Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

OMURGA

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Söylentilere göre Japonya Başbakanı Yoshihide Suga‘nın vizyonu yokmuş. Fakat problemleri çözme konusunda kimse eline su dökemezmiş. İmparator Meiji döneminde kurulan ve eğitim vermeye başlayan Hosei Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuymuş. Daha sonra siyasete atılmış. Başbakan Şinzo Abe’nin ilk görev süresinde İçişleri ve Haberleşme bakanı olarak görev yapmış. Abe‘nin ikinci dönem başbakanlığı sırasında ise Baş Kabine Sekreteri olarak görevine devam etmiş. 1 Mayıs 2019’da İmparator Akihito‘nun tahtından feragat edip 2 Mayıs’ta oğlu Naruhito‘nun tahta geçmesiyle Japonya’da yeni bir dönem başlamış. Naruhito, MS 710-794 yıllarını kapsayan Nara döneminde derlenen Japon şiirleri antolojisi Man’yōshū‘den etkilenerek bu yeni dönemi, “sert bir kıştan sonra baharın gelişiyle tomurcuklanan çiçeklerin açması” olarak değerlendirmiş.  “Japonya, herkesin rüyalarını gerçekleştirebileceği bir yer olacak” diyerek tarif ettiği bu yeni döneme de Reiwa adını vermiş. İşte bu yeni dönemin ilk Başbakanı da Yoshihide Suga olmuş. Güne sabah 5’te başlayan ve her sabah 40 dakika yürüyüş yapan bu 72’lik delikanlı,  sabah ve akşam olmak üzere dik duruş çalışmaları yapıyormuş.

Başbakan Suga geçenlerde bir kaç iş insanıyla yemekli toplantı düzenlemiş. Bu eylemi nedeniyle muhalefet milletvekilleri, “Enfeksiyon yayılırken kendini dizginlemeliydi. Ulus için örnek olmalıydı” diyerek kendisini eleştirmişler. Daha sonra Nippon TV‘ye demeç veren Suga, “Yemeğe katılanların aralarında yeterli sosyal mesafe vardı. Fakat halkı şüpheciliğe sevk ettiğim için cidden pişmanlık duyuyorum. Halkımdan özür diliyorum” demiş. Yani sabah akşam devam ettiği dik duruş eylemine siyasî yaşamında da devam etmiş.

***

Babası Kim Jong-İl‘in vefatıyla 3. Kuzey Kore Yüce Liderliğini devralan Kim Jong-Un, daha göreve gelir gelmez Güney Kore Lideri Lee Myung-Bak‘a ağzına geleni söylemiş. Bununla kalmayıp Güney Kore TV Kanallarını izleyen 80 kişiyi idam ettirmiş. Kuzey Kore’yi “Özgürlükler Ülkesi” yapacağına söz vermiş. Bunun devamında halkın pizza ve hamburger yeme yasaklarını kaldırmış. Kadınların pantolon ve topuklu ayakkabı giymelerini serbest bırakmış. Yolsuzlukla suçlanan eniştesi ve 5 adamını üç gün aç bırakılan 120 köpeğin önüne atmış. Kamu Güvenliği Bakan Yardımcısını  alev makinesiyle idam ettirmiş. Deniz kuvvetleri komutanlarının performanslarını ölçmek için 10 km yüzdürmüş. Kendi adını taşıyanların tamamının adlarını değiştirmelerini emretmiş. Üst düzey yetkililerin yabancı sigara içmelerini yasaklamış. Tören sırasında şekerleme yapan Savunma Bakanını uçaksavarla idam ettirmiş. Darbe hazırlığı yaptığı iddiasıyla Genelkurmay Başkanını havan topuyla imha etmiş. Londra’da bir kuaför onun fotoğrafını “kötü saç kesim örneği” olarak camına astığında kızılca kıyamet kopmuş.  Kuzey Kore elçilik görevlileri kuaförü tehdit edip aba altından sopa göstermiş.

Daha da ilginci var.

Kuzey Kore ders kitaplarında “Kim Jong-Un’un Devrimci Aktiviteleri” adlı biyografine göre Kim Jong-Un 3 yaşında araba kullanmaya başlamış. 9 Yaşında yat yarışına katılarak ülkeyi ziyaret eden büyük bir yat firmasının yöneticisini topuklayıp geçmiş. Ve işte böylesine üstün yetenekli bu lider geçenlerde yine herkesi ters köşede bırakmış. Nasıl mı? Belki inanmayacaksınız, ama halkından özür dilemiş. İşçi Partisinin 75. yıldönümünde gerçekleştirilen törende koronavirüs salgınında ülkeye rehberlik edemediği için göz yaşları içinde ağlamış. “Tüm halkın güveni sayesinde büyük yoldaşlarımız Kim Il-Sung ve Kim Jong-İl’in davasına sahip çıkma sorumluluğu bana verildi. Halkımız bana güvendi, gökyüzü kadar yüksek, denizler kadar derin umutlarını bana bağladı. Fakat çabalarım ve samimiyetim, halkımızı hayatlarındaki sıkıntılardan kurtarmaya yetmedi. Ben bunlara yeteri kadar yanıt veremedim. Bunun için çok üzgünüm.”diyerek özür dilemiş.

***

7 Aralık 1970 tarihinde zamanın Batı Almanya Başbakanı Willy Brandt,   Varşova Gettosundaki Yahudi Anıtının önünde diz çökerek devletinin resmi temsilcisi sıfatıyla kendi adına değilse de, temsil ettiği devlet adına özür sözcüğünü kullanmayarak davranışıyla özür dilemiş. 1990 yılında Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Sergeyeviç Gorbaçov, İkinci Dünya Savaşı esnasında Polonyalı esir askerlerin Katin Ormanında katledilmelerinden Sovyetler Birliğini sorumlu tutmuş, bu durumu Stalinizm‘in en büyük suçlarından biri olarak kabul etmiş. 2000 yılında Ruanda‘daki soykırımın altıncı yıldönümünde yapılan tören esnasında Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt, hükümetinin Ruanda‘daki soykırımı önlemekte başarısız olduğunu itiraf ederek Ruanda halkından özür dilemiş. İkinci Dünya Savaşından sonra Macaristan ile diplomatik ilişkileri düzeltmek için elini uzatan Moğolistan, 13. yüzyılda yaşanmış olan Moğol istilâları nedeniyle Macar halkından özür dilemiş. 2008 yılında Bingazi’yi ziyaret eden zamanın İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, faşist dönemde İtalya’nın Libya’yı sömürdüğünü itiraf etmiş,  Libya halkından özür dilemiş.

Örnekler o kadar çok ki.

Devlet adamları vasıtasıyla devletler bile birbirinden özür dilerken, insanların bu onurlu davranışa karşıdan bakmaları inanılmaz. Hani melek olsak hatalarımız olmayacağı için özür dilememekte haklı olabiliriz. Şeytan olsak tüm yaptıklarımıza legal bir kılıf bulup işin içinden sıyrılabiliriz. Fakat insan olduğumuza göre özür borçlu olduklarımızdan bunu esirgememeliyiz. Alphonse Daudet bir tarihte ne demiş? ” Suçu bağışlayan asildir; ancak özür dileyen daha asildir.”  

Sosyal yaşamda doğrudan sorumluluğumuz olmayan bir olumsuzluktan pişmanlık duyarak özür dileyebiliriz. Şayet sorumluluklarımız varsa, duyduğumuz vicdanî rahatsızlıktan özür dileyerek kurtulabiliriz. Hem kasten yaptığımız,  hem de sorumlu olduğumuz davranışlarımızdan çektiğimiz acıları hafifletmek için özür dilemek ise en onurlu eylemdir. Kim Jong-Un bile özür diledikten sonra herkes dileyebilir. Zorlanmaya başladığımızda Yoshihide Suga‘nın dik duruş çalışmalarını örnek alabiliriz.

***

Tabi dik durmamızı sağlayacak omurgalarımız kalmışsa.

Please follow and like us:
Please follow and like us:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
YAŞA(YAMA)MAK! - 31 Aralık 2020
SOKAK İSİMLERİ - 29 Aralık 2020
“VAR” MI, “YOK” MU? - 28 Aralık 2020
SANSÜR - 24 Aralık 2020
OMURGA - 21 Aralık 2020
EKMEKNAME - 18 Aralık 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
gazete