Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

ÜLKEDE HİÇ BİR SORUN KALMAMIŞ!

Mustafa Koçal

Mustafa Koçal

Ülkenin bu durumunu gördükçe içim yanıyor.

Ya ben çok duygusalım yada milletimi çok seviyorum.

Vatandaş geçim sıkıntısından inim, inim inlerken şu siyasilerin konuşmalarına baktıkça siyasetten soğumaya başladım. Siyaset bu ise ben böyle siyasetin içerisinde olmamalıyım diyorum. Babanın günahını, suçunu -tabii var ise- çocuğuna çektirmek istiyorlar. Geçmişe dönerek böyle saçma sapan konuları gündeme getirerek bugün konuşulması gerekenleri gündemden kaçırıyorlar. Hala beka sorunu diyorlar. Hala muhalefeti terör örgütleri ile birlikte gösterme çabasındalar.

Vatandaşın feryadını duymuyorlar. Bütün belediyeler sizin olsa ne olur, olmasa ne olur?  Ülkede huzur olmadıktan sonra ne yazar? Vatandaş geçim sıkıntısı çekiyormuş, kimin umurunda? Şirketler iflas bayrağı çekmiş kimin umurunda?

İş yerleri kapanıyor. Hastaneler tıklım tıklım dolu. Hastalar ilaç bulamıyor. SMA hastaları ilaç bulamıyor. Aylardır yardım bekliyorlar.

Üretici dertli, alıcı da ondan dertli duruma gelmiş. Bu sorunlara çare arayan yok. Varsa yoksa seçim kazanmak için kavga etmek. Sağa-sola çamur atmaktan başka bir bildikleri yok. Bunlar bana kalırsa çaresizlikten ileri geliyor gibi.

Ben böyle bir dönemi şimdiye kadar yaşamadım. “Cumhur ittifakının karşısına illet ittifakı kurdular” diyorlar. İttifak konusunu çıkaran kendileri değil mi? Kendileri kurunca iyi, başkası kurunca illet, zillet oluyor! Bu milleti kamplaştırdılar. Hem bekadan bahsediyorlar, ondan sonra da milleti kamplaştırıyorlar. Ülkenin beka sorunu varsa, bu sorun iki partinin sorunu değildir. Top yekûn milletin sorunudur. Böyle sorunlar birlik beraberlikle aşılır. Demek ki; beka sorunu icat edilmiş bir sorun. Böyle olmamış olsaydı, birlik beraberliği sağlamaya çalışırlardı. Aksine birlik beraberliği sağlamak şöyle dursun, ayrıştırma daha da derinleştirilmeye çalışılıyor.

Bu ülke kolay kazanılmadı. Çekilen zorlukların ne olduğu herkes tarafından bilinmesine rağmen ülke gittikçe karanlık bir tünele doğru sürükleniyor. Bu tünele muhalefeti sokmaya çalışıyorlar. Bu tünele hep birlikte girilecektir. Çünkü ayni gemide yolculuk ediyoruz.

Gaflet içerisinde yönetildiğimizi Rusya’dan öğrendik. Adana anlaşması gibi bir anlaşma varken. Bunu bile bilmiyormuşuz. Şimdi yeni öğrendik. Demokrasiden bahsedilmeye başlandı. İktidar ülkeyi yalnız yönetmek istiyor. İktidarı eleştiren muhalefet düşman gibi görülüyor. Her fırsatta muhalefet ile kısır çekişme içerisine giriliyor. Bir gün olsun milletin yararına olacak bir şey konuşulmuyor. Muhalefeti terör örgütü ile birlikte gösteriyorlar. Bu konuyu dana önce yazdım. Terör örgütleri ile masaya oturan iktidardır. Terör örgütüne operasyon yaptırmamak için ordunun elinde operasyon yapma yetkisini alan iktidardır. Valilere “PKK ya operasyon yaptırmayın diyen iktidardır. Cemaat ile senelerce kol kola olan iktidardır. “Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda” diye cemaate atfedilen bu slogan vardı? Ne oldu o slogana? Cemaat ile birlikte orduya kumpas kurulmadı mı? “Ne istediniz de vermedik” diyen iktidar değil miydi? “Bizi kandırdılar Allah ve milletim bizi af etsin” diyen iktidar değil miydi? Şimdi cumhur ittifakını kuran iktidar değil mi? İktidar kurunca iyi, başkası kurunca zillet, illet, nasipsizler oluyor! Bir iktidar ne olursa olsun vatandaşına illet ve zillet demez. Diyenler olursa, onlara karşı çıkar. Çünkü bu ilet ve zillet denilen partilere oy verenler de bu söylemin içerisine girmektedir.

Konuşulan yalnız seçim var. Geçimden hiç bahseden yok. Şimdi fiyatların artmasına sebep olan AVM’ler imiş, üreticiler imiş! Bunlardan hesap sorulacakmış. İyi güzel de şimdiye kadar bunlardan hiç bahsedilmiyordu. Vatandaşın esas canını yakan elektrik, doğalgaz ve dolaylı vergilerdir. Bunlara zammı kim yapıyor? Akaryakıtı en pahalı kullanan ülkelerden birisiyiz. 100 liralık benzin al, 40 lirası benzin parası, 60 lirası vergi. Düşürün akaryakıttaki vergiyi.

Enflasyon yüksek mi? Faizler yüksek mi? İşsizlik rakamları yükseliyor mu? Üreticiler yüksek girdilerden dolayı az üretmeye döndü mü? Tarım ve hayvancılık bitti mi? Her şey den önce yerli tohum üretmek yasaklandı mı?  Hem yerli hem milli denilecek, sonra yerli tohum üretimi yasaklanacak! Türkiye’de hastalığın bu kadar artmasının sebebi yediğimiz besin maddelerindendir. Sebep genetiği değiştirilmiş tohumlardır. Milleti için, için öldürüyorlar. Hala yabancı tohum ekiliyor. Bırakın artı şu yabancı hayranlığını da özümüze dönelim. Yerli ürün yetiştirilmesi için yerli tohum üretimine izin verilmelidir. Bırakın bekayı falan, ülkenin böyle bir sonunu yok. “Esas beka nedir?” derseniz, “yerli tohumdur” derim.  Saygılarımla.

Türkiye laiktir, laik kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu laikim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenlere! Ne mutlu varlığım Türk varlığına armağan olsun diyenlere!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

 

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
MİLLET İRADESİ - 9 Eylül 2019
ÜLKENİN HALİNE BAKIN - 28 Ağustos 2019
KURBAN BAYRAMI - 10 Ağustos 2019
TARIM VE HAYVANCILIK - 8 Ağustos 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi