Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

KORONA MI, SALMONELLA MI?

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Anlaşıldı bu salgın furyası bitmeyecek. Bilim insanları da havluyu atmış, ne yapacaklarını kestiremez durumdalar. Daha Koronavirüs‘e karşı etkin bir koruma kalkanı geliştirememişken, şimdi de Kanada‘nın ABD‘den ithal ettiği kırmızı soğanlarda Salmonella vakası görülmüş.

Peki nedir bu Salmonella? İlk kez Theobald Smith‘in 1885’de domuzlarda keşfettiği bu bakteri daha sonra Amerikalı patolog Daniel Elmer Salmon‘a  mal edilmiş.  Bu yüzden de Salmonella olarak adlandırılmış. Tifo, paratifo ve gıda zehirlenmesine yol açabilen çubuksu, gram-negatif bir enterobakteri cinsiymiş. Hidrojen sülfür üretirmiş. Bakteri bulaşmış suların içilmesi ve kullanılmasıyla, insan ve hayvan atıklarının gelişigüzel doğaya atılması ve bunların kaynak sularına karışmasıyla, içme ve kullanma sularının yeterince klorlanmamasıyla, Salmonella bakterisi taşıyan iyi pişirilmemiş et, süt ve yumurta,  pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri, meyve suyu ve peynirlerin tüketilmesiyle, kirli çiğ sebze-meyve, baharat ve çerezler yoluyla, hastalanmış kümes hayvanlarıyla yapılacak temaslarla, yılan, kaplumbağa, kertenkele gibi sürüngenler, kurbağalar, kuşlar ve civciv gibi evcil hayvanlar ile temas ettikten sonra hijyen kurallarına uyulmamasıyla bulaşıyormuş.

Tıpkı Koronairüs gibi insandan insana bulaşması da cabası.

***

Salmonella bakterisi vücuda girdikten yaklaşık 6 saat veya 6 günlük bir süreçte ishal, ateş, bulantı, kusma, baş dönmesi ve karın krampları şeklinde belirtiler gösteriyormuş.  Genellikle 4-7 gün süreceği öngörülürken, çoğu kişinin tedavi olmadan iyileşmesi de mümkün olabiliyormuş. Fakat ileri derecedeki ishal yüzünden hastanede tedaviyi gerektirecek ciddî vakalar da görülebiliyormuş. Yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde hastalık daha ciddî bir seyir izliyormuş.

Tüm bunlara rağmen Salmonella en azından Koronavirüs gibi çaresiz bir vaka değilmiş. En azından ölüm riski Koronavirüs ile kıyaslanmayacak derecede düşükmüş. Etkene yönelik olarak hekim tarafında uygun görülecek antibiyotikle tedavi edilebiliyormuş.

***

Ülkemiz artık saman da dâhil et ve et ürünleri ithalâtında dünya çapında bir yere sahip. Özellikle kurban bayramı öncesinde gerçekleşen canlı hayvan ithalâtının ne yazık ki bazı hastalıkları da beraberinde getirme riskleri mevcut. Örneğin Polonya Hükümeti 2011 ve 2012 yıllarında ihraç ettikleri kırmızı ette “Deli Dana Hastalığı” olabileceği şüphesiyle bir soruşturma başlatmıştı. Maalesef bu etleri ithal eden ülkeler arasında Türkiye de vardı.

2014 Yılındaki Kurban Bayramı öncesinde Doğu Anadolu Bölgemizdeki sığırlarda “Afrika Hastalığı” görülmüştü. Daha sonra bu hayvanların ülkemize kaçak veya sınır ticareti ile girmiş olabileceği açıklandı. Kısacası kaçak ya da sınır ticaretiyle de olsa sınırlarımızdan giren bu hayvanlar maalesef hastalık yaymış, hızlı bir aşılama tedbiriyle durum kurtarılmaya çalışılmıştı.

Yine 2014 yılında Trakya ve Marmara Bölgemizde “Mavi Dil” hastalığı görülmüştü. Kısa sürede yayılan bu hastalık nedeniyle birçok köy ve mahalle ne yazık ki karantinaya alınmıştı.

2015 Yılında Kurban Bayramı öncesi Auvergne Bölgesinde “Mavi Dil” hastalığı görülen Fransa‘dan canlı hayvan ithalât bağlantısı yapılmıştı. Fakat hastalık patlak verince Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OİE) Fransa’dan hayvan sevkiyatını durdurmuştu. Fakat tüm bu yasaklamalara rağmen karadan olmasa da deniz yoluyla bu hayvanlar sınırlarımızdan içeriye sokmuştu.

2017 Yılında  Romanya‘da iki firma ile ithalat anlaşması yapılan 17 bin baş besilik hayvanda “Sığır Pasteurellozu” hastalığı görülmüş, çok sayıda hayvan telef olmuştu. Yine Romanya ve Bulgaristan‘dan ithal edilen koyunlarda “Scrapie” ve “koyun vebası” hastalıkları çıkmıştı.

2018 Yılında Brezilya‘dan ithal edilen kesimlik sığırlarda “şarbon” hastalığı tespit edilmiş, yaklaşık 4 bin sığırın 50’si şarbon hastalığı nedeniyle telef olmuştu. Etlerin imha edildiği bölge ise karantina’ya alınmıştı.

***

Çin‘de patlak veren Koronavirüs salgını tüm dünyayı tehdit etmeye devam ederken 2019 yılı TÜİK verilerine bakalım. Böylesine riskli bir ülkeden 2019 yılı itibariyle 329 milyon dolarlık tarım ve gıda ürünleri ile hammadde ve türevlerinin ithalatını gerçekleştirmişiz. Detaylarına gelirsek; 74 bin ton çerezlik ayçiçeği, 48 bin ton pirinç, 7 bin 300 ton konserve domates, 7 bin 200 ton glikoz şurubu ve türevleri, 6 bin 600 ton tütün ve türevleri,  4 bin 700 ton kabuklu ve kabuksuz ceviz, 2 bin 400 ton dondurulmuş kalamar ve mürekkep balığı, 2 bin 600 ton ezilmiş/ezilmemiş/öğütülmüş zencefil, bin 800 ton sarımsak, bin 600 ton kabuklu/kabuksuz yer fıstığı, bin 600 ton kuru biber ile bin ton soya fasulyesi, yağı ve sosu sınırlarımızdan içeriye girmiş.

Bu ürünlerin bulaş riski taşıyıp taşımadığını bilmiyoruz. Fakat yükleme ve nakliyesinde bu riskin olabileceği açık. Bu bakımdan karantina sadece insanlar için geçerli olmamalı. İthal edilen veya edilecek ürünlere de karantina uygulanmalı.

***

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) yetkilileri, küresel canlı hayvan ticaretinin son 50 yılda 4 kat artmış olduğuna dikkat çekerek yüksek sesle uyarıyor.  Her yıl 2 milyar hayvanın (domuz, tavuk, sığır, koyun ve keçi, vs.) tır, kamyon veya gemilere yüklenerek farklı ülkelere doğru haftalarca sürecek yolculuklara çıkması salgın hastalıklara davetiye çıkarmıyor mu?  Daha önce yaşanan Deli Dana, Nipah Virüsü, SARS ve Afrika Domuz Ateşi hastalıklarının verdiği tecrübeyle, bu canlı hayvan sirkülasyonunun  Koronavirüs için de büyük bir risk oluşturduğu yeterince açık değil mi? Kanadalılar, Salmonella riski taşıdığı için ABD’li şirket Thomson International Inc’den ithal edilen ve nereden geldiği belli olmayan kırmızı soğanları rasto geri iade ederken, FAO yetkililerinin uyarılarını ciddîye almamak olası mı?

***

Kanada Dominyonu Koronavirüs‘ten korkup Salmonella‘ya razı olmamışken, şapkayı öne koyup düşünmek için ne bekliyoruz?

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
SESSİZLİK… - 21 Ekim 2020
ASKI! - 20 Ekim 2020
ÇORAKLIK… - 19 Ekim 2020
MASA VE KASA! - 14 Ekim 2020
SANDIK - 12 Ekim 2020
PİYANGO - 9 Ekim 2020
İSTİKLAL MARŞI - 8 Ekim 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ