Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

NATASHA’NIN İPHONE’U

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Güney Sibirya‘da başkenti Kızıl olan Tuva adında özerk bir Türk Cumhuriyeti var. Demir, asbest, kömür gibi yer altı kaynaklarına sahipler. Hayvancılık ve tarım konusunda yeterli imkânları, orman, dağ ve bozkırlarıyla şirin bir ülke. Nüfusunun % 82’sini Tuva Türkleri oluşturuyor.  Konuşma dili olarak da Tuva Türkçesini kullanıyorlar. Eski çağlarda Kırgızların doğusunda, Baykal Gölünün güneyinde ve Uygurların kuzeyinde yaşamışlar. Bugün de aynı yerdeler.

Cengiz Han döneminde Moğol Devletinin işgaline uğramışlar. Cengiz Han‘ın oğlu Coçi tarafından, Oyrat, Buryat, Barhun, Ursut, Habhanas, Hakas ile birlikte Tuva‘lar da Moğolların egemenliğine girmişler. Fakat şimdi oldukları gibi o dönemlerde de Türklüklerini sıkı bir şekilde muhafaza etmişler. Moğol ırkı ile bütünleşmeyi net bir şekilde reddetmişler. Hatta bu kararlılıklarını işgaller esnasında asırlarca ormanlarda saklanarak göstermişler.  Bazı kaynaklar bu sebepten dolayı Tuva‘lara “orman halkı” anlamındaki  “Uranhay” denildiğini yazmışlardır.

Tuva Türkleri, inanış olarak eski Türklerin dini olan Şamanizm diye bilinen Gök Tanrı veya Tengricilik inancına mensuplarmış. Budizm‘e inananlar da varmış. Fakat günümüzde çok az sayıda Tuvalı‘nın Rus ve Hıristiyan misyonerlerin faaliyetleri sonucu Hıristiyanlık dinine geçtikleri gözlenmektedir. Kur’an’ı Kerim ve önemli İslâmî kaynak eserler henüz Tuva Türkçesine tercüme edilmediğinden müslüman sayısı çok azdır. Bu büyük bir eksikliktir. Tuva‘da dinlerin bu denli çeşitlilik göstermesinin nedeni ise 1921 yılında kabul edilen 22 maddelik anayasalarıdır. Bakınız anayasalarının 4. maddesinde aynen şöyle denilmektedir. “Tañnu-Tuva vatandaşları istedikleri dini seçme özgürlüğüne sahiptir. Din görevlileri kendi işlerini yaparlar.”

***

İşte bu Rus Atlantisi olarak bilinen Sibirya bölgesinde bir zamanlar  arkeolojik kazılar yapılmıştı. Yaklaşık 40.000 yıl önceki “Eski Taş Devri” zamanda Altay Dağları ve Güney Sibirya‘da yaşadıkları saptanan, fakat nesilleri tükenen homo cinsinden insansılar Denisovan ve Neandertal fosillerine rastlanılmıştı. Yakın bir geçmişte ise “Tuva Arkeolojik Keşif Gezisi”ne liderlik eden St Petersburg Maddi Tarih Kültürü Enstitüsü‘nden Dr. Marina Kilunovskaya önderliğinde Ala-Tey nekrepolünde yapılan kazılarda insanoğlunu şaşkına çevirecek bir buluş gerçekleştirilmişti. Ekipte görevli arkeolog Pavel Leus‘a göre Tuva‘daki Atlantis mezarında ortaya çıkarılan bu çarpıcı keşif, ebat ve şekil olarak modern bir akıllı telefona benziyordu. Bu tuhaf cismin üzerinde açılan oyuklara çeşitli renk ve ebatlarda taşlar yerleştirilmiş, âdeta akıllı telefonların tuş takımlarına benzer bir görüntü oluşturulmuştu. Daha sonra arkeologların şaka yollu “Natasha’nın iPhone”u olarak adlandırdıkları bu keşifle ilgili fotoğraflar paylaşılınca da bilim İnsanları büyük heyecan duymuştu. Fakat hep bir mucize ve buluş peşinde koşan bilim insanları, 9×18 ebatında turkuaz, carnelian ve sedef kakmalı değerli taşlarla bezeli bu cismin daha sonra şık bir kadın kemer tokası olduğunu anladılar. Ayrıca tokanın üzeri Çin Wuzhu paralarıyla süslenmişti. Yaklaşık 2 bin 137 yıllık olabileceği öngörülüyordu.

***

Hafızalarımızı zorlarsak, daha birkaç yıl önce bir TV kanalında “Hz. Nuh, oğlu ile cep telefonuyla konuştu.  Gemiden insansız hava aracı (İHA) gönderdi” şeklinde açıklamalar yapan bir bilim adamının dikkat çeken söylemlerini anımsarız. Hz. Nuh zamanında günümüzden çok ileri seviyede bir teknoloji olduğunu ve bunu da ispatlayabileceğini belirten bilim adamı, yaşanan tufanda kendisine inanmayarak gemiye binmeyi reddeden oğlunu ikna etmek için Hz. Nuh‘un cep telefonuyla görüştüğünü savunmuştu. Üstelik, “Ben bilim adamıyım, bilim adına konuşuyorum” diyerek sözlerinin düzeltilme çabalarına itiraz etmişti.

Allahtan Pavel Leus ve Dr.Marina Kilunovskaya “Natasha’nın iPhone”u ile 2 bin 137 yıl önce iletişim kurulduğunu iddia etmediler. Şekil olarak akıllı telefona benzeyen cismin aslında toka olduğunu kabul ederek hiçbir çılgın görüşe olanak tanımadılar.

Fakat Hindistan‘ın Times of India gazetesinde konu olan bir haber tarih öncesi çağlarda yaşayan insanların başka gezegenlerden gelen varlıkları ya gördükleri,  ya da bunları hayal edip resimlerini çizdiklerini düşündürmüştü. Chhattisargh eyaletinin Raipur kentine 130 km mesafedeki Chandeli ve Gotitola köyleri yakınındaki mağaralarda bulunan 10 bin yıllık kaya resimleri, Hollywood‘un fantastik uzaylı filmlerindeki karakterleri andırıyordu. Sahra çölünde bulunan Tassili n’Ajjer adlı plâto çölünde yapılan araştırmalarda mağaralar içerisinde M.Ö 8000 yıllarında çizildiği tahmin edilen resimler bulunmuştu. 1973 Yılında Mures Nehri‘nde bulunan alüminyum ve farklı metallerden oluşan 250.000 yaşındaki bir cisim uzaylıların en büyük kanıtı olarak düşünülmüştü. 1947 Yılında New Mexico‘nun Roswell kasabasında bir  UFO kazası olduğu ve uzay aracının içinde canlı uzay yaratıkları olduğu bile iddia edilmişti.

Piramitler ise ayrı bir yazı konusu olduğu için dilerseniz hiç girmeyelim.

***

  1. Yüzyılın sonunda küresel sıcaklık 2 derece artıp son 1,5 milyon yılın en yüksek sıcaklığına ulaşacakmış, patlayan bir yıldız nedeniyle yaşanacak kozmik ışın yağmuruyla buzul çağına girecekmişiz, telomer aşınması nedeniyle gelecekte Alzheimer hastalıkları sadece yaşlıların değil gençlerin de korkulu rüyası olacakmış, olası bir nükleer savaşta dünya mahvolacakmış, virüs salgınları farklı isim ve yapılarıyla insanlığı tehdit etmeye devam edecekmiş, biyolojik silâhlarla kitlesel katliamlar yaşanacakmış, yaşadığımız gezegen meteor çarpmaları tehlikesi altındaymış, 2050 yıllarında insanların beyin güçlerine sahip robotlar dünyamızı istila edebilirmiş, volkan patlamalarıyla atmosfer sülfirik asitle kaplandığında gün ışığını kaybedebilirmişiz, kara delikler büyük sorunmuş,

Kimin umurunda? Varsa yoksa geçmişle haşır neşir oluyoruz.  Oysaki dünyamızın akıbetini geçmişteki yapılanlar değil, gelecekteki yapılanmayanlar belirleyecektir.

***

Meseleye bu açıdan baktığımızda, hiç olmazsa Natasha’nın iPhone’uyla olmasa da bildiğimiz yöntemlerle Tuva Türkleriyle iletişim kurmakta gecikmesek mi?

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
SESSİZLİK… - 21 Ekim 2020
ASKI! - 20 Ekim 2020
ÇORAKLIK… - 19 Ekim 2020
MASA VE KASA! - 14 Ekim 2020
SANDIK - 12 Ekim 2020
PİYANGO - 9 Ekim 2020
İSTİKLAL MARŞI - 8 Ekim 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ