, böğürtlenler, pağatyalar, ladenler, defneler, at kestaneleri, söğütler, kızılağaçlar, tesbih ağaçları, karaçamlar, meşeler, kayınlar, gürgenler, kocayemişler önemsiz mi?  Kerkenezlerin, Şahinlerin, Atmacaların, Kartal ve Kuzgunların canları yok mu?  Ekosistemde yer alan endemik bitkilerin, yeraltı ve yerüstü sularının, göçmen kuşların, tarım, hayvancilık ve ormanlık alanların bir kıymet-i harbiyesi yok mu? Kazdağlarında hala yaşıyor olma ihtimali bulunan ve yöre halkı tarafından “Andık” olarak bilinen Çizgili Sırtlan ve Boz Ayı‘ların neslinin tükenecek olma ihtimali içimizi ürpertmiyor mu? Kuş göç yolları üzerinde yapılacak RES’lerle kuşların ölmesine veya yönlerini şaşırmalarına sebep olma hakkını nereden buluyoruz? Gece çıkardıkları seslerle yollarını bulan, yedikleri böceklerle çiftçinin dostu olan yarasalara vefa borcumuz yok mu?

Yenilenebilir enerji masum gösterilerek HES’lere “Hayır”, RES’lere “Evet” deniliyorsa bu sloganın pek de yenilebilir ve yutulabilir tarafı olmadığı ortada.

Enerji tamam da, kimin için?

Dünya var oldukça yenilenebilir enerji var olacak da, yokoluşa sürüklenen dünya üretilen bu enerjilerle nasıl kurtulacak?

Please follow and like us:
Please follow and like us:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
YAŞA(YAMA)MAK! - 31 Aralık 2020
SOKAK İSİMLERİ - 29 Aralık 2020
“VAR” MI, “YOK” MU? - 28 Aralık 2020
SANSÜR - 24 Aralık 2020
OMURGA - 21 Aralık 2020
EKMEKNAME - 18 Aralık 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
gazete