Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

KORONAVİRÜS VE BİPOLAR BOZUKLUK

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Dünyamızın son durumunu iğneli fıçıya benzetirsek abartmış olmayız.  Şu an sadece ülkemizde değil tüm dünyada Koronavirüs vakalarında büyük bir artış gözleniyor. Başarıyla test edildiği söylenen birkaç aşı çalışmasının yaratmış olduğu iyimserlikleri bir tarafa bırakırsak,  herkesin gözü önünde sergilenen istatistiki veriler bizlere şunu gösteriyor.

“Maalesef kısa vadede tünelin ucunda bir ışık gözükmüyor.”

***

Koronavirüs ortaya çıktığından bu güne dek birçok şey değişti, Fakat bu illetin özellikle 65 yaş ve üzeri için daha büyük bir tehlike oluşturduğu gerçeği hiç değişmedi.  Bakınız şu ana dek ülkemizde koronavirüs nedeniyle ölenlerin yüzde 95’inin 50 yaş ve üzerindekiler olduğu iddia ediliyor. Almanya‘da ise bu oran yüzde 98.

Koronavirüse  yakalanma oranlarına baktığımızda yüze 70’lik bir oranla 50 yaş ve üzerinin başı çektiğini görüyoruz. Ölüm hızları ile ilgili açıklanan verilerde ise koronavirüse yakalanan 65 yaş ve üzeri hastaların altıda biri maalesef yaşamlarını yitirmiş durundalar.  Bu bakımdan şartların önlem alma ihtiyacı doğurduğu anlarda kısıtlama listesinin en başındakiler de doğal olarak 65 yaş ve üzeri oluyor. Koruma güdüsüyle ak saçlılarımız için bir takım yasaklamalar ve kısıtlamalar getirilmesini anlıyoruz da, kamuoyunda virüsü 65 yaş ve üzerinin yaydığı gibi bir algı oluşmasını maalesef önleyemiyoruz? Evet, virüsün 65 yaş ve üzerini daha fazla etkilediği yadsınmaz bir gerçek. Peki,  virüsü yayanlar kim? Şu ana dek önlem paketleri açıklanırken göz ardı edilen acı gerçek bu sorunun yanıtında gizli.

“Maalesef virüsü gençler yayıyor. Bu durumdan da en fazla 65 yaş ve üzeri etkileniyor.”

Maskelerini yüzlerine değil de bileklerine takan, sigaraları fosur fosur içen, cafelerde ve eğlence yerlerinde neredeyse kucak kucağa oturan, kanları fokur fokur kaynayan, normal hayatlarındaki gibi lay lay lomlara devam eden gençlere bir önlem yok.  Ayrıca bir çoğu asemptomatik, yani taşıyıcı konumda olmalarına rağmen  ciddî önlemler paketinde onlara bir kısıtlama da getirilmiyor.

Yani asıl sorun 65 yaş ve üzerindekiler mi? Kendilerini hasta kabul etmeyip hem kendilerini hem de virüsü vıvır vızır dolaştırıp her yere bulaştıran taşıyıcılara da acil bir önlem gerekmiyor mu?

***

Herşeye rağmen koronavirüs için  “genç hastalığı” ya da “yaşlı hastalığı” algısı yaratacak değerlendirmeler de doğru değil. En kısa zamanda bu fasit daireden çıkıp gerçeklerle yüzleşmemiz şart. Şu an koonavirüsün ateşi onunla ilk tanıştığımız güne oranla daha yüksek seyrediyor. Fakat ne yazık ki bulaştığı kesim dünya nüfusunun sadece devede kulak kadarlık bir kısmı. Dünyamız bu küresel soruna ortak çözümler üretmediği takdirde bu günlerimizi dahi arayabiliriz.

Peki, bireysel olarak uyguladığımız maske, mesafe ve hijyen haricinde yapabileceğimiz neler var? Mümkün olduğu kadar temastan kaçınmak ve mecbur olmadıkça evden dışarıya çıkmamak.

İyi güzel de;  ekonomideki çarkları döndürmeden evde oturmakla tencere nasıl kaynayacak?

***

İşin bir de psikolojik yönü var. Özellikle sokağa çıkma yasaklarının 65 yaş ve üzerine uygulanmasıyla ruhsal olmasa bile duygusal travmaların yaşandığı bir gerçek. Bu kategorideki büyüklerimiz şöyle düşünüyorlar.

“Bu işin tek müsebbibi biz miyiz?”

 “Virüse yakalanırsak ölecek miyiz?”

65 Yaş ve üzerini kuşatan ve beyinlerini kemiren bu kaygılar virüs mücadelesinden bile daha önemli.  “Sakın dışarıya çıkmayın. Evlerinizde oturun” demekle önlem alınmış olmuyor ki. Sanki 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız tek başlarına mı yaşıyorlar? Bir evde anne baba ve çocukların yanında büyükanne ve büyükbabalarımızın olduğunu düşünün. Sosyal izolasyon tamam da, çalışan bir oğul ya da gelin, dışarıda hayta gibi gezip dolaşan torun sanki eve virüs taşımayacak mı?

65 Yaş ve üzerinin yalnız kalma, hayatını kaybetme,  ya da mevcut alışkanlıklarını devam ettirme güdüsüyle dışarıya çıktıkları herkesin malûmu. Peki, onları evde tutabilmek adına ne yapıyoruz? Evden çıkma dediğinizde onları evde tutacak çözümleri de üretmek zorundasınız. Bu karantina günlerini en verimli biçimde geçirmeleri için hayatlarını programlamalısınız. Örneğin sabah kültürfizik hareketleri yapmalarını, kitap okumalarını, el becerileriyle basit de olsa bir şeyler üretmelerini, bulmaca çözmelerini teşvik edecek bilgi ve dokümanları onlara sunmalısınız.  Belediyeler vasıtasıyla günlük kültürfizik hareketlerini içeren bir kitapçığın kapılarına bırakılması bile onların önemsendiğini gösterecektir.

Var mı öyle bir çalışma?

Seçim zamanlarında kapı kapı, ev ev dolaşanları şu karantina günlerinde acaba görebilecek miyiz?

***

Bipolar Bozukluk,  tıbbi olarak manik depresif olarak adlandırılmaktadır. Bu gibi durumlardaki hastalar; aşırı bir neşe, hareketlilik ve coşku yaşadığı dönemlerden, hayattan zevk alamadığı, çökkünlük hissettiği, durgun ve suskun olduğu depresyon dönemlerine doğru yol alır. Kişinin ruhsal durumunun iki uç arasındaki gel-gitlerle açığa çıkardığı “bipolar bozukluk” şayet tedavi edilmezse çok ciddi sorunlar yaratabilir.

***

65 Yaş ve üzeri vatandaşlarımız koronavirüs’ten korunurken, kendilerini bipolar bozukluğun kucağında bulurlarsa ne olacak?

Turkuaz tabloda “Bipolar Bozukluk” hastaları için de bir sütun açılacak mı?

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
KADINA ŞİDDET! - 27 Kasım 2020
DEMOKRASİYE GEEEEEL… - 26 Kasım 2020
İSTATİSTİK - 25 Kasım 2020
MESLEK HASTALIĞI - 23 Kasım 2020
AGANİGİ-NAGANİGİ - 19 Kasım 2020
BUMERANG - 18 Kasım 2020
HOROZ ŞEKERİ - 17 Kasım 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ