Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

HAYVANLAR ÂLEMİ

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Kediler sinirliyken, köpekler ise mutluyken kuyruk sallarlar. Beden dillerindeki bu yanlış sinyaller bir kavga nedenidir. Diğer bir neden ise köpeklerin avcılık içgüdüleridir.

Fakat çok kullandığımız “Kedi köpek gibi kavga etmek” deyimi kedinin kaçarken, köpeğin kovalarken verdiği görüntüyle alâkalı değildir. Sürekli tartışan insanları tarif etmek içindir.

Tom ve Jerry’yi anımsıyor musunuz? Ev kedisi Tom ile aynı evdeki bir delikte yaşamını sürdüren sevimli fare Jerry’nin maceralarını anlatır. Tom sürekli av peşinde olsa da bir türlü Jerry’yi tongaya düşüremez. Genellikle her kavganın galibi Jerry’dir.

Fakat dilimize pelesenk olan “Kedinin fareyle oynadığı gibi oynamak” deyimi Tom ve Jerry örneğindeki gibi bir durumu anlatmaz. Kedi ile farenin kovalamacası  veya oynaşması algısını da yaratmaz. Bir insanın diğer bir insanı hal ve hareketleriyle ümitlendirip sonrasında hayal kırıklığına itmesinin tercümesidir.

“Dağ fare doğurdu” deyimi büyük beklenti içindeyken önemsiz bir sonuç çıkmasını, kedi olalı bir fare tuttu” deyimi ise, ara sıra da olsa kendinden beklenilmeyen işleri başaran insanlar için kullanılır.

Hayvanlar âleminde artık bu tür kavgaları pek görmüyoruz. Sürekli didişen kedi ile köpeğin günümüzde kardeş kardeş yaşadıklarını, hatta koyun koyuna yattıklarını görüp hayret ediyoruz. Kedi ile farenin dostane tavırlarla birbirleriyle oynaştıklarını ibretle izliyoruz.

Sadece kedi köpek değil, kanguru ile köpeğin, baykuş ile kedinin, aslan ile kaplanın dostluklarını görüp şaşırıyoruz.

Hayvanlar bile değişip geliştiler.

Fakat türdeş insanların her daim kedi köpek gibi kavga etmeleri hala en büyük sorun. Kısacası dağın fare doğurduğu, kedi olalı bir fare tutanların gırla gittiği insanlar âleminde bir değişiklik yok.

Kavga ve gürültü olağan.

Dalaşmaya tam gaz devam.

***

Bir Fil günde 200 litre su içmek zorundadır.

Afrika’daki savana filleri uçsuz bucaksız ve bazen hiçbir bitki örtüsü bulunmayan alanlarda hiç durmadan su kaynağı bulabilmek için azımsanmayacak yolları kat ederler.

Şempanzelerin müthiş bir yön bulma yetenekleri vardır. Örneğin,  mevsime ve beslenme ihtiyaçlarına göre aradıkları meyvelerin nerelerde olduklarını şıp diye bulurlar.

Bir yerden diğer bir yere nakledilen posta güvercinleri, kapalı kamyonların içinde uyutularak yaptıkları yolculuktan sonra salıverildiklerinde tekrar yollarını bulma yetilerine sahiptirler.

Yani tıpkı yiyecek ve su bulmak için çırpınan, yırtıcı hayvanlardan korunmak için yön tayini ve yön bilgilerini geliştiren ilk insanlar gibi.

Günümüzde navigasyon olmadan düz yolda kaybolan bizler,  her ne kadar kendimizi gelişmiş olarak kabul etsek ve  körelmiş yanlarımızın olduğunu inkar etsek de acı gerçek bu.

Kaybolmuş bazı melekelerimiz için hayvanları izlemek yeterli.

***

İpekli çardak kuşları, dişilerini etkilemek için en az yedi yılını bir çardak inşa etmeye harcayabiliyorlar. Ormandaki çiçekler, mantarlar, kamışlar ve kemik parçalarıyla bu çardağı inşa etmekle kalmayıp, içine görkemli bir gerdek döşeği bile yapıyorlar.

Tavus kuşu örümcekleri de dişisini cezbetmek için binbir kılığa giriyorlar. Karınlarının üst yüzeylerindeki renkli kıllarıyla ışığın yönüne göre değişen yanardöner desenler oluşturup,  dişilerine kur yapıyorlar.

Çevremizde birbirlerini etkilemek için akıl almaz kılıklara giren insanları gördükçe şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İpekli çardak kuşları ve tavus kuşu örümcekleri bu yönleriyle bizlere çok benziyor.

Ya da biz onlara benziyoruz.

***

Hayvanlar âleminde tedavi de çok yaygındır. Örneğin Afrika’da bulunan Masai Karıncalarının av ve savaş sırasında yaralanan türdeşlerine ilk yardım uyguladıklarını biliyor musunuz?

Eğer karınca yaralanmışsa, bir ya da birkaç bacağını kaybetmek üzereyse bile asla yarı yolda bırakılmaz. Diğerleri tarafından yuvalarına taşınır.

Peki, sonra ne olur?

Topladıkları anti bakteriyel reçinelerle dezenfekte ettikleri yuvalarına taşıdıkları  hastalarını salgıladıkları formik asitle yalayarak tedavi ederler. Bir anlamda taburcu edilip ertesi gün sapasağlam bir vaziyette ava çıkan karıncalar, şayet ayaklarını kaybetmişlerse durumu kabullenip bu şekilde yaşamaya alışırlar.

***

Bırakın Tom ve Jerry’yi, kedi ile köpeği, ipekli çardak kuşunu, şempanzeleri, filleri, posta güvercinlerini, tavus kuşu örümceklerini.

Soğuk kış günlerinde kirpiler ne yaparlar?

Birbirlerine sokulup vücut ısıları yardımıyla soğuğun etkisini azaltmaya çalışırlar. Fakat hızlı hareket edip yakın temas ettiklerinde dikenleri batıp canlarını yakarlar.

İstemeden de olsa kanlarını akıtırlar.

Sonra can havliyle birbirlerinden uzaklaşıp dağılırlar.

Soğuğun etkisiyle üşümeye başladıklarında tekrar birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Isınabilmek için birbirlerine sokulma, vücut ısılarını birbirlerine aktararak soğuktan korunmaya mecbur kalırlar.

Fakat bu kez daha temkinli ve daha dikkatli,

Yavaş ve emin adımlarla,

Dikenlerinin birbirlerine en az zarar vereceği uzaklık kadar yakınlaşırlar.

***

Örnek almaya değmez mi?

İnsanlığımız bir kenarda dağılıp un ufak olmuşken,

Temkinli ve dikkatli,

Yavaş ve emin adımlarla,

Biraz kirpilik taslayıp birbirimize yakınlaşarak duyduğumuz sıcaklık,

Ya da yakınlık.

Ne derece ısıtır,

Ya da kanatır insanlığımızı?

***

Test etmeye değmez mi?

 

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
HAYVANLAR ÂLEMİ - 22 Mayıs 2020
DUYAN VAR MI? - 21 Mayıs 2020
GİUNTİ’NİN KÜPESİ - 20 Mayıs 2020
BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN - 19 Mayıs 2020
BİLİM KURULU - 18 Mayıs 2020
YORUMSUZ! - 14 Mayıs 2020
ÇÖPTEN HABER! - 13 Mayıs 2020
AŞI VE SONRASI… - 12 Mayıs 2020
COVİD-19 BİZİ EVERSENE - 11 Mayıs 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ