Reklam
Reklam

Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

TÜRKİYE’NİN ZAFERİ TÜM DÜNYA MAZLUMLARININ ZAFERİDİR

Nevzat Özpelitoğlu

Nevzat Özpelitoğlu

Osmanlı ecdadımızın 600 küsur yıl dünyamıza nizam verdiği şanlı tarihimiz, Türk milleti olarak bizim en önde gelen referansımızdır. Emperyalist Devletlerin yakıp yıktığı ve kan gölüne çevirdiği coğrafyamızı şer güçlerden temizlemek ve onarmak görevi her zaman olduğu gibi yine Osmanlının torunları olarak bizlere düşmektedir.

Cumhurbaşkanımız, Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’la yeniden şahlanan kahraman ordumuz düşmanlarımıza korku verirken, dostlarımızın ve tüm dünya mazlumlarının üzerine bir kurtuluş muştusu olarak doğmakta ve Malazgirt’te, Çaldıran’da, Mercidabık’ta, Niğbolu’da, Sakarya’da şahlanan ruh şimdi yeniden serhat boylarımızda mazlumların ve ezilmişlerin umut ışığı olarak şahlanmaktadır.

Mazlum ve fakir devletleri önce işgal etmek daha sonra yer üstü ve yer altı kaynaklarını sömürmek ve nihayet insanlarını öldürmekten başka hiçbir meziyetleri (!) olmayan Batı dünyası, kan gölüne çevirdiği İslâm coğrafyasından kısmen de olsa bu gün çekilmek zorunda kaldıysa ki kaldı, bu Türkiye’mizin ve dolayısıyla Başkomutan  Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı bilinçli ve cesur bir siyaset sergilemesinden dolayıdır.

Yerli ve güçlü silâhlarımızla yaptığımız Fırat Kalkanı, Zeytindalı, El Bab, Azer, Carablus ve diğer askeri harekâtlarımızın zaferle sonuçlanmış olması dünya Müslümanları yanı sıra az da olsa hak ve adalet kırıntısına sahip bazı Batılı devletlerin halkı tarafından da heyecanla izlenmekte ve takdire şayan bulunmaktadır. Sınırlarımızı ve sınır boylarındaki şehirlerimizi ABD desteğine güvenerek tehdit eden PKK ve onun yedeğindeki KCK/PYD/YPG ve DEAŞ şimdi kaçacak delik arıyorlarsa bu kararlılığımızın yanı sıra askeri üstünlüğümüzün ve askerimizin yeniden cengâver bir ruhla Kızılelma’ya doğru ilerlemesindendir. Nedir Kızılelma?  İlâyı Kelimetullah için el cihad-ı fi sebilillâh diyerek mücadele etmektir. O halde: ‘’Zafer inananlarındır ve zafer yakındır’’ diyerek, hak ve adalet için içerde ve dışarıda mücadeleye devam…

Bir zamanlar yıllarca Osmanlı himayesinde yaşayan ve krallarını dahi Osmanlının tayin ettiği Polonya da (Lehistan) yaşlıların yıllarca söylediği bir ata sözü vardır: Ne zaman Türk akıncıları vistül nehrinde atlarını sularsa belki o zaman ülkemiz huzura kavuşur. Şimdi aynı söz Suriye’den PKK ve yedeğindeki Eşkıya örgütlerin işgalindeki topraklardaki mazlum insanlardan yükseliyor:  Ne zaman Türk askeri Fırat nehrinin kıyısında karargâh kurarsa işte o zaman bizim ülkemiz huzura kavuşur.    PKK eşkıyası ve muadili terör örgütlerinin karadan, ABD ve diğer Haçlı sürülerinin havadan yaptıkları taarruzlarla harabeye döndürülen mazlum Suriye kentlerinin ve Müslüman kardeşlerimizin yegâne ümidi Türk askerinin bir an önce Ata topraklarına gelmesi ve huzuru tesis etmesindedir.

402 sene Osmanlı himayesinde huzur içinde yaşayan bu toprakların insanları, halâ biz Osmanlıyız diyorlarsa ve halâ Sultan  Murat taburu, Sultan Abdülhamid Taburu kuruyorlarsa burada biraz durup düşünmek gerekir, kimdir bu insanlar diye.  Ecdadımızın mirası olan bu topraklar ve bu topraklar üzerindeki insanları daha iyi tanımak için Çanakkale şehitliğinde şöyle bir gezinti yapmak yeterlidir. Bu gün Ülkemize muhacir olarak gelen bu insanların dedeleri, Çanakkale ye vatan müdafaası için birer mücahit olarak gelmişler ve şehit olmuşlardır. Mezar taşlarını okuduğunuzda Sivaslı Ahmet’le, Balıkesirli Mehmet’le, Bağdatlı Muhammed ve Halepli Âliyi yan yana yatarken göreceksiniz. Çünkü onlar bizim kardeşlerimizdir. Bu gün dost dediğimiz haçlı sürüleri Osmanlı mülkünü işgal ettiğinde Bağdatlı, Halepli, Şamlı, İdlipli kardeşlerimiz vatanları olan Osmanlı yurdunu müdafaa için geldiler ve bir daha da dönmediler, dönemediler. Bağdat nere  Çanakkale nere?

Onun için diyoruz ya:

Bu vatan toprağın kara bağrında / Sıradağlar gibi duranlarındır,

Bir tarih boyunca onun uğrunda / Kendini tarihe verenlerindir.

O halde 1915-1916 yıllarında birinci dünya savası esnasında bu insanların dedelerinin Çanakkale’de yedi düvele karşı mehmedcik’le beraber omuz omuz  verdikleri mücadeleyi unutmamalıyız.Yurdumuzun dört bir yanında ihtiyaç sahibi ve misafir olarak bulunan bu kardeşlerimize sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Elhamdülillâh zaten çıkıyoruz. Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi: Onlar muhacir biz ise Ensarız.   Bilenler için; Bu ne büyük şereftir Ya Rabbi…

Bu arada devlet olarak yapılacak bir diğer önemli iş ise Genç Suriyeli delikanlıların Askere alınmasının ve Özgür Suriye Ordusuna (ÖSO) taze kan olarak destek olmalarının sağlanmasıdır. İlk etapta gönüllüler toplanabilir, bilâhare sokaklarda ellerinde 3- 5 bin liralık telefonlarla aylak aylak dolaşarak olumsuz tepkilere yol açanlar eğitime alınır ve vatanları için asker olmaları sağlanırsa çok iyi bir iş yapılmış olur. Zaten Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) yetkililerinin de böyle bir organizasyon için devletimize müracaatları olduğu yönünde duyumlar vardır.

Şu an millet olarak Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanları karşılayıp bağırlarına basan, evini ve ekmeğini paylaşan Medineli Ensar gibiyiz.  Her topluluğun arasında yanlış yapan insanlar elbette vardır. Yanlışlara bakıp tüm topluma özellikle din kardeşlerimize cephe almak bize yakışmaz diye düşünmeliyiz. Bazı tuzu kuruların, kardeşlikten ve Ensar’dan bi haber olanların hoş olmayan tavırları çocuklara ve hatta bebeklere kadar düşmanca davranışları elbette üzüntü vericidir. İnsanları bulundukları konumdan, renginden, lisanından dolayı hor ve farklı görmemek durumunda olduğumuzu önce kendimiz ve daha sonra evlatlarımız bilmek zorundadır. Alış veriş merkezlerinde, Parklarda, bahçelerde ve özellikle çocuk oyun parklarında çok dikkatli olmalı ve bu garip insanların kalplerini kırmamaya dikkat etmeliyiz. Unutmayalım ki, o kırdığımız kâlp belki Allahın razı olduğu kâlptir. 

 

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ