Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

TÜRKİYE’DE TARİH YAZIMI, ANLAYIŞI

Nilüfer Kuzu

Nilüfer Kuzu

Türkiye’de tarih yazımı ve anlayışı, kişiyi ya da kişileri övmek ya da sövmek, geçmişini yok saymaktan ibaret. Mete Tunçay’ın dediği gibi, oysa tarihe bakarken, aşklarımızı-nefretlerimizi işe karıştırmamaya çalışmayız. (…) Türkiye Cumhuriyeti gökten zembille inmemiştir. Kendisinden önceki büyük bir devletin (Osmanlı İmparatorluğu’nun) başlıca kalıtçısı, o devletin küçüle küçüle geriye kalan esas bölümünün, yeni bir siyasal düzenlemeyle devamdır. (…) Sorulması gereken asıl soru, T.C.’de neyin değiştiğidir.

1930’lu yıllar tarih ve dil çalışmalarına ağırlık verildiği yıllardır. Türk Tarih Tezi, 1930’larda, bir çalışma gurubu tarafından hazırlanan ‘Türk Tarihinin Ana Hatları’ başlıklı kitapta geliştirilmiştir. Bu tez, Türklerin Orta Asya’dan geldiklerini, gelmiş geçmiş bütün uygarlıkların Türk kökenli olduklarını ileri sürüyordu. (2)  Güneş Dil Teorisi ise, Orta Asya’da sadece tek dili (Türkçe) olduğu savını savunuyordu. 1932’de Maarif Bakanlığının girişimiyle düzenlenen Türk Tarih Kongresi’nde Mustafa Kemal’in inisiyatifiyle Temmuz 1932’de Türk Tarih Tezi’nin tanıtmak için Ankara Halkevi binasında toplanılmıştır. Katılanların büyük çoğunluğunun orta dereceli öğretmenlerden oluştuğu kongrede, 198’i lise ve ortaokul öğretmenleri, 18’i üniversite profesörleri ya da asistanları, çoğu meclis üyesi olan 25 kişi Türk Tarih Kurumu üyesi idi. Bunlardan sadece 33’ü aktif olarak tartışmalara katılmış, diğerleri ise sadece dinleyici olarak izlemişler. Aktif katılımcıların ise 15’i kongreye bildiri sunmuş. (3) Türk Tarih Tezi’nde Osmanlı İmparatorluğu’nun pek de üzerinde durulmaması ve kendi ırkını bu kadar üstün gösterme çabası garip doğrusu. Ders kitapları da bu teze göre hazırlanmıştır. Okullarda anlatılan tarih ezberci olsa da, Türklerin Orta Asya’dan geldiklerinden bahsedildiği hatırımızda kalmıştır. Ama bunun neye göre, nasıl belirlendiği belirtilmemişti. Türklerin Orta Asya’dan geldikleri iddiası bahsi geçen bu tezlerde öne sürülmüştür.

Barış Ünlü şöyle diyor: “Mustafa Kemal başta olmak üzere kurucu liderler, 1906’dan sonra İttihat Terakki’nin hâkimiyetini ele geçiren Türkçü kuşaktan geliyorlardı, yani birer Türk milliyetçiydiler. Anadolu kurtarılıp yeni bir devlet kurulduktan sonra Türkleştirme projesini hayata geçirdiler.” (4)

Bilindiği üzere Mustafa Kemal, Ziya Gökalp için, “fikirlerimin babası” der. Önde gelen Türkçülerden Gökalp’e göre, Türkçülerin gayesi çağdaş bir İslam Türklüğüdür. Türkçülerin millet ülküsü Türklükse, ümmet ülküsü İslamlıktır. Ona göre Türkçülerin ümmet programları olmalı. (5)

Çağlar Keyder’e göre, Türk Tarih Tezi, etnik kökene dayalı bir milliyetçilik geliştirmek açısından mantıksal bir gereklilikti. Büşra Erşanlı’ya göre, tarih yazımında devrimci yaklaşım “Türkçülük”ün kaba bir pozitivist yorumundan ileri gidememişti. Kendini “Tüklük”le tanımlayan siyasal yönetim yeni cumhuriyetçilik, tarihçiler için işi işlevsel biçimde kolaylaştırmıştı. Öte yandan, tarihçilikte eleştirel bakış açsısının gelişimini engelleyen somut bir durum yaratmıştır.

Fikret Başkaya şöyle der: “Tarihi yapmada bireyin rolü nedir? İnsanlığın ileriye doğru akıp giden tarihinde, liderin, kahramanın rolü nedir? Lider, bir toplumu şu ya da bu yönde yerinden oynatabilecek güce sahip midir?

Tarihte bireyin rolü sorununa açıklık getirebilmek için, öznel ve nesnel faktörlerin karşılıklı etkileşim ve belirleyiciliklerini ve bunların diyalektik bütünlüğünü saptamak gerekir. Tarihsel materyalizm; toplumun üretici güçlerinin gelişmişlik düzeyi, toplumsal sınıfların karşılıklı güç ilişkisi gibi nesnel faktörlere tarih yapmada öncelik tanır.”(7)

Ciddi anlamda tarih araştırmaları AKP’nin 2023 hedefinden sonra ağırlık kazanmaya başladı. Tabii övgülü “tarih yazımı”ndan söz etmiyoruz. Çünkü onlar AKP’nin 2023 hedefinin karşısına bilimsel, materyalist tarih anlayışıyla çıkmak yerine salt övgülerle çıkmayı marifet sanıyorlar. Yazımıza, tarihe bakarken aşklarımızı-nefretlerimizi işe karıştırmamalıyız diye başlamıştık ve önemli bir soruyu daha yazının en başında sormuştuk. Bir de sonunda tekrar edelim: Sorulması gereken asıl soru, T.C’de neyin değiştiğidir…

Kaynak:

(1) Mete Tunçay – Eleştirel Tarih Yazıları (Liberte Yayınları)

(2) Goreth M. Inrow-Kemal Kirişçi – Kürt Sorunu Kökeni ve Gelişimi

(3) Büşra Erşanlı – İktidar ve Tarih Türkiye’de Resmi Tarih Oluşumu [1929-1937]

(4) Barış Ünlü – Türkülük Sözleşmesi (Dipnot Yayınları)

(5) Ziya Gökalp – Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak (Ötüken Yayınları)

(6) Çağlar Keyder – Memâlik-i Osmaniye’den Avrupa Birliği’ne (İletişim Yayınları)

(7) Fikret Başkaya – Paradigmanın İflası (Yordam Kitap)

 

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
KÜRT SORUNU (2) - 25 Aralık 2019
KÜRT SORUNU - 18 Aralık 2019
KAPİTALİZM - 10 Aralık 2019
FAŞİZM - 28 Kasım 2019
KISIR ŞEHİR! - 20 Kasım 2019
HEP LAF - 15 Kasım 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ