Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

“VAR” MI, “YOK” MU?

Zeki Doğan

Zeki Doğan

2010 Dünya Kupasında Güney Afrika’nın Free stadında oynanan Almanya-İngiltere karşılaşması 2–1 Almanya lehine devam ediyordu. İngilizlerin önemli futbolcusu Frank Lampard, dakikalar 39’u gösterirken aşırtma bir vuruşla topu Manuel Neuer‘in üzerinden kaleye gönderdi. Top önce üst direğe çarptı ve yerden sekerek gol çizgisini geçti. Fakat müsabakanın Uruguay‘lı hakemi Jorge Larrionda, yan hakemine inanarak yaklaşık yarım metre içeriye giren topun tamamının çizgiyi geçmediğine hükmederek “devaaaaaaam” dedi. Maç 2-2 olacakken devre 2-1 Almanya lehine bitti. 2. Yarıda Thomas Müller‘le iki gol daha bulan Almanya karşılaşmayı 4–1 kazandı.

Herkesin gözleri önünde cereyan eden bu skandal hakem hatasıyla ortalık karıştı. Sadece bu karşılaşmada değil, öteden beri devam eden benzeri hakem hatalarının en aza indirilmesi için bir şeyler yapılmalıydı. Futbolun akil adamları oturup tartıştılar. Bu beyin fırtınalarının sonucunda “Gol Çizgisi Teknolojisi” devreye sokuldu. Evet, sistem işe yarıyordu, fakat yeterli değildi. “Biraz daha geliştirelim. Video Hakem Uygulaması’ başlatalım” dediler. Böylelikle gayrinizami atılan goller daha kolay tespit edilebilir,  nizami atılsa da verilmeyen goller skor tabelasına yazdırılarak adalet sağlanabilirdi. Bunun yanında ofsayt, penaltı ve kırmızı kart gibi oyunun kaderini değiştirecek kararlarda daha hakkaniyetli sonuçlar ortaya çıkabilirdi. Etraflıca tartışıldı ve karar verildi. Artık nurtopu gibi “VAR” sistemimiz olmuştu. Eski ünlü hakemlerden Pierluigi Collina “VAR”ı öve öve bitiremedi. Ballandıra ballandıra anlattı. “VAR sistemi mükemmele çok ama çok yakın” dedi.

Fransa‘da yapılan 2018 Dünya Kupasında “VAR” sistemi görücüye çıktı. Fransa-Avustralya karşılaşmasında es geçilen Greizman‘ın pozisyonunda VAR sistemi devreye girip, (ne tesadüf ki) yine bir Uruguay‘lı hakem Andres Cunha‘yı videonun başına davet etti. Sonuçta pozisyonu izleyen Cunha penaltıya hükmetti. Fransa, Greizman‘ın kullandığı penaltı atışıyla kupanın ilk golünü filelere gönderdi.

Filmin sonunda Fransa’nın şampiyonluğuyla sonuçlanan 2018 Dünya Kupasının akabinde VAR sistemi bir kez daha masaya yatırıldı. Yapılan değerlendirmede doğru karar oranının yüzdesi yüzde 99,3’tü. Sistem işe yarıyordu.

***

Kendi mahallemize dönersek, ülkemizde “VAR” sistemi ilk kez Lefter Küçükandonyadis sezonunda kullanılmaya başlandı. Fakat ne yazık ki tartışmaları sona erdirmeyi bırakın, daha da alevlendirdi. 2018-2019 Futbol sezonunun ilk devresi tamamlandığında tablo şu şekildeydi. “VAR” sistemi kullanılarak 24 gol iptal edildi.16 kırmızı 23 sarı kart gösterildi. Gayrinizami olduğu gerekçesiyle verilmeyen 7 golün nizami olduğu tespit edilerek skor tabelasına yazdırıldı. 7 Penaltı kararı iptal edildi.20 penaltı kararı verildi. 1 Köşe vuruşu da faul gerekçesiyle iptal edildi.

“VAR” Sistemi genel olarak ele alındığında, gol kararlarının “Var”dan önce yüzde 92,1 olan isabet oranı “VAR” sistemiyle yüzde 99,2’ye çıkmıştı. Penaltı kararlarındaki doğruluk yüzde 90’dan yüzde 98,3’e, direkt kırmızı kartlardaki hakkaniyet yüzde 96’dan yüzde 99,1’e, yanlış oyuncuya kart gösterilmesi yanlışlığının düzeltilme oranı ise yüzde 71,4’den yüzde 100’e çıkarılmıştı.

Peki kime göre?

İşte zurnanın zırt dediği yer de burası.

***

TV’lerde hakem kararlarını yorumlayan hakem eskileri dahi pozisyonları defalarca izleyip farklı hükümlere varıyorlardı. Kurallardan ziyade taraftarlık ve takımdaşlık duygularının süzgecinde lâyıkıyla değerlendirilemeyen pozisyonların yarattığı bu kaotik ortam hiç güvenli değildi. İşin daha da vahimi, bu tartışma ve dalaşmalar aslında  “VAR” sisteminin sırt üstü yere serildiğinin resmiydi. Çünkü sistem doğru olsa da, sonuçta bunu kullanan insandı.

Bir diğer konu ise şuydu. “VAR” sistemiyle yanlış oyuncuya kart gösterme yanlışlığı tamamı düzeltilmiş olsa da aslında bu çok ciddî bir sorundu. Demek ki “VAR” olmadan önce yüzde 28,6 oranında yanlış kararlar veriliyor, belki de kulüpler bu yolla mağdur oluyordu. Bir diğer gösterge ise, “VAR” sistemiyle maalesef hakemlerimizin kural bilmedikleri ve pozisyonları iyi süzemedikleri anlaşıldı. Bırakın golü, penaltıyı, ofsaytı.  Bir ikili mücadelede kime kart gösterip kime göstermeyeceğini “VAR” sisteminin yardımı olmadan çözemeyen hakemler, “VAR” sisteminin sayesinde ayyuka çıktı. Sistem alârm vermeye başladı.

Şu garabete bakar mısınız? Hakemlerimiz profesyoneller. Elit hakem statüsündeki Cüneyt Çakır haricindekilerin aylık maaşlarının 15 bin ilâ 20 bin TL arasında olduğu iddia ediliyor.  Ayrıca aylık 7 bin TL civarında antrenman payı aldıkları söyleniyor. Fakat bu profesyonel hakemlerin kural bilip bilmedikleri tartışılıyor.

Haftaya damga vuran Fenerbahçe-Başakşehirspor karşılaşmasını bir kez daha anımsayalım.  Sahada sergilenen hakem performansına taraftar kimliğiyle değil de spor adamı gözüyle bakan Fenerbahçe‘li dostlarımız dahi, “bu kadar da olmaz” demediler mi? 12. Dakikada gerçekleşen ve dünyanın her yerinde karşılığı kırmızı kart olan o pozisyonu izlemesi tavsiye edilen, monitörde izleyen ve kararını değiştirmeyen hakem sizce hakem mi? Üstelik bu hakemin MHK tarafından 11 müsabakaya “VAR” hakemi olarak atanmış olması müsabakaların selâmeti açısından doğru bir karar mı?

***

Fakat olayı sadece hakem özelinde değerlendirip “futbol oynamamış kişiden hakem olmaz”diyerek işin içinden sıyrılamayız. Peki sorarım size, futbol oynamamış kişiden antrenör olmuyor mu? Başkan ve yöneticilerin sizce kaçı futbolun içinden geldi? Aralarında bırakın futbol oynamayı, halı saha kariyeri bile olmayan sözde yorumcuların 7/24 futbol yorumlaması komedi değil mi? Bu güne dek göreve gelen TFF Başkanlarının kaçı futbol oynadı? Müsabakalarda görev yapan temsilci ve gözlemciler arasında futbol oynamamışlar yok mu?   İnanın tuttuğumuz elimizde kalıyor.  Futbolun içinden gelenlerin çoğu dışarıda, futbola Fransız olanların alayı sahada. Oh ne ala Mualla.

İşte futbolumuzun asıl düzeltilmesi gereken defoları. Çare var da, bu çareyi uygulayacak cesaret yok.

Dünyaya dolar ve euro gözüyle bakan ehliyetsiz ve kimliksiz kişilere  “Liyakat…Liyakat…Liyakat” diye yanıt verip, babadan oğula geçen makamları hak edenlere teslim etmeden bu futbol düzelmez. Onun bunun tavassutuyla kıyısından köşesinden futbolun içine dalıp kendini futbol uleması zanneden, hiçbir surette yakışmadıkları sözde spor adamlığı ve yorumculuk görevlerini mahalle kahvesindeki holigan çizgisiyle sürdürenler acilen ayıklanmalı, işe buradan başlanmalıdır.

***

SON SÖZ: “Aslında her şeyden biraz var Türk futbolunda. Ama hiçbir şeyden tam yok” (Frank Rijkaard)

Please follow and like us:
Please follow and like us:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
YAŞA(YAMA)MAK! - 31 Aralık 2020
SOKAK İSİMLERİ - 29 Aralık 2020
“VAR” MI, “YOK” MU? - 28 Aralık 2020
SANSÜR - 24 Aralık 2020
OMURGA - 21 Aralık 2020
EKMEKNAME - 18 Aralık 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Kenan bey dedi ki:

    Abi çok uzun yazıyon.kafamiz karışıyo.sonuna gelinceye kadar baştakini unutuyoruz. Kisa olsun abi. Roman yazma abi köşe yazısi yaz ani. Hürmetler

  2. Zeki Doğan dedi ki:

    Kenan Bey… Siz anlayabileceğiniz kısımları okuduğunuzda öyle sanıyorum ki yazı bir hayli kısalacaktır. Sevgiler…

BİR YORUM YAZ
gazete