Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

TÜRKİYE’NİN KATAR SEPATİZANLIĞI

Mustafa Koçal

Mustafa Koçal

Arap ülkeleri Türkiye’yi sevmiyor. Bu sevmemek yeni değil. Çok gerilerden geliyor. Sebep ise Müslümanlığı bizim elimizden aldılar düşüncesindeler. Müslümanlığın yalnız Araplara ait olduğunu zannediyorlar.

Katar’ı Arap ülkeleri birliklerine dahi almıyor. Fakat Türkiye ile aralarından su sızmıyor. Şayet yanılmıyorsa Katar’da bizim bir askeri birliğimiz var Katar’ı korumak için. Katar’da bunun için Türkiye yaklaşıyor. Çünkü para konusunda problem yaratmıyorlar. Alınan paralara karşılık olarak Türkiye Katar’a toprak alma konusunda her türlü kolaylığı gösteriyor. Katar’ın Türkiye de edindiği mal varlığı çok fazla. Kanal İstanbul açıklanmadan kanalın çevresinde arazi satın aldığı meydana çıktı.

Türkiye Katar’a kıyak yapıyor. Kolay değil Katar emiri uçağı satışa çıkarınca Türkiye uçağı yokmuş gibi alıcı oluyor. Bu uçağın alınması gündeme gelince eleştiriler yapıldı. Katar emiri de “ben uçağı hediye ettim” diye açıklama yaptı. Kim böyle bir hediye verir diye herkes hayretler içerisinde kaldı. Tank palet fabrikasının işletme hakkı verildi. Satmadık denildi amma inanan olmadı. İstanbul borsasının %10 Katar’a satıldı.

Şimdi de bir “su birliği anlaşması” yapıldığı iddiası var. Bu günlerde Katar’a toprak satışları gündeme gelince AKP’li Mehmet Metiner sosyal medyada “Ne olmuş yabancıya toprak satılınca? Alıp götürmüyor ya” diye bir paylaşım yaptı.

Bu beyefendinin bu toprakların kanla alındığından bihaber olduğunu düşünmek gerekir. Çünkü hazıra kondular. “Emek sarfetmeden kazanılanın değeri olmaz” derler. Buradan baktığınızda bu tümce için bir örnek vereyim:

Gencin birisine babasından bir ev kalmış. Bu evi satmak için kelepir toplayan birisine gitmiş. “Ben evimi satacağım” demiş. Kelepirci “bu ev sana miras mı kaldı? Yoksa kendin mi yaptın?” diye sormuş. “Babamdan kaldı” demiş. “Tamam alırım, kaç para istiyorsun?” demiş. Evi satan kişi “bin lira” demiş. Kelepirci “500 lira veririm” demiş. “Tamam” demiş, parayı almış işlemleri yapmışlar. Aradan zaman geçmiş. Evini satanın arkadaşı “ben evimi satacağım. Senin sattığın kişiye beni götürür müsün?” demiş. İkisi gitmişler, durumu anlatmışlar. Kelepirci “Evi kendin mi yaptın?” diye sormuş. “Evet” cevabı alınca. “Ben senin evini alamam. Şimdi sen bin lira istesin. 700 lira versem olmaz desin” demiş. Evi satacak olan “bin liradan beş kuruş aşağı olmaz” demiş. Çünkü o evde kendi emeği var!

Mehmet Metiner de hazıra kondukları için “Yabancıya toprak satılmış da ne olmuş. Alıp götürecek değil ya” diyor. Biz dönelim tekrar Katar ile yapılan su birliği anlaşmasına, bunu bir türlü anlayamadım. Sularımız mı satılıyor? Şayet olay böyle ise bu çok yanlış olur. Suyun satılması toprak satışına benzemez. “Borular falan değişecek” diyorlar. Benim ilk aklıma gelen elektriği nasıl dağıtım şirketlerine sattıkları gibi suyun dağıtımını da Katar’a mı verecekler, yoksa akarsuları mı satacaklar? Bu konu beni çok endişeye sevk etti. Şöyle olabilir mi? Akar suları ve barajları satarlar. Alt yapıyı Katar yapar. Suyu belediyeler Katar’dan alırlar. Hangisi olursa olsun su işi toprak satışına benzemez. Çünkü suyun muhatabı vatandaş olacaktır. Bu anlaşmanın nasıl yapıldığının bütün detaylar ile açıklanması gerekir. Üstü kapalı anlaşma olmaz. Bu su meselesi her ne şekilde olursa olsun yapılan anlaşma yanlıştır. Neticenin ne olduğunu bekleyip göreceğiz. Amma nasıl olursa olsun yanlıştır. Su ülkenin en doğal milli servetidir. Katar’a bu kadar yer satıldı. Hala Katar’a bazı şeyler verilmeye devam ediliyor. Saygılarımla.

Türkiye laiktir, laik kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenlere! Ne mutlu varlığım Türk varlığına armağan olsun diyenlere! Ne mutlu demokratım diyenlere!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Please follow and like us:
Please follow and like us:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
gazete