Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

KERAMETİ KENDİNDEN, NEVİ ŞAHSINA MENKUL EMİN VE HAS ADAMLARI TARAFINDAN TEHDİT-ŞANTAJ GIRLA GİTMİŞ!..

KERAMETİ KENDİNDEN, NEVİ ŞAHSINA MENKUL EMİN VE HAS ADAMLARI TARAFINDAN TEHDİT-ŞANTAJ GIRLA GİTMİŞ!..
Reklam

(ÖNCEKİ BÖLÜMDEN DEVAM)

SANIK İSMAİL KOCA MÜDAFİİ SAVUNMASINDA: “Müvekkilin savunmaların

a aynen katılıyoruz, sanık Mehmet Emin Boldan’ın müvekkilin Tuna Aktürk ve Yusuf Özenç’in ismini verdikten sonra tahliye edildiği iddiası doğru değildir, müvekkil henüz tutuklu iken 27/10/2011 tarihinde bu şahısların ismini söylemiştir, tahliye olduktan 12 gün sonra verdiği ifadede de geçmiştir, Mehmet Emin Boldan’ın müvekkilin Emniyet görevlileri ile ilgili beyanlarının zabıttan çıkarılması talebi doğrudur, bizim ısrarlarımıza rağmen müvekkilin beyanlarını yeniden zabta geçmedi, ancak “ağabeylerinize mi soracaksınız, yoksa devam edeyim mi?” şeklinde söz sarf edilmesi daha sonra C. Savcısının içeriye geçip Emniyet görevlilerini çağırması doğru değildir, Emniyet görevlileri de gelmedi, biz Emniyet görevlilerini görmedik, zira o sırada ben sorgu için müvekkilin yanındaydım, olayın C. Savcısı müvekkil hakkında tahliye talep edilip reddedilince ilk defa bir sanık hakkında tahliye talep edildiğinde mahkeme tarafından reddedildiğini gördüğünü söyledi ancak uygun bir mahkeme bulup tekrar talep edeceği hususunda bir beyanı olmadı, müvekkilin tahliyesi rutin 30 günlük tutukluluk incelemesi süresinde benim itirazım neticesinde olmuştur, müvekkilin etkin pişmanlıktan faydalanmak için suç ikrarında bulunması doğru değildir, yaşadıklarını samimi şekilde anlatmıştır, dosyada her hangi bir örgüt yoktur, örgüt uydurması sadece sanıkların iletişimlerinin tespitini sağlamak amacıyla yapılmıştır, bu kanuna karşı hiledir, bu sebeplerle muvekkilin üzerine atılı suçları kabul etmiyoruz, tevsii tahkikat talebimiz olunca Mahkemeye ayrıca bildireceğiz” şeklinde beyanda bulunmuştur.

SANIK EŞREF ERKEKOĞLU SAVUNMASINDA : “Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, ben burada bulunmaktan herhangi bir şekilde rahatsızlık duymuyorum, zira benimle birlikte yargılanan şahıslar dostumdur, sanık olmasam tanık, tanık olmasam bile seyirci olarak huzurunuzda bulunacaktım, müştekilerden de bir çok dostum vardır, benden şikayetçi olduğu belirtilen kişilerin çoğunu tanımıyordum, ben herhangi bir şekilde örgüte yardım etmedim, böyle bir örgütte bilmiyorum, ben gazetede spor muhabirliği yapıyorum, asıl işim antrenörlüktür, Balıkesir’de çok fazla spor olayı olmadığı için bende gazetede genelde telefonun bulunduğu yerde bulunduğumda telefonlara ben cevap vermekteyim, tam tarihini hatırlayamadığım bir gün telefonun başında bulunduğum sırada telefon çaldı açtığımda kendisinin Bigadiç’ten aradığını söyleyen bir kişi bir gazetede bir haber gördüğünü, gördüğü haberdeki gibi kendisinin de mağduriyeti olduğunu, Balıkesir özel hastanesi ile ilgili kendisinin de şikayeti olduğunu söyledi, bende numaranızı verin, ilgili kişiye vereceğim diye söyledim, ancak, ben kendisine herhangi bir şey söylemedim, numarasını aldım, ben Sedat beye numarayı verdim, Sedat bey ile yapmış olduğumuz ve iddianamede belirtilen görüşme de o görüşmenin ardından yapılmıştır, buradaki telefon konuşmasında bahsi geçen 4.000-TL ise Ahmet Şahin’in başkanlığını yaptığı Çayırhisarspor klubü ile ilgili reklam çalışmasına ilişkindir, yoksa haberi yapılması düşünülen bana telefon eden kişinin olayı ile ilgili değildir, ben Yeni Balıkesir Gazetesi’nde bir yıldır çalışıyordum, ben gazetede çalıştığım dönem içerisinde iddianamede anlatılan olaylara ilişkin herhangi bir gözlemim söz konusu olmamıştır” şeklinde beyanda bulunmuştur.

SANIK NURAY ARSLAN SAVUNMASINDA : “Ben 01/02/2011 yılında gazetede işe başladım, 7 ay bir süre çalışmam oldu, ben çalışma dönemimde sadece abone çalışması yaptım, reklam çalışması yapmadım, ancak son zamanlarda reklam çalışması da yapıyordum, bu sebeple kendi irademle Veranda cafeye gittim ve reklam çalışması yaptım, ilk gittiğimde Eser Karabulut bana maddi durumunun iyi olmadığını, daha sonra değerlendireceğini söyledi, tam olarak hatırlayamamakla birlikte bir süre sonra tekrar Eser Karabulut’un iş yerine gittim ve sonra Eser bey bana bir aylık bir reklam verdi, daha sonraki aylara da uzattı, bu konuda bana Mehmet Emin Boldan tarafından bana verilen bir talimat yoktur, tamamen kendi insiyatifimle bu reklamı aldım, soruşturma aşamasındaki ifademi kabul etmiyorum, manevi baskı yapıldığı için böyle demek zorunda kaldım, Mehmet Emin Boldan’ın bana “veranda cafeye git reklam al” demesi söz konusu değildir” şeklinde beyanda bulunmuştur.

SANIK ÖZLEM DEMİROĞLU SAVUNMASINDA: “Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, ben reklam departmanında 2009 yılında çalışmaya başladım, amacımız farklı firmalardan reklam alabilmekti, ben.. Sedat Boldan ve Levent Uysal’ın Mehmet Tezcan’ı tehdit edip 50.000 liralık geçmişi unutalım, yeni ilişkiler oluşturalım, yeni başlangıçlar yapalım ” diye teklifte bulundum, benim çalıştığım dönem içerisinde iddia edilen olaylara ilişkin her hangi bir duyumum veya görgüm yoktur, Nuray hanımın da söylediği gibi reklam anlaşması için tamamen kendimiz firmaları seçip gidiyorduk” şeklinde beyanda bulunmuştur.

SANIK LEVENT UYSAL SAVUNMASINDA: “Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, soruşturma başladığı zaman benim tanık olarak beyanıma başvuruldu ve bana sorulan sorulara bildiğim kadarıyla cevap verdim, benim yanımda hiçbir şekilde şantaj yapılıp para istenmesi söz konusu değildir, bende bu tür olaylara karışmış değilim, suçun örgütlü suçlar kapsamına alınabilmesi için bizler de sanık olarak dosyaya monte edilmişizdir, ben gazetede reddi ilhak dergisinin çıkarılmasında çalışıyordum ve tam tarihini hatırlayamadığım bir gün henüz hazırlık çalışmaları yapılırken Sedat Boldan ile birlikte Faruk Kula’yı ziyarete gittik, kendisine çalışma taslağını gösterdik ve yardımcı olup olamayacağını sorduk, çalışmamızı görünce beğenmiş olacak ki ” biz üzerimize düşeni yaparız” diye söyledi ve her hangi bir reklam konuşması olmadı, ancak kendisinin bize destek olacağı sözü üzerine reddi ilhak dergisinin 2009 yılındaki sayısına Kula şirketlerinin reklamını koyduk ve iki sayfa ayırdık, dergi çıktıktan sonra tekrar Sedat Boldan ile birlikte fabrikaya gidip Faruk Kula ile görüşmek istedik ancak kendisini bulamadık, yanımızda da emin olmamakla birlikte emsal faturalar götürmüş olabiliriz, belki de bu faturaları Mehmet Emin bey götürmüş olabilir, kendisini bulup görüşemedik, ancak iddianamede iddia edildiği şekilde ” Faruk abi gönlünden ne koparsa versin ” şeklinde bir not bırakmadım, böyle bir not var ise de dosyada görmek istiyorum, Ahmet Şahin benim eski komutanımdır, kendisini çok yakinen tanırım ve sık sık görüşürüz, İsmail Eren’i ise ilk defa bu gün gördüm, Mehmet Tezcan ile iki kez görüştüm ve kendisi ile diyalog kurmak ve tanışmak amacıyla nezaket ziyaretinde bulundum, imar sorunu ile ilgili aramızda hiçbir konuşma olmamıştır, kendisinden 50.000 — 60.000 TL talebinde bulunmadım, ben örgüte yardım etmedim, ben doğruluğu ispatlanmamış beyanlar sebebiyle karşınızda sanık olarak bulunmaktayım, savunmam bundan ibarettir” şeklinde beyanda bulunmuştur.

SANIK BENAN TONGUÇ SAVUNMASINDA: “Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, soruşturma başladığında ben gazeteden ayrılmıştım, iddianamede iddia edildiği gibi ben suç unsuru hususlara tanık olmadım, Mehmet Emin Boldan veya Sedat Boldan’ın bana vermiş olduğu suç teşkil eden talimatları çalışanlara iletmedim” şeklinde beyanda bulunmuştur.

SANIK NEHİR YILDIRIM SAVUNMASINDA : “Ben Emin beyin imam nikahlı eşiyim ve birlikte yaşıyorum, imam nikahlı eşi olmam sebebiyle ve kendisinin bir başkası ile resmi evli olması dolayısıyla gelecekte benim sosyal güvencemi sağlamak amacıyla sahibi bulunduğu şirketin büyük hissesini bana devretmiştir, ancak işleri kendisi yürütüyordu, benim her hangi bir şeye yardım etmem ve hiyerarşik yapıya dahil olmam mümkün değildir” şeklinde beyanda bulunmuştur.

SANIK TUNA AKTÜRK SAVUNMASINDA: “Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, suç örgütüne yardım etmedim ancak bizim telefonlarımız Gazetecilerde mevcuttur, gazeteciler aldıkları bazı duyumları telefon açarak veya makamımıza gelerek bize sormaktadırlar, bizde bilgi edindirme kanunu çerçevesinde gizli olmayan bilgileri kendilerine veririz, biz bu bilgileri normal vatandaşa da veririz, ancak özellikle örgüte yardım etme kastı ile böyle bir davranışta bulunmamız söz konusu değildir, İsmail Koca bir gün bana gelerek Recep Şeker ile ilgili bir duyum aldığını, 5 yıl ceza aldığını duyduğunu söyledi, ben de Recep Şeker’in ceza alıp almadığını teknik işlerden sordum, onlar da bunu doğruladılar, savunmam bundan ibarettir, biz kamu görevi yapıyoruz, bu bilgileri verirken Siyasi rakiplerimizi karalamak için var olduğu iddia edilen örgüte bilgi vermek amacıyla hareket etmiş değilim, ben bu soruşturma kapsamına iki belediye başkan yardımcısının da neden alındığını anlamış değilim” şeklinde beyanda bulunmuştur

SANIK TUNA AKTURK MUDAFİ SAVUNMASINDA: “Beyanlara ekleyecek bir husus yoktur” şeklinde beyanda bulunmuştur

SANIK YUSUF ÖZENÇ SAVUNMASINDA: “Ben Balıkesir Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum, ben kültürel işlerden sorumluyum, imara aykırılıkla ilgili bilgiler benim sorumlu olduğum birimde yoktur, biz Balıkesirdeki gazetecilere bilgi edinme kanunu çerçevesinde istedikleri bilgileri vermek zorundayız, gazetecilere her hangi bir gizli bilgi ve belge vermemiz söz konusu değildir, Belediye Başkanı yardımcılarının neden bu davaya dahil edildiğimizi bilmiyorum ve merak ediyorum, ayrıca Tuna Aktürk’ün beyanlarını da aynen tekrar ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

SANIK YUSUF MUDAFİ SAVUNMASINDA: “Savunmaya aynen katılıyoruz” şeklinde beyanda bulunmuştur.

MAĞDUR MESUT YAVUZ BEYANINDA:”Ben Ayalık ta Burhaniye çıkışı yolu üzerinde bulunan Doğuş Prina fabrikasının sahibiyim. Yaklaşık 2 yıl kadar önce işyerime gazeteci olduğunu söyleyen isimlerini bilmediğim iki kişi geldi. Niçin geldiklerini sorduğumda, bana fabrikamın kara sularının dereye aktığını, bacanın duman çıkardığını, çevreyi kirlettiğime ilişkin sorular yönelttiler. Bu sorularak daha çok sanki yargılar nitelikteydi. Sanki fabrikayı sorgular gibiydiler. Ben bu kişilerin gazetede bu durumu yazmaları halinde halkın yanlış anlayabileceğini düşündüm ve kızdım. Onlara da “devletin sorgu yargıcı mısınız? dedim. Daha sonra ayrıldılar. Gazetede benimle ilgili bir haber yapılmadı. Ben de bunu iş adamları camiasında da anlattım. Daha sonra diğer iş adamı arkadaşlarıma da bu şekilde davrandıklarını duydum. Zaten bildiğim kadarı ile de bu daha sonra adliyelik olmuş. Benim gazetede aleyhime hiçbir yazı yazılmadı. Benden para istemediler, şantajda bulunmadılar. Çıkar da sağlamadılar. Ben sanıklardan şikayetçi değilim. Olay nedeni ile herhangi bir zararım yoktur Kamu davasına da katılmak istemiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

KATILAN MEHMET TEZCAN BEYANINDA: “Ben olay tarihinde Balıkesirde bulunan özel

Balıkesir Hastanesinin genel koordinatörü idim, doktorum, Yeni Balıkesir gazetesi isimli yerel bir gazete vardı, bana bu gazeteden reklam görüşmesi adı altında görüşme önerisinde bulunuldu, Sedat Boldan ve Levent Uysal isimli kişiler bana geldiler yüzyüze görüştük, kendileri bana onların bizim karşımızda değil de yanımızda olmalarının önemli olduğu şeklinde imalı sözler söyleyerek reklam adı altında bizden para talep ettiler, görüşmenin amacı reklam görüşmesi amacını aşıyordu, ikinci kez Levent Uysal la görüştüm, bizim hastanenin faaliyet gösterdiği binanın imar problemlerini tespit ettiğini söyledi, ayrıca benim gerçekte tıp doktoru olmadığımı sahtekar olduğumu duyduklarını ve düşündüklerini söylediler, bununla ilgili haber yapabileceklerini bunu engellemek için yüklü miktarda para talep ettiler, miktar 60.000 TL idi ben taleplerini reddedip, gerçekten tıp doktoru olduğumu istihbaratlarının yanlış olduğunu belirttim bundan sonraki süreçte te beni tacizleri devam etti, hastanemizde görev yapan iki doktor arasında yaşanan duygusal ve adli bir olayı abartarak gazetelerinde haber yapıp sürekli yayınlamaya başladılar, bundan sonra da isimlerini belirtiğim kişiler bizimle uğraşmaya devam ettiler, hastanemizde gerçekleşen bir doğum olayı ile ilgili komplikasyonu da kullandılar, bunu da abartarak ve yanlı olarak gazetelerinde haber yaptılar, ben bundan sonraki süreçte bir suçtan dolayı 17 ay kadar tutuklu kaldım, ismini söylediğim kişiler bu olayı da kullanıp sık sık gazetelerinde haber yapıp benimle uğraştılar, ben sanıklardan Emin Buldan, Sedat üzerine hakkımda aslı olmayan haberler yapmalarından dolayı şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

 

EMİN BULDAN REKLAM İÇİN 100-200 LİRA YERİNE YAY/ADA AVM’DEN 10.000 TL İSTEMİŞ!!!!

 

KATILAN YAVUZ YAYLA BEYANINDA: “Sahibi olduğum Yaylada Alış Veriş Merkezi 2007 yılında Balıkesir’de inşa ettim, 1992 yılından beri Balıkesir’de iş yapmaktayım, Sanıklardan bana ismini okumuş olduğunu Mehmet Emin Boldan sahibi olduğu Yeni Balıkesir gazetesi vasıtası ile hem benim hem de sahibi bulunduğum Yaylada AVM aleyhinde inşaat aşamasında ve AVM faaliyete geçtikten sonra sürekli olarak gerçek dışı karalayıcı yayınlar yapmaya başlamıştı, bu yayınlara karşı muhtelif zamanlarda tekziplerde bulunduysak da gazete yayınlarını sürdürdü, nitekim bu yazılar başlık olarak iddianame belirtilmiştir, daha sonra sanık Mehmet Emin yanında oğlu Sedat Boldan ve gazetenin çalışanı İsmail Koca bulunduğu bir vakit şirket çalışanım Ahmet Yavuz ve Arife Özçoban vasıtası ile şirket reklamlarının gazetede yayınlanmasını aksi halde bu tip karalayıcı yazıların yazılmaya devam edeceğini söylemek suretiyle bana şantajda bulundular, normalde 100 – 200 TL bedeli olan reklam için 10.000 TL gibi fahiş bir fiyat istediler, ben bu teklifi kabul etmedim ayrıca çalışanlarıma da bu şekilde bir reklam anlaşması yapılmamasını istediğimi söyledim, bu tavrımız karşısında gazete gerçekle bağdaşmayan karalayıcı yayınlarına devam etti, bu nedenle gazetenin yetkilileri olan Mehmet Emin Boldan, Sedat Boldan, İsmail Koca başta olmak üzere bu yayınlarda sorumluluğu bulunan tüm gazete çalışanlarından şikayetçiyim, olay nedeniyle şirket ve işadamı itibarım zedelenmiştir, tazminata ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere sanıkların cezalandırılmasını talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

MAĞDUR HASAN FEHMİ YÖRÜK ŞİKAYETİNDE: “Sanıklardan Tuna Aktürk, Levent Uysal, Yusuf özenç, Mehmet Emin Boldan, Sedat Boldan’ı tanırım kendileriyle Balıkesir ilinde organizasyon işi sebebiyle ortak çalışmamız olmuştu, buna ilişkin 06/02/2012 tarihinde Balıkesir C. Başsavcılığında ayrıntılı olarak beyanda bulunmuştum aynısını tekrar ederim, sanıklardan şikayetçi değilim maddi bir kaybım yoktur” şeklinde beyanda bulunmuştur. MAĞDUR MEHMET TANRIKULU BEYANINDA: “Ben daha önce Balıkesir Cumhuriyet başsavcılığında ifade verdim.ifademi aynen tekrar ederim. Ben ticaretle uğraşıyorum. Bunun için Emin BULDAN’a ait Balıkesir gazetesinde reklam verdik. Biz bunun için aylık 1000,00 TL +KDV’ ye anlaştık. Biz vazgeçmek istediğimizde vazgeçmemiz için 40.000,00 TL para istediler. Bana Basın yayına göre o sayfanın bir bedeli var.  O bedel de 40 bin tl. dediler. Bana 40 bin liralık hesap çıkarınca ben kendisi ile ilişkimi sonuçlandırmadım. Bu görüşmemizden yaklaşık 15 gün sonra tutuklandılar. Yaklaşık 5-6 ay benim işyerimin reklamı gazetede yayınlandı. Ben bu 5-6 ay için yaklaşık 6000,00-6500,00 TL lik dükkanımdan alışveriş yaptılar.Beni kesinlikle tehdit etmediler. Ancak 40.000,00 TL hesap çıkarılınca ben bu parayı ödemekten korktuğum için reklamın devam etmesini istedim. 40.000,00 TL yi ödemek zorunda olup olmadığımı bir arkadaşım vasıtası ile ismini bilmediğim bir avukata sorduk. O da bizi yeterince bilgilendirmediği için bu parayı ödemek zorunda olduğumuzu düşündük. Bu sebeple reklama devam ettik. Sanıktan şikayetçi değilim. Davaya katılmak istemiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

KATILAN İBRAHİM KIZILAY ŞİKAYET VE İDDİASINDA: “Ben Emniyette vermiş olduğu ifademi tekrar ediyorum ancak birkaç cümle eklemek istiyorum, sanıkların savunmalarında bahsetmiş oldukları kendi gönderdiği ve para verdikleri kişiler %40 ın altında özürlü raporu aldığı için para verdikleri halde özürlü haklarını kazanamamışlardır, hakkımda bu konuda yürütülen soruşturmada da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir, olay sebebiyle her hangi bir maddi zararım söz konusu değildir, benim soruşturma anlattığım olaylardan yaklaşık birkaç ay sonra sanıklar hakkında soruşturma olduğunu öğrendim, soruşturma devam ettiği sırada beni KOM dan aradılar, “bir ifadeniz var gelir misiniz ” dediler, ben gittim, ve bana sorular sordular, sorulara cevap verdim, benim sanıklar ile ilişkimi KOM’un nereden öğrendiğini bilmiyorum, ancak gazete benim hakkımda resmimi de basarak ” saldırgandır ısırır ” diye haber yaptıkları için beni çağırmış ve benden para isteme olayı olmuş olabileceğini düşünmüş olabilirler, haber yayınlanınca ben hemen şikayetçi olmadım, ilk defa başıma böyle bir şey geldiği için ne yapacağımı bilemedim, sanıklardan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır” şeklinde beyanda bulunmuştur.

MAĞDUR FEVZİ CAR ŞİKAYET VE İDDİASINDA: “Ben soruşturma aşamasında bu konuda ifade vermiştim, okunmasını istiyorum, ben şirketin çalışanıyım, bu sebeple benim her hangi bir maddi zararım yoktur, benim kimseden şikayetim yoktur, davaya katılma talebim bulunmamaktadır” şeklinde beyanda bulunmuştur,

KATILAN İSMET TELAŞELİ ŞİKAYET VE İDDİASINDA: “Ben bu konuda C. Savcılığında ve

Emniyette ayrıntılı ifade vermiştim, okunmasını istiyorum, benim olay sebebiyle her hangi bir maddi zararım oluşmamıştır, zira istediği parayı ödemedim, benden KDV dahil 40.000 TL istedi, bunu da 2011 yılının Mart ayının sonunda istedi, yanında da İsmail Koca vardı, ben ancak kendimi toparladım, bu sebeple 4 ay sonra şikayetçi oldum, ben şikayet için emniyete kendim başvurdum, beni çağırmadılar, İsmail Koca, Mehmet Emin Boldan ile konuşurken sadece dinledi, bana her hangi bir telkinde veya baskıda bulunmadı, sanıklardan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır, 2009 yılındaki turnuvada da Sedat Boldan gelerek turnuva ile ilgili 26.000 TL para istedi, ancak ben vermedim, ben “gelecek sene turnuva benim” şeklinde her hangi bir şey söylemedim” şeklinde beyanda bulunmuştur.

KATILAN ADEM ASLANBAY ŞİKAYET VE İDDİASINDA: “Ben Emniyette ve Savcılıkta ifade vermiştim, okunmasını istiyorum, ben Kurtdere köyünün muhtarıyım, ben Mehmet Emin Boldan’a 1200 TL ödedim, birde 300 TL benim adıma Recep Şeker ödedi, bende daha sonra bunu Recep Şeker’e ödedim, toplam 1500 TL zararım olmuştur, benim seçimler ile ilgili İsmail Koca ile görüştüğüm ilk tarih 7 Şubat 2011 tarihidir, haber ise Nisan ayında yapıldı, ben de parayı haber yapıldıktan sonra ödedim, tam olarak hangi tarihte ödediğimi bilmiyorum, KOM şubeye beni çağırdıkları için gidip ifade verdim, benim sanıklar ile bu şekilde bir ilişkim olduğumu telefon dinlemelerinden tespit etmişler, sanıklardan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır, Mehmet Emin Boldan haberi yaptıktan sonra “özelinle ilgili de yazı yazarım” dediği için korkumdan gidip şikayetçi olamadım, biz Balıkesir gazetesinin önüne gittiğimizde 3 muhtar gittik, onu da soruşturma aşamasındaki beyanımda söylemiştim” şeklinde beyanda bulunmuştur.

MAĞDUR ASIM YÜZGEÇ ŞİKAYET VE İDDİASINDA: “Ben bu konuda C. Savcılıkta ifade vermiştim, bu ifademi aynen tekrar ediyorum, benim kimseden bir şikayetim yoktur, kimse bizden şantaj yada baskı ile para istememiştir, ben Balıkesir’deki tüm yerel gazetelere aboneyim, Uluova inşaatın Yeni Balıkesir gazetesine yaptığı ve iddianamede belirtilen ödemeler gazete aboneliği ve reklam anlaşmalarına ilişkin ödenen paralardır, herhangi bir şekilde bize bu sözleşmeleri yapmak üzere baskı yapan olmadı, zaten böyle baskıya da karşı koyacak nitelikte insanlarız, tehditle, baskı ile kimseye para ödemeyiz, bizim firmamız ile ilgili olumsuz her hangi bir haber yapılması da söz konusu değildir, benim sanıklardan her hangi bir şikayetim yoktur, davaya katılma talebim bulunmamaktadır” şeklinde beyanda bulunmuştur.

MAĞDUR HİKMET AYDIN ŞİKAYET VE İDDİASINDA: “Ben bu konuda C. Savcılıkta ifade vermiştim, okunmasını istiyorum, Ben ortağım Eser Karabulut ile birlikte Veranda kafe isimli bir iş yeri açtık, iş yerini açtıktan sonra ortağım Eser’i Mehmet;Emin Boldan telefon ile arayarak iş yerimizin bulunduğu yerin ruhsatla ilgili sorunları olduğunu, kendisinin de bunu bildiğini söylemiş, ortağım da “biz kiracıyız, sizin muhatabınız Karahallılar” diye söylemiş ve bunu anlatması üzerine Karahallıların müdürü Onur bey ile o da ruhsatla ilgili işlemlerin devam ettiğini söyledi, bir süre sonra yeni bir bayan Eser beyi arayarak reklam anlaşması teklif etmiş o da iş maddi olduğunu, reklam veremeyeceğimizi söylemiş bey birkaç kez daha gazete çalışanlarına aratarak reklam istediğinde, bunun üzerine Mehmet Emin beyin Balıkesir’de imajını da asılsız ve karalayıcı haber yapmasından çekinerek bir ay süre ile

400 lira bedelinde reklam anlaşması yapmaya mecbur kaldık, parayı ödedik, bir aylık süre bitim talebimiz olmamasına rağmen bize 400 TL daha fatura gönderildi, bu reklam bedelini de

ödemek zorunda kaldık, bu olay sebebiyle 800 TL zararım oldu, ben sanıklardan şikayetçi değilim, (lavaya katılma ‘talebim yoktur” şeklinde beyanda bulunmuştur.

MAĞDUR KARABULUT ŞİKAYET VE İDDİASINDA: “Ben müşteki Hikmet Aydın’ın beyanlarına aynen katılıyorum, olay aynen anlattığı şekilde meydana gelmiştir, ben sanıklardan şikayetçi değilim, davaya katılma talebim yoktur, ilk reklam anlaşmasını Nisan sonul veya Mayıs ayı başında yaptık, ikinci fatura Ağustos ayının başında geldi, bu sırada da bizi ifadeye çağırdılar, yoksa kendimiz gidip şikayetçi olmuş değiliz, Mehmet Emin Boldan bana telefon ettiğinde, kim olduğumu sordu, iş yeri sahibi olduğumu söyledim, binanın Karahallılara ait olduğunu, ruhsat problemi olduğunu, bu binayı yıktıracağını, benim de zarar göreceğimi, benim haberimin olup olmadığını sordu ve ayrıca “çok da masraf yapmışsınız bundan haberiniz olsun” dedi, bu olaydan sonra Nuray hanım ısrarla gelince reklam anlaşması yapmak zorunda kaldık” şeklinde beyanda bulunmuştur.

KATILAN İSMAİL EREN ŞİKAYET VE İDDİASINDA: “Ben bu konuda C. Savcılığında ifade vermiştim, okunmasını istiyorum, benim yöneticisi bulunduğum hastanenin sanıklara ödemiş olduğu küçük meblağları bunları Ahmet Şahin ve Mehmet Tezcan bilmektedir, büyük miktarlara ben karar veriyordum, benden istenen 30.000 TL yi ödemeyi kabul etmedim, iddianamedeki bu hususu kabul etmiyorum, ben sanıkların hiç birisini tanımıyorum, hiç birisi ile birebir görüşmem ve bir hususta pazarlık etmem söz konusu değildir, bana İsmail Koca olduğunu söyleyen bir kişi telefon etti, Bigadiç’deki bebek olayı ile ilgili haber yapacaklarını söyledi, bende i’ olay zaten mahkemede , haber yaparsanız yapın” diye cevap verdim, ben bu olayları yaşadığım sırada şikayetçi olduğum taktirde hakkımdaki olumsuz haberlerin devam edeceğini düşündüğüm için şikayette bulunmadım, daha sonra zaten bende başka bir olay sebebiyle tutuklandığım için cezaevinde idim, sanıklardan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır, benim olay sebebiyle manevi zararım oluşmuştur, mesleki itibarım zedelenmiştir, Mehmet Tezcan’ın bana 30.000 TL talep edildiği hususundaki beyanı sırasında talebin kimden geldiği hususunda bir konuşma olmadı, Beni kendisini İsmail Koca diye tanıtan bir kişi aradı, bu kişinin İsmail Koca olup olmadığını bilmiyorum, beni Mehmet Emin Boldan aramış değildir” şeklinde beyanda bulunmuştur.

MAĞDUR HASAN DEMİRASLAN ŞİKAYET VE İDDİASINDA: “Ben Savcılıkta vermiş olduğu beyanımı aynen tekrar ediyorum, iddianamede daha önceden ödeme yaptığım ve kaygılarımdan dolayı şikayetçi olmadığım hususundaki beyanları kabul etmiyorum, okunduğunda görülecektir ki ben kendimi kullandırmak istemediğim için şikayetçi olmadım, ben ifademde de bu şekilde bildirdiğim halde C. Savcısının nasıl o kanıya vardığını anlayamadım, sayın Savcı elma ve armutu karıştırıp, içine taşları da karıştırmıştır, bu sebeple ben şikayetçi olmadım, iddianamede ve sanıkların beyanlarında şahsıma ilişkin “terbiyeli maymun” ifadesi geçmiştir, bu hususun devamla para alınan kişiler hakkında söylendiği anlaşılmaktadır, ben Yeni Balıkesir Gazetesine bir kuruş para vermedim, bu (SÜRECEK)

 

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi