Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

MASA VE KASA!

Zeki Doğan

Zeki Doğan

“Saldım çayıra, mevlam kayıra” sistemiyle idare olunan futbolumuz “binmiş bir alamete, gidiyor kıyamete.” Kulüplerin toplam varlıkları toplam borçları yanında devede kulak kalmış kimin umurunda? Herkes teneke bir kupa ve göğüse takılacak fazladan bir yıldız peşinde. Gelirleriyle giderlerini karşılamaktan acizler. Fakat bu günü feda edip geleceği kurtarmayı düşünen bir Allahın kulu olmadığı gibi,  şampiyonluk adına tüm imkan(sızlık)lar da seferber edilmiş durumda.

Şirket çatısı altında idare olunanlar, Türk Ticaret Kanununun 376’ncı Maddesine göre özkaynaklarının üçte ikisinin yitirmeleri halinde acil sermaye artırımı yapmak zorunda olduklarının farkındalar. Fakat umursamıyorlar. Hoş sermaye arttırımında bulunsalar ne olacak? Aidat ödemekten bile imtina eden kulüp üyeleri de İflâsın kaçınılmaz olduğunun farkındalar. Başkan ve idareciler ise gemiyi yüzdürebilmenin telâşıyla borcu arttıracak hamleler yapmaktan geri adım atmıyorlar. Bakınız Fenerbahçe’nin 18 imzayla başını çektiği transfer sezonunda Beşiktaş 10, Trabzonspor 9, Galatasaray 6 yeni isimle sözleşme imzaladı. Fakat taraftarlar hala memnun değil.“Fenerbahçe’yi örnek alın” diye yırtınıyorlar.  Transfer şampiyonu Fenerbahçe‘nin  teknik direktörü Erol Bulut ise, “sol önde oynatacağım nitelikte oyuncu alınmadı” diyerek şikâyet ediyor.

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, Öyle yüksek bedelli sözleşmelere imza atmışlar ki; kimden indirim istediysek olumsuz yanıt aldık. ‘Neden?’ diyoruz, ‘Ben bu parayı başka yerde kazanamam ki?’ yanıtını veriyorlar. Böyle iş olur mu,  biz kime dert yanacağız?” diyerek bir önceki yönetime veryansın ediyor.

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, gerçekçi bir yorumla süreci şöyle özetliyor. “Eğer transfer sayısı için madalya veriliyorsa rakibimize verilsin. Biz transfer döneminde küme düştük. Ben geldiğimden beri 53 futbolcuyu gönderdik 38 futbolcuyu kadromuza kattık. Türkiye’de limitlere uyan kulüpler ligden ihraç edilmeli. Limitlere uymayanlar da şampiyon ilân edilmeli. Bu ironiyi bir tarafa bırakırsak bizim göreve gelmemizin tek bir nedeni var. Bugün 147 milyon euro borç ne demek siz biliyor musunuz? Müthiş bir para.”

Transfer şampiyonu Fenerbahçe kanadı ise 2018-2019 Futbol sezonunda 93,3 milyon euro olan oyuncu ve personel ücretlerini 56 milyon euro’ya düşürdüklerini, transfere 14,6 para harcamalaına karşın 23,1 gelir elde ettiklerini,  8,5 milyon euro kar elde ettiklerini söylüyorlar.

Peki ama acı gerçekler ne diyor?

Özellikle dört büyük kulübün toplam varlıklarıyla borçlarını ödemeleri söz konusu bile değil. Buna rağmen borçlanmaktan geri adım atmıyorlar. Özkaynak açıkları had sahfada. İşletme sermayeleri sürekli açık veriyor. Bu durum tabi ki UEFA‘nın da gözünden kaçmıyor. Ve diyorlar ki; “Ya borçlarınızı konsolide edersiniz. Ya da uzun süreli bir men cezasıyla karşı karşıya kalmayı göze alırsınız. Kulüpler başka çıkar yol kalmadığı için mecburen masaya oturuyorlar.  UEFA ile imzaladıkları ‘Settlement Aggrement’ deki mürekkep kurumadan, Türkiye Futbol Federasyonunun ve Türkiye Bankalar Birliğinin öncülüğüyle borçlarını konsolide edebilmenin telaşına düşüyorlar.  Bu sayede bellerini büken kısa vadeli banka borçlarını orta ve uzun vadeye yayarak en azından nefes almaya başlıyorlar. Hele hele bankalar tarafından kendilerine tanınacak ödemesiz birkaç yılı da kaparlarsa ballı kaymak tatlısı. Günü kurtarıyorlar. UEFA’yı tav edip, ceza ihtimallerini şimdilik kaydıyla öteliyorlar. “Benden sonra tufan.”  Yani borç borçla ödeniyor. Araba gıldır gücük yoluna devam ediyor.

***

Bakınız Türkiye’nin borçsuz kulüplerinden Kasımpaşaspor mucizesini yaratan isimlerden birisi de rahmetli Nursal Bilgin‘dir. 24 Şubat 2020’de Yukatel Denizlispor maçının ikinci yarısında rahatsızlanarak vefat eden Kasımpaşaspor‘un bu unutulmaz ismi başarı öykülerini basitçe şöyle anlatmıştı. “Türkiye ligindeki malî harcamalara baktığımız zaman dünyada en fazla harcama yapılan ilk 5 ligden biri olduğumuzu görüyoruz. Ancak en fazla gelire sahip ilk 20 lig içinde bile değiliz. Burada bir mantık hatası var. Eğer kriterleriniz olmazsa harcamalar boyunuzu aşar. Divanda birileri gelir elini kaldırır sizi ibra eder. O gider öbürü gelir ama borç arttıkça artar. Üstelik bu borcu kimse kabul etmiyor. Başkandan kimse hesap sormuyor. Aslında mesele çok basit.  Ya siz seyirci ve futbol gelirlerinizi arttıracaksınız, ya da giderlerinizi düşüreceksiniz. Bunun başka bir matematiği yok.”

Rahmetli Nursal Bilgin, borç yapılandırma anlaşmasıyla kulüplerin banka ve finans kurumlarına olan borçlarının bankalar tarafından uygun vadeyle yapılandırmalarının da fayda sağlamayacağını belirtmiş ve şöyle konuşmuştu. “Borç yapılandırmasının bir faydası olacağını zannetmiyorum. Taksit atlatmaktır o.  En güzel şey gemi batarken üzerinizdeki ağırlıkları atmaktır. Üzerinizdeki ağırlıkları atamazsanız hızla batarsınız. Ağırlıkları atarsanız size düşünecek kadar bir zaman kalır.”

***

Borsa İstanbul‘da işlem dört büyük kulübümüzün A.Ş.’leri 2019-2020 dönemine ait finansal tablolarını bildirdi. Bu bildirimlere göre Fenerbahçe Futbol A.Ş.  2 milyar 892 milyon liralık borcuyla ilk sırada yer aldı.  2 milyar 702 milyon liralık borçla Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. ikinci, 2 milyar 114 milyon liralık borçla Galatasaray Sportif Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş. üçüncü, 1 milyar 184 milyon liralık borçla Trabzonspor Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş. dördüncü sırada yer aldı.

Tablo ortada. Borç içinde yüzen kulüplerimizin hiç vakit geçirmeden Nursal Bilgin‘in söylediği gibi üzerlerindeki ağırlıkları atarak altyapıya yönelmeleri en mantıklı çözüm. Örneğin Galatasaray Falcao‘ya, Beşiktaş Vida’ya,  ya da sözleşmesini dondurup yattıkları yerden para ödedikleri yabancı futbolcular için ödedikleri paraları altyapıya harcasa ne olur?  Metin, Ali, Feyyaz örneğindeki gibi harika bir takıma sahip olamazlar mı? Atla deve mi yahu bu iş? Bütün üst düzey takımlar gençlere güvenip formalarını emanet ederken, bizlerin ahı gitmiş vahı kalmışların peşinden koşmamız ve inanılmaz paraları sokağa atmamız akıl alacak gibi değil.  Borussia Dortmund 2005 yılında iflâsın eşiğine geldiğinde para eden futbolcularının tamamını satıp ellerine geçen sıcak paralarla borç ödedi. Altyapıya yönelerek geleceğini kurtardı. Şu an borçları olmadığı gibi, yıllık gelirleri bizim dört büyüklerin toplam gelirlerinden fazla.

***

Aklın yolu bir. Profesyonel Kulüplerimize Başkan, yönetim kurulu, teknik adam, futbolcu, genel menajer, doktor, masör, malzemeci, ahçı, garson kadar, Finansal Fair Play kurallarını uygulayıp uygulatacak sağlıklı beyinlere ihtiyaç var. Neden mi? Çünkü milyon eurolar saçıp formanı giydirdiğin o kaşarlarla golü sahada atıyorsun da,

Masada ya da kasada yiyiyorsun canım kardeşim.

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
KADINA ŞİDDET! - 27 Kasım 2020
DEMOKRASİYE GEEEEEL… - 26 Kasım 2020
İSTATİSTİK - 25 Kasım 2020
MESLEK HASTALIĞI - 23 Kasım 2020
AGANİGİ-NAGANİGİ - 19 Kasım 2020
BUMERANG - 18 Kasım 2020
HOROZ ŞEKERİ - 17 Kasım 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ