Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

SOKAK İSİMLERİ

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Paşaalanı Mahallesi ve Karatepe’de imar sorunları çözülen bölgelerde oluşturulacak yaklaşık 200 sokağa isim arıyormuş. Hatta bu konuda Kent Konseyiyle ortak hareket ederek komisyonlar kurulmuş. Bu cadde ve sokaklara Balıkesir’imizin tarihi, kültürel, sosyal, ekonomik ve sportif yaşamına iz bırakan kişilerin isimleri verilecekmiş.
Bu iş için dört ayrı çalışma komisyonu kurulduğuna göre demek ki olay ciddîye alınıyor. Ne güzel. En azından bir konsensüs sağlanacak ve belki de herkesçe genel kabul görmüş bazı isimler bu cadde ve sokaklara verilecek. Yani geçmişte olduğu gibi encümenden birisi kalkıp kendi evine giden sokağa soyadını, ya da bir makam işgal eden bir başkası babasının, amcasının, dayısının, teyzesinin, oğlunun ismini sokağa ya da caddeye veremeyecek.
Buraya kadar olan her şeyi anladım ve takdirle karşılıyorum. Fakat “keşke cadde ve sokaklara gösterilen bu hassasiyet Zağnos Paşa Meydanı için de gösterilseydi.”demeden edemiyorum. Öyle ya, sadece tuvaletleri için bir kamyon para ayrılan bu meydanımız için de başta Mimarlar ve Mühendisler Odası olmak üzere Üniversitemizin, STK’ların, İş İnsanlarımızın ve halkımızın yer alacağı birkaç komisyon kurulamaz mıydı? Bal gibi kurulurdu. Böylelikle kentimize kazandırılmaya çalışılan bu meydan bu kentte yaşayanlarının bilgi, öneri ve tavsiyeleri dikkate alınarak hazırlanabilirdi. Hatta oluşturulacak beyin fırtınasıyla bir değil birkaç proje oluşturulup oylama bile yapılabilirdi.
Geçmişte “Ben yaptım oldu” mantığıyla yapılan projeler meydanda. Örnek mi istiyorsunuz? İşte Atatürk Parkımız. Daha düne kadar açık hava tiyatrosunda Nejat Uygur’u seyredip mutlu olan biz ve biz yaştakiler ne kadar şanslıymışız. Şimdiyse çocuklarımız ya da torunlarımız çayıra dönen parka bağdaş kurup çekirdek çitlemekten gayrı bir sosyal alan bulamıyor. Fakat tuvalet bulmakta bize göre daha şanslılar. Çünkü başköşeye inşa edilmiş.
Mini Golf’ten Manolya gazinosu ve Park Restauranta, açık hava tiyatrosundan Kore Gazinosuna, hayvanat bahçesinden havuz başına kadar çocukluğumuz ve ilk gençlik yıllarımızın geçtiği Atatürk Parkımızın bugünü işte bu “ben yaptım oldu” mantalitesinin eseri. Sosyal yaşamı, fuarı, tiyatrosu, lunaparkı ve o tadına doyulmaz havasıyla yaşı kemale ermiş bizlerin hafızalarında yer eden anılarıyla yok edilip tarihe gömüldü. Envai çeşit ağaç zenginliğinden çorak bir bozkıra dönüştürülerek kentimizin hafızası “delete” edildi.
Akıncılar Mahallesinin kalbinde yer alan Balıkesir eski garajının kaldırılıp Ayşebacı’ya taşınması oldukça iyi düşünülmüş biz hizmetti. Peki, eski garajın taşındığı o eşi bulunmaz arazinin “ben yaptım oldu” mantığıyla Toplu Taşıma Merkezine dönüştürülmesi ne derece doğruydu? “TTM’yi alta indirip şehrin vizyonu için bu kıymetli arazi daha rantabl kullanılamaz mıydı?”
Kervansaray ise ayrı bir yazı konusu. Açılan proje yarışmasıyla Balıkesir’in sosyo kültürel hayatına katılan bu efsane yapı Muhteşem Giray ve Affan Kırımlı’nın imzalarını taşıyordu. Sadece otel değildi. Gerek restoranı, gerek düğün salonu, gerekse gerçekleştirilen sosyal ve kültürel etkinlikleriyle kente artı değer katıyordu. Bulutsuzluk özleminin solisti Yüksek Mimar Nejat Yavaşoğulları’nın tabiriyle “Balıkesir’in Pera Palasıydı.” Kentimizi tanıtan broşürlerde, tebrik kartlarında Kervansaray olmazsa olmazdı. Ne oldu? Yıkıldı.
Yıkılan sadece tuğlaları, betonları olsaydı keşke. Bir kentin anıları, şen kahkahaları, mutlu anları, kültürel zenginliği ve daha da önemlisi bu kentin simgesi yıkıldı. Balıkesirspor’un profesyonel ligdeki ilk antrenörü, benim de İzmir Antrenör Kursundan hocam olan efsane kaleci Şükrü Ersoy’un yıkıldığını duyduğunda, “Kervansaray değil anılarım yıkıldı. Bir daha Balıkesir’e gelmem” diyerek kahrolduğu bir tarihti o görkemli yapı.
Bakınız biz Balıkesir Halini gözümüzü kırpmadan yıktık. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ise, “şehrin fiziksel biçimlenişinde rol oynayan ve kent kimliğine ait olan kentsel bellek öğeleri, kentin genetik kodlarının tanınması açısından korunmalıdır.” diyen ünlü mimar Aldo Rossi’yi örnek aldı. Eskişehir Halini “simgesel bir yapı” olarak değerlendirip restore ederek Gençlik ve Kültür Merkezi haline dönüştürdü. Eskişehir halkına, “eskiden arkadaşlarınızla nerede buluşurdunuz? Sosyal olarak hangi bölgede vakit geçirirdiniz? Sizin için Eskişehir’in geçmişinde ve bugünündeki sembolik yapılar nelerdir? Geçmişte kullandığınız veya sevdiğiniz, günümüzde ise yok olan kentsel mekânlar ve donatılar nelerdir?” sorularını yöneltti. Önce kentin zihin haritasını çıkardı. Daha sonra kent hafızasını canlandırdı. Yaptıklarını burada yazmaya kalksak pehlivan tefrikaları gibi aylar, yıllar sürer.
Çamlık Tepesi ile Çay Deresi Rekreasyon alanları, Adliye Kavşağı ve Kocaseyit Köprüsü de yapılmadan önce keşke komisyonlar kurulup ortak bir hafızayla projelendirilebil-seydi. Bu günkü hallerinden çok daha iyi olabilirler, bu kentin duygularının, sosyo-kültürel ve ekonomik yaşam tarzlarının yansımaları olarak kente olumlu sinerji yayabilirlerdi.Lütfen yanlış anlaşılmasın. Balıkesir’e bir kürek harç koyanı sırtımda taşımaktan gocunmayacak, kompleks duymayacak, gururla alkışlayıp saygı duyacak ferasete de sahibim. Fakat toplumu ve bu kenti ilgilendiren projelerde kentin zihin haritasıyla kent hafızasının birlikte hareket etmesi gerektiğinin de sonuna dek arkasındayım.
***
Asıl konumuza dönersek, Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin yeni oluşacak 200 adet cadde ve sokağa isim bulmak adına komisyonlar kurmasını olumlu buluyorum. Diğer alanlarda da bu iş birliğinin devam etmesini can-ı gönülden diliyorum. Fakat her şeye rağmen cadde ve sokaklara isim verilmesi gibi hassas bir konunun bir kez daha gözden geçirilmesini, ileride yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçmek adına isim yerine numaralandırmanın daha mantıklı olabileceğini düşünüyorum. Zira sokaklara Balıkesir’imizin tarihi, kültürel, sosyal, ekonomik ve sportif yaşamına iz bırakan kişilerin adlarının verilme fikri ilk etapta sevimli gözükebilir de, sonrasında oluşabilecek olumsuzlukların tamiri mümkün olmayabilir.
Fakat John Masefield’in söylediği gibi, “Hayat, gürültülü bir sokakta uzun bir başağısıdır” diyorsanız da tercih sizin.
Olası kayıplar, kazanılacaklara değecekse bence sorun tok.

Please follow and like us:
Please follow and like us:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
YAŞA(YAMA)MAK! - 31 Aralık 2020
SOKAK İSİMLERİ - 29 Aralık 2020
“VAR” MI, “YOK” MU? - 28 Aralık 2020
SANSÜR - 24 Aralık 2020
OMURGA - 21 Aralık 2020
EKMEKNAME - 18 Aralık 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
gazete