Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

Eğitimsiz Öğretim

Selma Hayal

Selma Hayal

Cahillik beni hasta ediyor. İnsanlar  konuştukça bir göğüs ağrısı, bir kol uyuşması yaşıyorum. Boynuma batırılan ucu körelmiş şişleri hissediyorum.

Kendimi mutlu etmek için ağzıma attığım  çikolatalar östrojen hormonu salgılayıp, yedikçe mideme değilde, zevkten sarhoş eden bir maddeye dönüşerek kalbime iniyor sanıyorum.

Az önce Amerika’daki abim ve henüz 2 yaşındaki yeğenimle görüntülü konuştuk. Sanırım yeğenime yüzme dersi aldırıyorlar. Türkiye de yaşayan ablam şaşırdı. Eğer göndermeselerdi Amerika’daki insanlar şaşıracaktı. Orda piyano ya da keman, yüzme ya da paten, futbol, beyzbol ya da basketbol ve daha niceleri… Bunlara katılmayan çocuk yok ki? Gerçekten yok. Çocuklar daha küçük yaşta girmesi gereken her ortama giriyor, tecrübe etmesi gerekenlerle donanıyorlar. Hayatı dışardan izleyerek değil bizzat yaşıyorlar. Burda anneler çocukları komşusunun evine götürüyor, evde ilgisini çeken farklı şeyler gören çocuğun sus otur diye kafasına vuruyor, sadece belli ve küçük bir zümrenin çocukları dolu dolu yaşayabilir.

Şimdi eğitim ve öğretim sistemindeki saçmalıklara bir göz atın. Mutlaka Matematik, Biyoloji, Edebiyat lazım gelir çocuklarımıza ama on iki artı dört sene değil! Günde en az 6 saat değil! Kapasite üstü öğretim bizi eğitimsiz bireyler haline getirmiş, tek hayat şansımızı yanlış yönlendirenlerin eline bırakmış, okumuş ama kültürsüz birer cahil olmaya mahkum etmiş, toplumda canavarların ya iş birlikçisi ya da gözlemcisi olup çıkarmıştır.

Sonra daha reşit dahi olmamış ergen öğrencisiyle yakalanan öğretmen, ayvayı yemiş bu hasta içmeye devam deyip ameliyata sarhoş giren doktor, tecavüze uğrayan kıza mini etek giydi diye sen de böyle giyinmeseydin diye nutuk atan hakim, taciz edip, tahmin edilmesi zor olmayan beklentileri doğrultusunda genç bir kızımıza ulaşmak için her yolu deneyen fetva verme yetkisi dahi olan büyük bir  hoca, sözde aşırı muhafazakar yaşadığı halde ensest ilişkisi olan kara çarşaflı kadın, özgürüm, aydınım diye geçinip yemediği halt kalmayan mide bulantımın sebebi sözde laik bir kesim, siyasetçi diye geçinip maaşını her ay aldığı halde koltukta uyuklayan millet vekili, daha önümde 15 dosya var unut bu yaşadığın olayı git hayatını yaşa diyen polis, siyasi görüşü karşısında kendi görüşünüzü savunduğunuz için işe almayan patron, yazdığınız yazıyı çevirip  kendi desteklediği partiye oy vermediğiniz için bütün bunların başınıza geldiğini ima eden gazeteci -al birini vur ötekine sanki seninki hayat kurtaracak-… Tanrım nelere şahit oldum ben…

Türkiye’ye döndükten sonra yaşadığım rahatsızların aslında panik atak nöbetleri olması çokta beklenmedik bir durum olmasa gerek. Bu ülke insanları hasta eder sizi.

Toplum tarafından kabul edilme duygusunu yaşamadığım için saçımı kızıla boyuyor, uygun gördüğüm kıyafeti giyiyor, motosikletime atlayıp dans kursuna gidiyor, çıkınca balık tutuyor, elektronik tamiri yapıyor, yaşadığım eve yurtdışında kas yapmak için kullanılan spor salonlarında gördüğüm direği kurdurup tırmanıyor (gören küçük beyinlerin striptiz direği olarak algıladıkları direk), bazen Kur’an okuyor, meraktan kiliseye, diğer dinlere ve inananlarına sonsuz saygı duyuyor ama ibadet için umre yapıyor, bazen de poligoma uğrayıp atış yapıyorum. Çünkü o ne der bu ne der diye yaşamıyorum. Kendi hayatımı kendi istediğim ölçüler de -kurallara riayet ederek, kimseye zarar vermeyerek- yaşıyorum. Siz ne yapıyorsunuz? Özellikle siz kadınlar? (Hemcinslerimi çok severim bu ülkede kadın olmak zordur) Şeyma Subaşıları, Aleyna Tilki’leri takip edip ya iç geçiriyor, ya da içten içe özendiğiniz halde yerin dibine sokuyorsunuz. Kaldır koca poponu harekete geç. Olmak istediğin sen ol. Küçük dünyandan çık. Sadece yaşamış olmak için değil kaliteli yaşa. Sizde uzaylı görmüş gibi bakmayın arkadaşlar -özellikle erkeklere söylüyorum bunu- sapık gibi takipte etmeyin, trafikte sıkıştırmayın, önünüzden geçince abazalar gibi ‘offf bu ne ya’ demeyin. Heyyyyyy siz insansınız hatırlatıyorum. Tanıyor musunuz ya da sadece kim olduğumuzumu merak ettiniz, konuşmak mı istediniz, beğendiniz mi, karşıdan gülümseyin o da size gülümserse gelin konuşun demek ki insan insana denk gelmiş. Merhabalaşın, halini hatrını sorun baktınız ilgilenmiyor sizin de bir gururunuz var Ali’ye kibarca bir bye bye çekin gidin. Gülümsemeyi seven herkesi de yollu ya da size hasta oldu sanmayın. Yıl olmuş 2020 ben hala burda Güzin ablalık yapmaya çalışıyorum, bu bile ne üzücü. Bir insanlık öğrenin. Nasıl insan olunur bir öğrenin bakın çok daha mutlu olacağız. Boş kalmayın boş insanın vaktini boş işler ya da boş kişiler doldurur.  Kalkın o televizyonun başından, ağladınız ağlayacağınız kadar. Trajik filmler ve kötü haberler izlemenize gerek yok. Ülkece mazoşiste bağladık farkında mısınız? Ara sokaktan yürürken hangi arabanın kaç kere yanımdan geçtiğini biliyorum.

Hadi lütfen becerebiliriz, biraz insanca yaşayalım.

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ