Reklam
Reklam

Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

NEŞET ARISOY (MİLLİ MARATONCU) 1895-1986

İbrahim Arda

İbrahim Arda

Neşet Arısoy 1895 yılında Balıkesir ili Manyas ilçemize bağlı Hacı Osman Köyü’nde doğdu. Gençlik yıllarında
kara avcılığı tutkunu olan Arısoy, aynı tutkusunu Balıkesir ve ilçelerinde uzun yıllar muhasebe ve milli emlak memurluğu yaptığı yıllarda da sürdürdü.Devlet memuru olması nedeniyle avlanabilmek için sadece resmi tatil günleri fırsat bulabilen Neşet Arısoy, sabahın erken saatlerinde omuzuna attığı av çiftesiyle yaklaşık 100 km’yi bulan dağ bayır dolaşarak vurduğu avlarla akşam evine dönerdi.
Kendisini iyi tanıyan eski Balıkesir avcıları onun bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiye sahip olduğunu, onun için uzun yollar katedip, av bulup, av vurabilmenin mesele olmadığından söz etmişlerdir.
Memuriyeti nedeniyle Balıkesir’den Ayvalık’a oradan Sındırgı ve Dursunbey ilçelerinde milli emlak ve varidat memurluklarında görev yapan Neşet Arısoy, son olarak Burhaniye ilçesine atanarak orada da gelir memuru ve gelir şefi olarak 36 yıllık devlet hizmetini tamamlar. 13 Temmuz 1960’da kendi isteğiyle emekli olarak Burhaniye’ye yerleşir. 91 yaşında bulunduğu 1986 yılında hayata veda eder, vasiyeti üzerine de Ayvalık Alibey Adası Mezarlığı’nda toprağa verilir. Neşet Arısoy’un Burhaniye Ali Çetinkaya Caddesi üzerinde bulunan 73 no’lu tek katlı olmasına rağmen oldukça gösterişli evi ve bahçesi eşinin de vefatından sonra hayatta bulunan iki kız ve bir erkek çocuğu tarafından kat karşılığı müteahite verilerek, yer apartman olmuştur.
Kısaca özgeçmişinden söz ettiğim Neşet Arısoy, 1924 Paris Olimpiyat Oyunları’nda ülkemizi temsil eden ilk Türk maratoncudur. Sporseverlerimiz iyi bilirler atletizm sporunda maraton en uzun mesafeli koşu olup, resmi resmi yarışma mesafesi 42,195 km’dir ki bu da yaklaşık Balıkesir ile Susurluk arasındaki uzaklığa eşittir. İşte bu uzun mesafeli koşu, 2019 yılı itibariyle 95 yıl önce ünlü maratoncumuzun Paris Olimpiyatları’nda başarı ile tamamladığı yarışma koşusudur. Bu konu; Neşet Arısoy’un sağlığında kaleme aldığı ‘Olimpiyat Anıları’ adlı yazısından daha açık ve net olarak anlaşılacaktır. Araştırmalarımızın ilerleyen bölümlerinde bu anıların tamamından söz edilecektir. Buraya kadar satırlarımızı okuma fırsatı bulan okurlarımızın zihinlerinde haklı olarak Neşet Ersoy’un olimpiyat kafilesinde nasıl yer aldığını öğrenmek istemeleri gündeme gelecektir. İşte bu sorunun gerçek yanıtı Türkiye’nin Paris Olimpiyatları’na katılması kesinleştiği zaman ülke genelinde oraya götürülecek çekiştli dallardaki sporcuların seçimine başlanır. Ülkenin bütün illerinden gelen çok sayıdaki sporcunun katıldığı maraton seçmeleri Eskişehir’de yapılır. Bunların arasında seçmelere Balıkesir’den katılan 29 yaşındaki Neşet Arısoy’da vardır. çetin geçen yarış sonunda tüm rakiplerini ekarte ederek geride bırakan Arısoy yarışı birinci bitirir ve olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil etmeye hak kazanır.
Olimpiyat oyunlarının tarihçesine bakıldığında 2019 yılı itibariyle 123 yıllık bir geçmişi bulunduğu ve ilk resmi olimpiyatlarında Atina Olimpiyat Stadında organize edildiği görülür. O gün bu gün her dört yılda bir dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılagelen bu oyunların 8.si 1924 Haziranında Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenir.
Ülkemiz Büyük Atatürk’ün emirleriyle ilk defa bu olimpiyatlardan itibaren sportif etkinliklere adım atmış olur. Yukarıda sözünü ettiğim ünlü maratoncumuz Neşet Arısoy’un sağlığında kaleme aldığı ‘olimpiyat anıları’nı kendi ifadesiyle kendisinden dinleyelim.

NEŞET ERSOY’UN OLİMPİYAT ANILARI

Dünya milletleri dört yılda bir tespit edilen memlekette toplanarak birbirleriyle kardeş olduklarına dair ant içerler, spor şenlikleri yaparlar. Türkleri medeniyetle alakası olmayan insanlar olarak tanıtanlara karşı büyük Atamız derhal teşebbüse geçilmesini ve olimpiyatlara bir sporcu kafilesinin gönderilmesini emretmiştir.
1924 yıllarında yurdun çeşitli illerinden çağrılan 5.000-10.00 metre mukavemet koşucuları arasında Eskişehir’de düzenlenen bir yarışmaya bende katıldım ve burada 1. oldum. Bu yarışlardan 2-3 ay sonra da İstanbul’da Peter ve Toobin adındaki Amerikalı ve Macar antrönerler nezaretinde diğer arkadaşlarla birlikte yetiştirildim, benim de dahil olduğum 70 kişilik bir sporcu kafilesi oluşturularak, şu anda üçü de rahmetli olan başta spor Hamimiz olan Selim Sırrı Tarcan Bey, Burhan Felek Bey ve Güreş Federasyonu Başkanı Ahmet Fethi Giray Beylerin başkanlığında 24.06.1924 tarihinde Paris Olimpiyatları’na iştirak ettik.
Burada dünya kurulduğundan beri insanieti, alicenaplığı ve medeniyetiyle daima herkese ışık tutmuş bir Türk Milleti ve gençliğinin mevcut olduğunu ispat ettik. Olimpiyatlara katılışımız, İdman Cemiyetleri İttifakı kuruluşunun ilk yılına isabet etmesi bakımından da ayrı bir önem ve anlam taşımaktadır.
Paris’te Dünya Gençliği ile tanışma merasimindeyiz. Gençlik birbirine sevinç tezahuratı yapıyor. Bu arada Amerikalı atletlerden biri kalkarak şunları söyledi ; ‘lanet olsun o insanlar ki, kin ve garezlerinden bir milletin geleceği ile oynarlar. Bize Türkler medeniyet ve insaniyetle alakası olmayan vahşi varlıklar olarak tanıtıldı. Bugün görüyoruz ki bizden ziyade, sempatik ve sıcak kanlı insanlarmış.
Paris Stadyumu’nda açılış merasimindeyiz. Bayrağımız ilk defa 8. Olimpiyatlar’da dalgalanıyor. Dünya milletleri, protokole göre yerlerini aldılar her bakımdan güzel yetiştirilen kafilemiz dünya gençliğinin dikkatini çektiği belli oluyour. Merasim başladı. Sıra bize gelince tribünlerde başlayan alkış yerimize dönünceye kadar devam etti. Biz ise bu ihtişam karşısında göz yaşları döküyorduk.
Spor hamimiz rahmetli Selim Sırrı Bey’in ‘evlatlarım, 3 defadır sizleri olimpiyatlarda yalnız temsil ettim. Nihayet bugün birbirimize kavuştuk. Hepinizi tebrik ederim’ sözleriini unutamam.
Garduyan Güreş Salonu’nda Galatasaraylı sırıkla yüksek atlama şampiyonu Süleyman’la beraberiz Geç kaldığımızdan ekibimizden ayrıldık. Fransızlarla birlikte tek ümidimiz Tayyar Yalaz’ın Fransız’la olan güreşini izlemek için sabırsızlıkla bekliyoruz. Müsabaka başladı, hakem muayenesini yaparak düdüğünü çaldı. Yorucu çetin bir güreşten sonra Tayyar hasmının sırtını eze eze yere getirdi. Bu güreşi de asla unutmam.
Çeşitli ülkelere mensup 100’ü aşan atletle birlikte bende 42 km’lik bir maraton koştum. O kalabalık sporcu arasında 18.liği kazandım. Büyüklerim yanaklarımdan öperek kutladılar. İlk defa yurt dışına çıkıp, böylesine muazzam bir seyirci kitlesi önünde ve sporcu arasında koşuyordum. Kafilemiz müsbet iibarlarla yurda döndü ve o devreye göre de büyüklerimizden çok sevgi ve ilgi gördük. Türk basını sonuçları sporcularımızın oradaler alt aldığı sonuçları büyük manşetler altında günlerce yazdılar.
Değerli Demokrat okurları: Bu anıların hangi duygu ve düşüncelerle kaleme alınıp, dile getirildiğine birlikte tanık olduk. O yıllarda Cumhuriyetimiz henüz 8 aylıktır ama kısa sürede sporcularımıza kazandırılan milli duygu apaçık ortada.
Şirin yurt köşemiz Hacı Osman Köyü’nün bağrından yetişen bu yetişen bu yetenekli sporcumuzu aradan geçen uzun yıllardan sonra hatırlayıp başarılarından söz etmek beni duygulandırdığı kadar umarım sizleri de düşündürüp duygulandırmaya neden olacaktır. Bu konuda son sözü söylemek gerekirse; maratondaki başarılarımı avcılıktan atletizme yansıtma özelliğine sahip olan Neşet Ersoy, Balıkesir’in unutulmuş evladı olma ve ülkemizin katıldığı olimpiyat oyunlarında ilk Türk Maratoncusu olma özelliğine de sahip bulunuyor. Uzun yaşamı boyunca her konuda son derece başarılı ve yapıcı kişiliğinin yanında Hacı Osman Köyü’nden gelerek adını Türk Spor tarihine yazdırması bence başarıların en büyüğü. Bu büyüj sporcumuzun adının yaşatılması bakımından Balıkesir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde şanına yakışır bir şeref köşesi yapılarak yeni kuşak sporcularımızın bilgi ve görüşlerine sunulması ayrıca, Balıkesir-Manyas veya Hacı Osman Köyü’nde adına atletizm yarışları düzenlenmesi dileğiyle bu ünlü sporcumuzu saygı ve rahmetle anıyor, bugün hayatta bulunan iki kızı ile bir oğluna nice uzun yıllar dileğinde bulunuyorum.

NOT: Ünlü maratoncumuz Neşet Ersoy’un kimliği ile maliyedeki görevlerini içeren bilgiler, yaptığım başvuru üzerine Balıkesir Defterdarları Sayın Asım Şahin başta olmak üzere, söz konusu bilgileri arşivlerden çıkaran personel memuru Cihangir Yalçın ve yakın ilgileri nedeniyle tüm Defterdarlık çalışanlarına teşekkürü borç biliyorum.

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ