Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

KISIR ŞEHİR!

Nilüfer Kuzu

Nilüfer Kuzu

Şe­hir­ler var­dır, do­ğa­sın­da ge­liş­me po­tan­si­ye­li var­dır. Ama bir türlü ge­li­şe­mez­ler. Büyük şe­hir­le­rin ara­sın­da adeta sı­kı­şıp kal­mış­tır. Ge­li­şim de­yin­ce el­bet­te sa­de­ce yol­la­rın ya­pıl­ma­sı, yol ke­nar­la­rı­na çiçek ekil­me­si ve de ağaç di­kil­me­sin­den bah­se­di­le­mez. Kül­tür ve sa­na­yi­de ge­li­şim­den bah­se­di­yo­rum.
Şe­hir­ler ge­li­şir­ken ta­ri­hi, kül­tü­rel do­ku­su­nu da kay­bet­me­me­li, kay­bet­ti­ril­me­me­li! Ör­ne­ğin ta­ri­hi bir bina yı­kı­lıp ye­ri­ne “çağa uygun” bir bina inşa etmek ya da yıkıp ye­ri­ne bir­kaç bank ko­nu­lup boş bir alan yap­mak ye­ri­ne, va­ro­lan bina fark­lı şe­kil­ler­de de­ğer­len­di­ri­le­bi­lir. Es­te­tik gö­rü­nüm de önem­li tabii. Bunun için iyi bir şehir plan­cı­lı­ğı ge­rek­li. As­lın­da her işe baş­la­ma­dan önce plan­la­mak ge­re­kir. Olum­lu ve olum­suz yön­le­ri­ni or­ta­ya koyup, de­ğer­len­di­rip, üze­ri­ne tar­tı­şıp işe öyle baş­la­mak ge­rek­mez mi? Ör­ne­ğin be­le­di­ye baş­kan aday­la­rı, seçim za­ma­nı bir­çok va­at­ler­de bu­lu­nu­yor­lar. Pek çoğu as­lın­da seçim ka­zan­mak için söy­le­nen, ya­pı­la­bi­lir­li­ği çok dü­şü­nül­me­den or­ta­ya atı­lan laf­lar. Bir kere be­le­di­ye bir ekip işi­dir. İkin­ci­si be­le­di­ye­nin büt­çe­si­ni gör­me­den neyi ne kadar ya­pa­bi­le­ce­ği­ni bil­mek nasıl müm­kün ola­bi­lir ki! Hemen se­çi­lir se­çil­mez bir şey­ler yap­mak zaten müm­kün değil! Bence ilk beş yıl, teş­ki­lâ­tı­nı kurma, plan­la­ma yılı ol­ma­lı. Çünkü yerel yö­ne­tim kolay değil, küçük ya da büyük ili yö­net­me­ye talip olmak büyük bir so­rum­lu­luk. Ve de şeh­rin ih­ti­yaç­la­rı­nı, ek­sik­le­ri­ni tes­pit etmek bir süreç, zaman ge­rek­ti­rir. Ben, yerel ya da mil­let­ve­ki­li aday­la­rı­nın seçim ön­ce­si va­at­le­ri­ni çok da din­le­mi­yo­rum artık. Her gün aynı ye­me­ğe yerse bıkar insan, bunun gibi yerel ya da genel seçim olsun, bir­bi­ri­ne ben­zer va­at­le­ri din­le­mek­ten han­gi­miz usan­ma­dık ki!
Bir başka ga­rip­lik de, be­le­di­ye­le­rin, baş­kan de­ğiş­tik­çe yeni per­so­nel al­ma­la­rı ne­re­dey­se zo­run­lu­luk ha­li­ne ge­le­rek be­le­di­ye­le­rin is­tih­dam ka­pı­sı ola­rak gö­rül­me­si! Evet, Tür­ki­ye’de sa­ya­ma­dık kaç oldu ama bir türlü önüne ge­çi­le­me­yen bir iş­siz­lik var. Ama iş­siz­lik so­ru­nu her ye­ni­le­nen se­çim­de de­ği­şen be­le­di­ye baş­kan­la­rı­nın yeni per­so­nel al­ma­la­rı ile çö­zü­le­mez! Bir kere be­le­di­ye­le­rin bir is­tih­dam ka­pa­si­te­si ol­ma­lı, bu ka­pa­si­te­yi aşın­ca yani ge­re­ğin­den fazla per­so­nel el­bet­te bir yı­ğıl­ma­ya neden ola­cak, so­run­lar da baş­la­ya­cak­tır. Per­so­nel art­tık­ça ya da per­so­ne­li art­tır­dık­ça per­so­nel ge­lir­le­ri de ar­ta­cak­tır. Kaldı ki, per­so­ne­li ne kadar fazla olur­sa o be­le­di­ye en iyi işi ya­pa­cak bir koşul, kaide yok! Çünkü en önem­li­si per­so­ne­lin ni­te­li­ği­dir; bu ni­te­lik per­so­nel sa­yı­sı­nı art­tır­mak­la art­maz. Ni­te­lik eği­tim işi­dir, plan­la­ma işi­dir yani me­se­le doğru per­so­ne­li doğru yerde de­ğer­len­di­re­bil­mek­tir. Sı­nı­rı çok aş­ma­dan, çok da eksik bı­rak­ma­dan ye­ter­li per­so­nel­le en etkin, ve­rim­li ça­lış­ma­yı ya­pa­bil­mek! Esa­sen her­ke­sin ye­te­ne­ği­ne göre, üni­ver­si­te oku­sun ya da oku­ma­sın -ki bizde zo­run­lu­luk gibi gö­rül­se de her­kes üni­ver­si­te oku­mak zo­run­da de­ğil- her­ke­sin ye­te­ne­ği­ne göre ya­pa­bi­le­ce­ği iş var­dır.
Sos­yal be­le­di­ye­ci­lik de­ni­li­yor. Nedir sos­yal be­le­di­ye­ci­lik? Yol­la­rı ye­ni­le­mek ve yol ke­nar­la­rı­nı ağaç­lan­dı­rıp çi­çek­len­dir­mek­ten iba­ret ol­ma­sa gerek! Bak­tı­ğı­nız zaman şeh­ri­ni­ze, bir sos­yal­lik gö­re­bi­li­yor mu­su­nuz? Çarşı de­ni­len ki ne kadar çarşı de­ni­le­bi­lir­se, küçük da­ra­cık so­kak­lar, cadde, yol­la­rın ke­na­rı­na park edil­miş araç­lar… En mer­ke­zi işlek bir cad­de­de “kısmi ya­ya­laş­tır­ma pro­je­si” diye kal­dı­rım­la­rı ge­niş­le­tip araç yolu da­ral­tıl­dı. Şehir mer­ke­zi­nin fe­rah­lı­ğa ka­vuş­ma za­ma­nı gel­me­di mi? İnsan­la­rın ailecek gi­de­bi­le­cek­le­ri ferah alan­lar yok! Bir kül­tür mer­ke­zi var ki yıl­lar­dır hiç­bir de­ği­şim, ta­di­lat yok! Ne­re­dey­se düz sa­ya­bi­lecek se­yir­ci yeri ve küçük bir sahne. Bu mudur kül­tür mer­ke­zi? Yet­me­di­ği zaman bir li­se­nin kon­fe­rans sa­lo­nu ter­cih edi­li­yor. Alış­ve­riş mer­kez­le­rin­de­ki kül­tür mer­kez­le­rin­den ya da sa­lon­lar­dan hiç bah­set­mi­yo­rum, çünkü alış­ve­riş mer­kez­le­ri ka­pi­ta­lizm icadı! Yani ne­re­den bak­san şe­hir­de bir mo­no­ton­luk var, yıl­lar­dır sü­re­ge­len. Tipik bir memur şehri! Şehir in­san­la­rı bu mo­no­ton­lu­ğa alış­tı­lar mı acaba?
Yerel yö­ne­ti­ci­le­ri halk seç­ti­ği­ne göre, ge­rek­ti­ğin­de iti­raz, eleş­tir­me hakkı da ol­ma­lı. Ama böyle bir şey ne­re­dey­se yok. Sa­de­ce se­çim­de es­ki­si­nin ye­ri­ne yeni baş­kan se­çer­ler, buna da ne kadar iti­raz de­ni­le­bi­lir­se artık. Sivil top­lum ku­ru­luş­la­rı­na ge­lin­ce, birer emek­li kah­ve­le­ri! Ne bi­le­yim, özel­lik­le genç­le­ri bir araya ge­ti­re­rek fikir tar­tış­ma­la­rı ya­pı­la­bi­lecek bir­bi­ri­ni takip eden kon­fe­rans­lar dü­zen­le­ye­bi­lir­ler. Özel­lik­le genç­le­rin böl­ge­sel, yerel, ev­ren­sel so­run­la­ra bakış açı­la­rı­nı gör­mek ve fi­kir­ler tar­tış­ma­la­rı açı­sın­dan fay­da­lı ola­cak­tır kuş­ku­suz bu tür panel ya da kon­fe­rans ve­ya­hut top­lan­tı­lar. Ama ne yazık ki sivil top­lum ku­ru­luş­la­rın­da­ki bü­yük­ler, genç­le­rin fi­kir­le­ri­ni din­le­mek­ten zi­ya­de, “ne oku­yor­sun, ne yap­mak is­ti­yor­sun, ça­lı­şı­yor musun, baş­vur­mu­yor musun bir yer­le­re, sı­nav­la­ra gi­ri­yor musun?” gibi so­ru­lar­la bo­ğu­yor­lar genç­le­ri. Bir de akıl ver­me­le­ri yok mu? Di­ye­cek­sin, “siz bu kadar bi­li­yor­du­nuz da neden genç­li­ği­niz­de so­run­la­rın bir kıs­mı­nı çözüp hiç de­ğil­se bize daha azını bı­ra­kay­dı­nız? Siz, iş­le­rin haklı ola­rak da­ğıl­dı­ğı adil, eşit­lik bir ül­ke­de mi ya­şa­dı­ğı­nı­zı sa­nı­yor­su­nuz?” Ama işte in­san­lar hele hele yaş­la­rı iler­le­dik­çe, ken­di­le­ri­ni “bi­lir­ki­şi” sayıp akıl ho­ca­lı­ğı yap­ma­yı se­ver­ler! Sonuç ola­rak, büyük şe­hir­le­rin ara­sın­da -ge­liş­me po­tan­si­ye­li olsa da do­ğa­sın­da- sı­kı­şıp kal­mış biri türlü ge­li­şe­me­miş kısır şehir ger­çe­ği var. Gö­rü­nen köy kla­vuz is­te­mez! Bi­le­mi­yo­ruz, şehri “şiir gibi” yö­net­me sa­vın­da yö­ne­ti­ci, be­le­di­ye baş­kan­la­rı kal­dı­rım­la­ra şi­ir­ler mi ya­za­cak­lar yoksa dar so­kak­lar­da şiir din­le­ti­le­ri mi dü­zen­le­ye­cek­ler, ama bir ger­çek var ki o da şe­hir­de acil ve çok ciddi plan­la­ma­ya ge­rek­si­nim du­yul­du­ğu­dur.

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
FAŞİZM - 28 Kasım 2019
KISIR ŞEHİR! - 20 Kasım 2019
HEP LAF - 15 Kasım 2019
NUTUK NE ANLATIR? - 26 Ekim 2019
İKTİSADÎ KALKINMA - 25 Eylül 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ