Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

MASAL DEYİP GEÇMEYİN

Nigar Afacan

Nigar Afacan

Çocukların   bir  objeyi  yada olayları  algılama  şekli  her zaman ilgimi çekmiştir ,  yaşları  gereği konuya  çok yalın  bakar  ve  yorumlarlar .  Biz  büyükler   olayların  önünü , arkasını ,sağını ,solunu  düşünüp  yorumladığımızdan  karşımızda   duran   sade ve net gerçeği  bazen göremiyebiliyoruz.

Hikayelerini  yalın  dil ile yazan hemşehrimiz  Ömer Seyfettin’in  öykülerini  okumamış    kimse hemen hemen yok gibidir diye düşünüyorum .

Kaşağı, Perili Köşk, Pembe İncili Kaftan , Yüksek Ökçeler …

Çocukluğumda  okuduğum ve  çok sevdiğim bir  öyküdür  Yüksek Ökçeler

Öykünün  kahramanı  13 yaşındayken  66  yaşında bir adamla evlendirilip  bir süre sonra  dul  kaldığı için   çiftliğini  yöneten Hatice hanımı anlatıyor.

‘’Hatice hanım  ar  ve namusa  çok önem verirmiş,  konağında  her işin böyle yürütüldüğüne  inanıp  yıllarca  kendince mutlu mesut yaşamış , kısa boylu olduğu için giydiği yüksek ökçeler sebebiyle  herkes onun nerede olduğunu  ve  geldiğini bildiğinden ! konağında  her işin süt liman yürüdüğünü düşünürmüş , ta ki  rahatsızlanıp   doktor  yumuşak  terlik  giyerseniz bu hastalığınız  geçer  diyene kadar.

Hatice hanım yumuşak terlik  giymeye başlar ancak ,  geldiğini   kimse duyamadığı için   konağında  çalışanların  yaptığı  birçok  hırsızlığa  tanık olur  kendi içinde  yarattığı  dürüst  dünyası  yıkılır…’’

11 yaşındaki  kızım  tavsiyemle Yüksek Ökçeler’i  okumaya başladı,  okuduğu   her yazı yada öykü sonrasında  konu  özeti  üzerine konuşuruz.  Kitabı  bitmediği  için  bu defa   sadece ,   Hatice hanımın yerinde olsan sen ne yapardın diye sordum ?

Fazla düşünmeden yanıtladı   ‘’ Spor ayakkabı giyer altına topuk takardım ‘’ dedi.

Hem sağlığımı düşünür hem de çevremdeki çirkinlikleri görmezdim !  kendi dünyamda mutlu ,mesut yaşardım  diye okunan bir  cümle…

Öykünün sonuna henüz gelmedi , Hatice hanımın  sağlığını ve çektiği acıyı hiç düşünmeden   yumuşak  terliklerini  ayağından çıkartıp ,  tekrar  yüksek  ökçeli  terliklerini  giyeceğini  bir iki gün sonra öğrenecek .

Öykü içinde   bir çocuk olsaydı  eminim kızım gibi  yaratıcı  bir çözüm  bulurdu !

Yumuşak  terliğin  fıst fıst  diye  ses çıkaran yerine demir takılırsa , yüksek ökçeleri  giymesine  gerek kalmaz gibi …

Danimarkalı yazar Hans  Christian Andersen  bir masalında  ‘’  Giyimine ve  şatafata çok düşkün bir kral’a  ‘’size çok özel bir elbise yaptık  yalnız , bunu sadece akıllı insanlar görebilir bu sayede sizde çevrenizdeki aptal ve akıllı insanları  anlarsınız’’  diyerek  dolandırırlar.

Kral  zekasını  test etmek için  önce saray  erkanını   toplar ,  sadece akıllıların  göreceği  görünmez  giysiyle karşılarına çıkar ! Kralın üzerinde elbise göremeyen  saray erkanı   aptal durumuna  düşmek  istemez ,  elbiseyi çok beğendiklerini söylerler  övgüler yağdırılır .

Kral elbisesini  görmeleri  için  bu defa  halkı  sarayın  önünde toplar ,  elbisesiz  halkın karşısına çıkan kralı  gören ahali  donar kalır , ses edemez.

Kalabalık  içinden  fırlayan  bir  çocuk  ‘’Aaa kral çıplak ‘’ diye haykırınca ,  kim aptal  kim  akıllı   ortaya çıkar…

Teşbihte hata olmazmış  ,  çocukların  hislerine  ve  dürüstlüğüne  güvenin ,  çözümcü  fikirleri  ve yalın  bakışlarından  alınacak   çok  ders var…

Mutlu hafta sonları.

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
ENGELSİZ DÜŞLER(1) - 16 Mayıs 2020
EVDE KAL HİNDİSTAN - 9 Mayıs 2020
ALTERNATİF - 2 Mayıs 2020
BİLEŞKE - 18 Nisan 2020
MASAL DEYİP GEÇMEYİN - 29 Şubat 2020
‘’SEVGİYLE KALIN” - 15 Şubat 2020
ÇALIŞAN GAZETECİLER - 11 Ocak 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ