Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

Orta Doğu’nun kaderi mi?

Hüseyin Kaya

Hüseyin Kaya

Orta Doğu’nun kaderini yazanlar, gurur ve hayalleriyle sarhoş olmalı ki, kaprisleriyle insanlığın yolunu kesmeye devam ediyorlar. Maalesef, din sermaye olunca, küresel sermaye de dine el atmak zorunda kaldı. Şimdi bu coğrafyayı yeniden, kendi istek ve çıkarları doğrultusunda tasarlayacak ortamı yaratacaktır. Irak-Libya ve Suriye bunun en somut örnekleridir.

 Suriye’de hala devam eden veya ettirilen savaşın; Esad’ın mı, fesadın mı işi olduğuna bakmadan, balıklama bu kan gölüne atlayanlar yeni putlar yarattıklarının farkındalar mı? Şimdi Suriye daha mı özgür acaba? Emperyalist güçlerin ilgisini çeken şey, gerçekten Orta Doğu halklarının özgürlüğü müdür? Yoksa savaşlar yoluyla bölgeye yerleşmek, ele geçirmek veya savaşın bütün faturasını bölge halkına ödeterek, o ülkenin zenginlik kaynaklarına el koymak mıdır? İşte bu şeytanımsı politikaların farkına varmak yerine, bölge ülkelerinin yöneticileri resmen uşaklık etmede yarışıyorlardır.

 Suriye’nin başına musallat ettikleri güçleri yaratanlar, küresel emperyalist güçlerle beraber, bölge ülkelerinin yöneticileri ve krallarıdır. Suudi başta olmak üzere, Ürdün-Katar vb. ülkeler şiddeti-terörü ve katliamları övercesine her anlamda destek vermiş, vermektedir. Deyim yerindeyse, Suriye’ye demokrasiyi götürmek adına, örgüt kiralamış, örgüt kurmuşlardır. Bu yöneticilerin ahlaki enerjiden, insanlıktan yoksunluğu, arzu ve şehvet düşkünlüklerini yok edeceklerine, gerçekleri yok etmiş ve bu coğrafyaya, sahte tapınma biçimleri getirerek, bir anlamda örtü olarak kullandıkları dini çarpıtma, enstrüman olarak kullanma yoluna gitmişlerdir.

 ABD’nin sarı renkli Trump’u, Irakta İranlı generali öldürmesi, çok sevdiği uşaklarının güvenliği adına yapmamıştır sanırım. Bu saldırı, bölgede yeni savaşların, karmaşaların habercisi olmalı ki, son Tahran saldırıları bu tehlikenin işaret fişekleri olarak görülmelidir. Şii İran’a karşı, Arap NATO’su demek, bölgeyi kan gölüne çevirecek mezhep savaşları demektir ki, bunun sonucunu kestirmek olanaksızdır. Bu demektir ki, bu coğrafyada kan-gözyaşı, katliamlar ve savaşlar eksilmeyecektir. İşte, zamanında Amerika’nın Suriye’ye acil müdahalesini isteyenler ve alkışlayanlar, Amerika’nın inşa ettiği cennet ile Müslümanların inandığı cennetin ayırdında değillerdir veya inanmıyorlardır. İşte Suriye’ye özgürlük götüren boru hattının, Reyhanlı’da geçtiğini anlamanın önemi burada yatmaktadır. Küresel sermayenin yarattığı, vicdandan yoksun bir dünya ve sonuçları.

 Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Mısır ve son olarak da Yemen, Müslüman Kardeşler, IŞİD, El Kaide gibi örgütlere destek olduğu, bölgedeki istikrarı tehlikeye attığı gerekçesiyle Katar’la her tür diplomatik ilişkisini kesmiş, Katarlı diplomatlardan 48 saat, vatandaşlarından da iki hafta içinde ülkelerini terk etmelerini istemiş. Bütün bunlar dünya jandarması ABD başkanın bölgeyi ziyaretinden sonra oluyor. Hepiniz aynı gemide ve aynı gücün kulları değil misiniz? Bölgedeki şiddeti, terörü hepiniz desteklemediniz mi? Şimdi terör karşıtlığına yatmış masum rolünü kim yutar?

 Orta Doğu’nun içinde bulunduğu bu zor ve bir o kadar karmaşık durum, istesek de istemesek de bizleri, yani ülkemizi etkileyecektir. Bu anlamda, bölgedeki olası mezhep kışkırtıcılığına karşı uyanık ve hazır olmak durumundayız. Suriye savaşıyla başlayan bu tip eğilimlerin, bu coğrafyada gelişebilecek mezhep savaşlarında giderek artacağı gerçekliliğini göz ardı etmeyelim…

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ