Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

Libya-Dogu Akdeniz-Girit

Selma Soybaşı

Selma Soybaşı

1951 yılında bağımsızlık kazanan Libya’da, 1969 yılında Kaddafi yaptığı darbeyle iktidara gelmiştir. 42 sene hüküm sürmeyi başaran Kaddafi 2011 yılında muhalif güçler tarafından vurularak  öldürülmüştü.

Kaddafi bizim zor gün dostumuzdu. 1974 Kıbrıs harekatında ABD’nin bize ambargo uyguladığı sırada kimse yanımızda durmazken Kaddafi elindeki silahları ve diğer bütün imkanlarını Türkiye’nin kullanımına sunmuştu.

Son anlarında yanında bulunan korumalarının söylemlerine göre Kaddafi Türkiye’den umduğu desteği göremediği için Recep Tayyip Erdoğan’ın ona ihanet ettiği izlenimine kapılmış. Ben  o dönemde Erdoğan’ın Kaddafi’ye destek vereceğini düşünüyordum. Nitekim yaptığı çıkışlar da böyle düşünmeme sebep olmuştu. “NATO’nun ne işi var Libya’da” çıkışını dün gibi hatırlıyorum. Ondan kısa bir süre sonra Kaddafi karşıtlarının yanına geçtiğini de…

Türkiye bugün de Ulusal mutabakat Hükümeti’nin yanında. Çünkü bu hükümetle yapılan Doğu Akdeniz anlaşması Türkiye’ye ciddi menfaat sağlıyor. Bu hükümeti destekleyense bir biz varız bir de Katar. Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Rusya, Fransa ve İtalya ise Hafter  destekçileri.

Libya’nın üçte ikisi şu an Hafter kontrolünde. görünen o ki Ulusal Mütabakat  Hükümeti’nin devrilmesi yakındır. Libya’nın mevcut hükümetinin devrilmesi demek ise Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sahip olmayı planladığı bölgeye akbabaların konması anlamına geliyor. Birleşik milletlere gönderilen bu anlaşmanın tanınması halinde Libya hükümetinde bir değişiklik söz konusu olsa da anlaşma geçerli sayılacak fakat Yunanistan  ve Güney Kıbrıs Rum Kesiminin dayatmalarıyla, arkasında Mısır ve İsrail menfaatlerine ters düştüğü için onların da katkılarıyla bu anlaşmanın tanınması güç görünüyor.

Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs Rum Kesiminin bizi 64 bin kilometrekarelik bir alana sıkıştırıp bırakmasına elbette sessiz kalamayız. Bizim doğu Akdeniz’deki kıta sahanımız yaklaşık olarak 238 kilometrekare olarak belirlendi.

30 Mayıs 1913 Londra antlaşması, 24 Temmuz 1923 Lozan antlaşması, 14 Kasım Atina anlaşması veBükreş antlaşmasından belli olduğu üzere Yunanistan’a Girit Adasının sadece dörtte biri verilmiş. Girit Adası etrafındaki 14 ada ile adacık ve kayalıklar Türk egemenliğine bırakılmıştır. Diğer paydalarda Bulgaristan, Sırbistan, Karadağ’a verilmiş fakat bu devletler haklarından feragat etmiştir. Böylelikle Girit Adasının dörtte üçlük kısmı tekrar Türk toprağına katılmıştır. Peki gerçekten katılmış mıdır? Yoksa Yunanistan bizim sahip çıkmadığımız topraklara mı çöreklenmiştir?

2004 yılında iki Türk akademisyen tarafından yayınlanan kıta sahanlığı haritasıyla şimdiki kıta sahanlığı haritamız örtüşmüyor. 2004 yılında yayınlanan haritada Girit Adası etrafındaki 78 bin kilometrekarelik alan eksik. Biz daha kendi içimizde çelişiyoruz.

Zengin doğalgaz ve petrolün bulunduğu Doğu Akdeniz de hakkımız olanı almak Türkiye ekonomisini alıp üst düzeylere çıkarak bir eylem olacak. Olacak olmasına da bunun için ciddi manada ne kadar mücadele edilecek hepimiz bekleyip göreceğiz.

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Libya-Dogu Akdeniz-Girit - 5 Şubat 2020
Neydi 10 Kasım?.. - 11 Kasım 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ