Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

KADINA ŞİDDET!

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Freud’a göre insanın kişiliğini oluşturan üç ana yapı alt bilinç,  benlik ve üst benliktir. Alt bilinç (id), genellikle zevk ve tatmin olarak ortaya çıkan ilkel isteklerimizi coşturur. Benlik (ego) buna gerçeklik katar. Üst benlik (superego) ise vicdan olgusunu devreye sokar.

İnsanın iki temel içgüdüsü vardır: Biri cinsellik, diğeri saldırganlıktır. İşte bu ilkel ihtiyaç dürtülerimiz alt benliğimizle şekillenir. Biçim ve nitelik olarak ise aldığımız eğitimle değil, ailemizden gördüğümüz kültürle paralellik gösterir.

***

Kadınları duygu ve düşüncelerini sözle ifade edebilme yetisine sahip bireyler olarak adlandırabiliriz. Bu özellikleriyle erkeklerden çok daha önde oldukları yadsınmaz bir gerçektir. Erkeklerin içlerinde biriktirdikleri öfke patlamalarının tezahürü olarak açığa çıkan şiddet eğilimleri ise kendilerini sözle ifade edememenin acı bir sonucudur.

***

Kadına yönelik şiddetin en olumsuz göstergesi temel hak ve hürriyetlerinin askıya alınmasıdır. Kadın ve erkeğin aralarındaki kuvvet ve direnç farkından kaynaklanan bu kabul edilemez durum önemli bir toplumsal sorundur. Meseleye bu açıdan yaklaştığımızda kadına yönelik şiddetin dört ana başlıkta incelenmesi ve irdelenmesi gerekir. Bunlar fiziksel şiddet, sözel ya da psikolojik şiddet, cinsel şiddet ve ekonomik şiddettir.

***

Kadına iradesi dışında zorla bir şeyler yaptırma ya da bir şeyi yapmaktan alıkoyma eylemleri çoğunlukla fiziksel bir saldırıyla son bulmaktadır. Tokat veya yumruk atma, tekmeleme, itip kakma, saçını çekme, üzerinde sigara söndürme, kolunu bükerek acıtma, kaynar suyla haşlama, kesici, delici ya da ateşli silâhlarla yaralama en sık görülenlerdir.  Kadının erkeğin gücüne direnç gösterememesi sonucu oluşan bu fiziksel şiddet olayları hafif yaralanmalarla sonuçlanması yanında, cinayete varan kabul edilmesi güç adli vakalara da  neden olmaktadır. Kadınların bu nahoş eylemler karşısındaki tepkileri kendilerini değersiz hissetme, özsaygılarını yitirme ve korku olarak açığa çıkmakta, önlenmesi güç kaygılara neden olmaktadır.

***

Özellikle az gelişmiş toplumlarda kadınları hakir görme, onlara saygısız davranma, hiçbir işte başarılı olamayacaklarını, beceriksiz ve yeteneksiz olduklarını ima etme, fikirlerini değersiz bulma, sürekli emir altında baskılama, surat asma, lâkap takma, eleştirme, yaptıkları her işlerini denetleme şeklinde gerçekleşen sözel ve psikolojik şiddet de kabul edilebilir değildir. Tüm bu eylem ve davranışlar karşısında kadınların özgüven kaybı yaşadıkları, intihara yöneldikleri, kendilerini beceriksiz ve yeteneksiz kabul ettikleri, duygusal depresyonlar yaşadıkları, sağlıklı iletişim kurmakta zorlandıkları, kendilerine bilerek veya isteyerek fiziksel zarar verme eğilimi gösterdikleri, strese dayalı fiziksel ve ruhsal sorunlar yaşadıkları, kişilik gelişimlerini tamamlamakta zorlandıkları  görülmektedir.

***

Kadına yönelik cinsel şiddet bunların en iğrencidir. Bir kadını istememesine rağmen cinsel ilişkiye zorlamak, gebelik tehlikesiyle baş başa bırakmak, genital hastalıkların kucağına itmek, cinsel ilişki sırasında vücudunu incitmek, canını acıtmak, tecavüz etmek, başka kişilerle ilişkiye zorlamak, doğum kontrol yöntemlerini reddetmek, cinsel organına zarar vermek, yakışıksız tanımlamalarla itham etmek, namus ve töre nedeni ile baskılmak veya öldürmek gibi insanlık dışı davranışlar en sık görülenlerdir. İşin en vahim kısmı ise bu tür cinsel şiddet olaylarının çoğu kez toplum baskısından çekinilerek saklanması, açığa çıkarılmaması, bu nedenle de tespitinin çok zor olmasıdır.

***

Kadını iradesi dışında çalışmaya zorlamak ya da çalıştığı işinden ayrılmasını sağlamak ekonomik şiddettir. Bu gibi durumlarda kadının kazandığı parasını elinden almak, banka ya da kredi kartına el koymak, kadının kendisini geliştirmeye yönelik eğitim faaliyetlerine katılımasını yasaklamak, menkul, gayrimenkul ya da araç mülkiyetlerinden kadını mahrum bırakmak, çalışmadığı durumlarda ona para vermekten imtina etmek gibi olumsuzluklarla kendisini gösterir.

Kısacası kadına şiddet hem kelime anlamıyla, hem de neden ve sonuçlarıyla çok önemli bir toplumsal sorundur. Toplumsal yaşamı şekillendiren ve düzene sokan hukuk kuralları, ahlâk kuralları ve dinin emirleri dahi zaman zaman kadına şiddet konusunda yetersiz kalmakta, geçmişten günümüze süregelen çatışma ve çekişmelerin yarattığı psikolojik durumlar bu istenilmeyen sonuçları doğurmaktadır. Kadının ilk çağlardan bugüne dek geçen süreçte her daim baskı altına alınan, tacize ve tecavüze uğrayan, şiddete maruz kalan bir kötü kadere mahkûm edilmesi kabul edilebilir değildir. Hele hele kadına sadece çocuk doğurmak, annelik ve eş olmak rolleri haricinde bir sosyal hayat tanımamak, kadını salt namus olgusu kabul ederek eve mahkûm etmek ona karşı uygulanan şiddettin en yalın halidir.

Kadına şiddet küreseldir. Hemen hemen her toplumda görüldüğü için de evrenseldir. Dolayısıyla çözümü akılla, bilimle, cinsiyet ayırımının ortadan kaldırılmasıyla, eşitlikle, saygı ve sevgiyle mümkündür. Kadını ekonomik ve  sosyal yaşamın bir parçası olarak kabul edip güçlendirmek, kadına şiddetin önlenebilmesinde atılacak en önemli adımdır. Zira, kadının eğitim seviyesi ve ekonomik durumu güçlendikçe şiddetin azalacağı bilinen bir gerçektir.

***

ABD’nin seçilmiş yeni Başkanı Joe Biden‘ın yardımcısı Kamala Harris, ülke tarihinin ilk siyahi kadın Başkan Yardımcısı olacak. Fakat Biden görünen o ki bununla yetinmeyecek. Örneğin sürekli erkeklerin kontrolündeki Hazine Bakanlığı için 58 yaşındaki Lael Brainard‘ı düşünüyormuş. Hazine Bakanı için düşündüğü kadın adaylar Massachusetts Senatörü Elizabeth Warren ve eski FED Başkanı Janet Yellen‘miş. Biden‘in Savunma Bakanlığı için 59 yaşındaki  Michèle Flournoy‘u, Dışişleri Bakanı için Susan Rice’ı, Adalet Bakanlığı için Sally Yates‘i düşünmesi örnek olmalı.

Erkek egemen yönetimlerle dünyanın geldiği yer işte burası.

Peygamberimiz Hz. Muhammed‘in  “Cennet, anaların ayaklarının altındadır” sözünün ışığında, kadınların yöneteceği bir dünyanın cennete dönüşmesi de hayal değildir.

***

SON SÖZ: “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” (Gazi Mustafa Kemal Atatürk)

Please follow and like us:
Please follow and like us:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
YAŞA(YAMA)MAK! - 31 Aralık 2020
SOKAK İSİMLERİ - 29 Aralık 2020
“VAR” MI, “YOK” MU? - 28 Aralık 2020
SANSÜR - 24 Aralık 2020
OMURGA - 21 Aralık 2020
EKMEKNAME - 18 Aralık 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
gazete