Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

EL FATİHA “Mehmet Akif Ersoy’u Anmak”

Erhan Yırcalı

Erhan Yırcalı

1980’li yıllar. 12 Eylül İhtilali yeni olmuştu. Bende, Balıkesir’de ilkokul müdürü iken Afyon’a branş öğretmeni olarak atandım. Depo okulundan beni bir ilçeye verdiler ve orada lisede tarih öğretmeni olarak görevlendirildim.
Afyon soğuk bir yer. Türkiye’nin soğuğu Afyon’dan başlar derlerdi. Patatesin, yumurtanın, portakalın, suların donduğunu orada gördüm ben.
Neyse, çalıştığımız okul ilçenin tek lisesi. Okul Müdürü bir toplantı yaptı ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü düzenleneceğini ve bunun okulumuzda yapılacağı söyledi. Edebiyat öğretmelerinden iki kişiyi görevlendirdi.
Arkadaşlar çok güzel bir hazırlık yaptılar ve başarılı bir anma günü gerçekleştirdiler. Bu anma töreninde Mehmet Akif Ersoy’u ve istiklal Marşı’nın kabulunü anlattılar. Hiç unutmuyorum; tarih, 12.Mart.1984 Pazartesi. Saat:10.30
İ.K. isimli edebiyat öğretmeni arkadaş milli marşların, bir milletin varlığını ve bağımsızlığını gösteren en önemli sembollerden olduğunu söyledi ve daha sonrasında da Mehmet Akif Ersoy için “EL FATİHA” dedi.
Bütün mülki erkan orada. Kimisi ellerini açıp dua etti, kimisi de oralı olmadı. Ben etrafa bakıyorum. Mülki erkanda bir dalgalanma var ama ne olduğunu anlayamadım.
Aradan 3 gün geçti. Önce okula müfettiş geldi. Sorduğu soru şuydu: Anma etkinliğinde “Fatiha” okundu mu? Okunmadı mı? Tüm o anda orada bulunan personelin, öğretmenlerin ve öğrencilerin ifadelerini aldı. (Gelen müfettiş Sındırgı’lı idi). Anma gününü düzenyelen edebiyat öğretmenleri hakkında soruşma başlatıldı, savcılığa suç duyuruzsunda bulunuldu. Okul Müdürü A.A. görevinden alındı.
Daha sonra anma gününü düzenleyen öğretmenler ve okul müdürü Ağır Ceza Mahkemesine yargılanmaya başladı. Suç ise “El Fatiha” okunmasına davet etmek idi. (TCK:163ncü madde). Benim gibi orada bulunan kişilerde şahit olarak mahkemeye çağrılmıştı. Yıllar mahkeme sonucunda tüm arkadaşlar beraat etmişti.

TCK 163
Bu madde, birçok kişiye sıkıntı verdi, üzdü. Bu madde yüzünden birçok kişi yargılandı. Ceza aldı. Allah Rahmet Etsin, Turgut Özal 1991 Yılında Bu Maddeyi TCK’dan çıkardı da millet rahat bir nefes aldı ve kurtuldu.
Ülke ne günlerden geçti ve geçmeye de devam ediyor. Zamanın da bu millet El Fatiha dedi diye yargılandı. Şimdi ise Allah’a şükür böyle bir sorunumuz yok.

/////

“Hikaye”
GEÇMİYOR ZAMAN

Dışarıdan huzurlu gibi görünen, bu sessiz sakin binalarda, ne fırtınalar kopuyor bilir misin?. Kaç kişi, haykırmak istedi duygularını, kaç anne yazmak istedi bilinmez. O annelerin adına yazdım bu satırları ben yazıyorum. Eskiden su gibi akıp geçiyor zaman derdim. Şimdi Huzur Evi’nde öyle geçmiyor zaman.
Küçükken hiç bir yere bırakmazdım ben seni, öyle savunmasız, öyle masumdun ki, kimselere güvenip yollamazdım. Şimdi beni nasıl olup da tanımadığın insanlara teslim ettiğini düşünüyorum… Kaç defa ısırdım dudaklarımı sana bağırmamak için, kaç defa sıktım yumruğumu vurmayayım diye. Ama hiç vurmadım sana, hiç kırmadım kalbini. Komşulardan biri sana; “Çok yaramaz.” dedi diye aylarca onun yüzüne bakmamıştım. Evladımı büyüttüm nasıl olsa, artık yorgunluklar biter, ben rahat otururum torunlarımı severim. Sorarsın; “Anne ilâcını getireyim mi, bir şeye ihtiyacın var mı?” dersin sanıyordum.
Geçen ay eski komşumuz Hatice teyzenin kızı Ayşe geldi. Yolda görmüş seni. “Neden bıraktın anneni?” diye sormuş sana. “Kendisi istedi.” demişsin. “Maaşı da var bakıyorlar, yeri sıcak, her işi görülüyor içim rahat.” demişsin.
Dün bana; “Bunak kadın.” dedi bakıcının biri. Bezimi lavaboda unutmuşum. Nasıl utandım bir bilsen. Daha ne laflar söylüyorlar da dilim varmıyor söylemeye. Şu bakıcı kadını sevemedim bir türlü. Sanki özel olarak seçmişler. Bu kadar mı merhametsiz olur bir insan? Çok hassastım eskiden bilirsin, çabuk alınırdım. Şimdi yemek yerken bile yoruluyorum, üstüme döküyorum. Bâzen yatarak kılıyorum namazlarımı. Secdeye başımı koyup uzun uzun öylece kalmayı ne çok özledim… Hatırlar mısın ilkokula gittiğin o yılları. Kışın kuzine sobayı yakardım. Yemeği hazır eder, sobanın üzerine koyardım. Fırınında da bir kaç tane küçük patatesi pişirirdim. Gelir gelmez ellerin üşümüş diye avuçlarımın içine alır ısıtırdım, öperdim… Çok üşüyorum şimdi ben. Hem parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi… Sık sık uğrarım demiştin. Aylar oldu. Yeni ev almışsın. Kocaman odaları varmış. Eski mobilyaları elden çıkarmışsın benim gibi.
Bak yine geldi o uğursuz gün. Zehra geleceğini söylemişti. Ben, Anneler Günü’nü hiç sevemedim biliyor musun?..

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ