Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

KAPİTALİZMDEN SOSYALİZME GEÇİŞ

Nilüfer Kuzu

Nilüfer Kuzu

Her ne kadar Türkiye’de “umacı” gibi görülse de, işçi sınıfının öğretisi olan Marx &Engels’in bilimsel sosyalizmi, yüzyıllar boyunca güncelliğini koruyabilen belki de tek öğretidir. Tüm dünyanın illeti olan ve artık sürdürülemeyeceği açıkça görülen kapitalizmin yerine geçecek de bir öğretidir aslında. Server Tanilli’nin dediği gibi, çağımız en genel ve belirgin çizgileriyle “kapitalizmden sosyalizme geçiş çağıdır.” Bizim kişisel yeğlemelerimizin dışında, nesnel bir olgudur. Bu geçişi yaşıyor insanlık; onun sorunlarıyla yüz yüze.

Kapitalizm sömürüye dayalı sosyo-ekonomik bir sistemdir. Bu üretim biçimi, feodalitenin yıkılışından sonra dünyaya egemen olmuştur.(2) Karl Marx kapitalizmi şöyle tanımlıyor:

-“Kapitalizm, tüm insan ilişkilerini paraya dayandırmakla, insanları haysiyetlerinden mahrum bırakır.”

Kapitalizm en basit ve güncel tanımıyla hızlı tüketim çağıdır. Zaman, sevgi, insan değersiz metalar olup çıkar. Kapitalizm, aslında ihtiyaç olmasa da sürekli bir ihtiyaç çıkarır. Örneğin bir mağazanın ya da süper marketin önünden geçerken bir anda indirim etiketlerini görürsünüz, içeri girer ve elinizde poşetlerle çıkarsınız. Gösteriş, rekabet hat safhadadır. Kapitalizmde ezenler bir de ezilenler vardır. Ezenler yani sömürücüler hep galip çıkarlar, en büyük kriz anlarında bile zenginleştikleri görülür. Marx &Engels şöyle diyorlar, “proleter için, ahlâk da, din de ardında bir sürü burjuva çıkarının pusuya yattığı bir sürü burjuva ön yargısından başka bir şey değildir.” (3)Yani aslında burjuvazi çıkarına göre kullanır; dini de, hukuku da, ahlâkı da!

“Tarih sahnesine çok geç çıkan bizim burjuvazi” diyor Mehmet Ali Aybar ve şöyle devam ediyor, “Batıdakine benzer savaşlar vermeden (örneğin Fransa’da 1789 devriminde olduğu gibi) bugüne gelmiştir. Erginleşmemiş bir burjuvazidir bizimkisi. Bey takımının kanatları altında büyümüştür. Bundan dolayı uygarlıktan hiç nasibini almamış, hazıra konmuş asalak bir sınıftır.”(5) Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı desteklemeyen sermaye çevrelerinin İzmir İktisat Kongresi’ne gösterdikleri ilgiden ve kongreye ağırlıklarını koyarak fikirlerini benimsettiklerinden bahsetmiştim. Kurtuluş Savaşı’nın niteliğini ve amacını, daha on iki yaşında bir çocukken düşman donanmamaların işgalini öfke gözyaşlarıyla izlemiş Mehmet Ali Aybar’dan dinleyelim:

-“Kurtuluş Savaşı zor koşullarda başlandı. O günlerin görenlerin sayısı çok azaldı. Gençler o günleri kitaplardan öğreniyor. Her kitap da doğru değil. Hele 50’li yıllardan sonra yazılanlar, Kurtuluş Savaşı’nın niteliğini, herhangi bir savaştan onu ayıran temeldeki farkı vurgulamıyorlar. Bu savaşın tam bağımsızlık için bir savaş olduğu ve asıl düşmanın Yunan kuvvetleri gerisindeki sömürge düzeni olduğu belirtilmiyor.”(2)

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 21 Ekim 1926 tarihli bildirisinde şöyle diyor:

-“ (…) Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milli hudutlar dâhilinde hayat ve istiklalini temin… ahdiyle teşekkül dilmiştir. Binaenaleyh hayat ve istiklalini, yegâne mukaddes emel bildiği Türkiye halkını, emperyalizm ve kapitalizm tahakküm zulmünden kurtaracak irade ve hâkimiyetinin sahibi kılmakla gayesini vasıl olacağı kanaatindedir…” (2)

Dikkat ediniz, “Türk halkı” değil “Türkiye halkı” deniliyor! Yıllar sonra 68 kuşağı gençlik önderleri de “Türkiye halkı” diyeceklerdir.

Sözü çok uzatmadan, Kant’ın, “Cumhuriyetçi esas teşkilat, aynı zamanda kurulması ve idamesi en güç olanıdır. Hatta bazı kimseler ancak melekler cemiyetinde kurulabileceğini, çünkü bencil eğilimleriyle insanların bu kadar mükemmel hükümet şeklini kurmaya muktedir olmadığını iddia ederler…”(4) uyarısının ardından olası cumhuriyet tanımını Karl Marx’a bırakıyorum:

-“Cumhuriyet Sadece Sosyal Cumhuriyetin İlanıyla Olanaklı

                Fransa’nın tüm diri unsurları, Fransa’da ve Avrupa’da,  sadece ‘Sosyal Cumhuriyet’ olan bir Cumhuriyetin olanaklı olduğunu, yani, sadece, sermayeyi ve toprak sahipleri sınıfını devlet mekanizmasından yoksun bırakan ve bu mekanizmanın yerine, ‘toplumsal kurtuluş’u açıkça Cumhuriyetin büyük hedefi ilan eden ve böylece söz konusu toplumsal dönüşümün komünal örgütlenme yoluyla gerçekleştirilmesini güvence altına alan Komün’ü ortaya koyan bir Cumhuriyetin olanaklı olduğunu kabul ediyor. Bunun dışındaki cumhuriyet, nihai hedefleri queconque {herhangi} bir imparatorluğa ulaşmak için tüm monarşi yanlısı hiziplerin, bir araya gelmiş Meşrutiyetçilerin, Orleans’çıların ve Bonapartistlerin anonim teröründen, kirli işini tamamladığında her zaman bir imparatorluğa dönüşecek olan sınıf egemenliğinin anonim teröründen başka bir şey olamaz!” (1) 

 

(Kaynak: (1) Karl Marx – Fransa’da İç Savaş (2) Mehmet Ali Aybar – Neden Sosyalizm? (3) Komünist Manifesto – Karl Marx &Frienrich Engels (4) İmmanuel Kant (Ebedi Barış Üzerine Felsefi Deneme (5)Uğur Mumcu – Aybar ile Söyleşi)

 

 

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
HEP LAF - 15 Kasım 2019
NUTUK NE ANLATIR? - 26 Ekim 2019
İKTİSADÎ KALKINMA - 25 Eylül 2019
TÜRKİYE NE MEMLEKETİ? - 19 Eylül 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi
internet haber