Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

EĞİTİME DEVAM

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Anımsıyor musunuz?  Kocaeli‘nde okulunun istediği pantolonu giy(e)mediği için derse alınmayan bir öğrenci velisi, iddia edildiği üzere “Çocuklarıma bakamıyorsam, çocuğuma bir pantolon alamıyorsam niye yaşıyorum ki?” diyerek canına kıymıştı.  Daha sonra yapılan Valilik açıklamasıyla haberlerin gerçeği yansıtmadığı, intiharın bu sebeple değil, psikolojik nedenlerle olduğu açıklandı.  Buna rağmen yaşanan dram bir hayli konuşuldu.

Haberin doğru olup olmadığıyla ilgilenmiyorum. Neticede ister ekonomik, ister psikolojik nedenlerden olsun bir insan yaşamını yitirdi. İçler acısı değil mi? Peki,  nedir bu haberde konu edilen pantolon’un esbabı-ı mucibesi?
5961 Sayılı Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı okul öğrencilerinin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmeliğin “Temel İlkeler” başlıklı 3. Maddesinin 2. fıkrasında;  “Öğrenciler;  okul,  sınıf ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye zorlanamaz. Ancak,  okul yönetimi ve okul-aile birliğinin koordinatörlüğünde,  4’üncü maddede yer alan sınırlamalara (Öğrenciler, öğrenim gördükleri programın özelliğine göre atölye,  işlik ve laboratuarlarda  önlük veya tulum, işyerlerinde ise yapılan işin özelliğine uygun kıyafet giyer) aykırı olmamak kaydıyla, velilerin yüzde ellisinden fazlasının muvafakati alınarak ilgili eğitim-öğretim yılı için okul kıyafeti veya kıyafetleri belirlenebilir.  Bu fıkranın uygulanmasına dair usul ve esaslar Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan yönerge ile belirlenir” denilmektedir.

Mevzuat yeterince açık ve anlaşılır. Şayet velilerin yüzde ellisinden fazlası okulda tek tip okul kıyafeti giyilmesine onay vermişse konu kapanmıştır. Herkes bu tek tip kıyafet zorunluluğuna uymak zorundadır.

***

Sıkı durun. Şimdi sizlere Balıkesir‘de bir okulumuzun 08.01.2020 tarihinde öğrenci velilerine gönderdiği SMS mesajını aktarmak istiyorum.

“Sayın Veli, öğrencinizin okula üniforma ile gelmesi zorunludur. Yaptığımız kontrollerde okul üniforması dışında farklı kıyafetlerle gelen öğrencilerimizin olduğu tespit edilmiştir.  Bağlı olduğumuz mevzuatlar gereği kıyafet konusunda kurallara uymayan öğrencilerimiz hakkında tutanak tutularak gerekli işlemler yapılacaktır. Çocuklarınızı okula üniforma ile göndermek konusunda hassas davranmanız hususunda gereğini rica ederiz.”

Bu mesaj da çok açık. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ortaöğretim Kurumları Ödül ve Disiplin Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesindeki “Cezalar ve Davranışlar” kısmının “Disiplin Cezaları” bölümündeki 12. maddesinde,  kılık ve kıyafete ilişkin mevzuata uymamak “Kınama” cezasını öngörüyor. Dolayısıyla velilere atılan SMS mesajı da bu maddeye dayandırılıyor.

Yani idare diyor ki; ” Biz sizlere sorduk. Yüzde ellinizden fazlasının muvafakati alınarak bir okul kıyafeti belirledik. Çocuklarınıza ya bu kıyafetleri giydirirsiniz, ya da tutanağı tutup cezayı keseriz.”

Tâbii ki keserler…

***

Yukarıda bahsi geçen ödül ve disiplin yönetmeliğine gelelim.  Algının şu yönde çalıştığını zannediyorum. “Şayet çocuk ödül alırsa motive olur. Ceza alırsa yanlışından döner.”

(mi acaba?)

İşte zurnanın zırt dediği yer burası.

Lütfen hep birlikte düşünelim. Sınavda başarılı olan çocuğunuzu “başarı ödüllendirilmeli” gibi bir koşulun pençesi altında taltif etmek zorunda kalıyorsunuz tamam da,  başarısızlık halinde ne yapıyorsunuz?  Cezalandırarak yine bir koşulun gereğini yerine getiriyorsunuz.  Sizleri bu sözde olumlu veya olumsuz davranışlara iten ne? Koşullar.

Alın size acı gerçek.

“Ceza ve ödüller bir koşula bağlı olsa da, işin içinde mutlaka sevgi olmalıdır. İster eğitimci, ister veli, isterse kim olursanız olun,  çocukla aranızdaki iletişim ceza veya ödülle değil, hiçbir koşula bağlı olmayan karşılıksız ve sımsıcak bir sevgiyle kurulmalıdır.”

Yukarıdaki SMS mesajına gelelim. Sevgili okul idaresi okula üniforma ile gelmekten bahsediyor. Oysaki üniforma TDK’na göre aynı işi yapanların giydikleri, tüzükle belirtilmiş bir örnek giysidir. Zaten okul idaresinin dayanak aldığı mevzuatta üniforma diye bir tanım da yoktur.  “okul kıyafeti” denilseydi daha doğru bir ifade kullanılmış olurdu diye düşünüyorum.

Bir diğer konu ise şu. Lütfen malum mevzuatın son bölümünü gelin bir kez daha okuyalım. ” …. Velilerin yüzde ellisinden fazlasının muvafakati alınarak ilgili eğitim-öğretim yılı için okul kıyafeti veya kıyafetleri belirlenebilir.”

Yani mevzuat bu konuda kesinlik içeren bir ifade kullanmadığı gibi, anladığım kadarıyla mecbur da bırakmamış, “Belirlenebilir” diyor.  Fakat sevgili okul idaresi bu ifadeyi kesinlik içeren “belirlenir” olarak algılamış olacak ki, tutanak tutarak gerekli işlemlerin yapılacağına dem vuruyor.

Düşünebiliyor musunuz? Bir eğitim kurumu, eğitiminden sorumlu öğrenciyi ceza ile eğiteceğini zannediyor. Yani bir koşula dayandırdığı gerekçesindeki problemi diyalog ve sağlıklı bir iletişimle çözmek yerine, Gordion’un düğümü gibi kesip atıyor.  Hem de velilere gönderdiği SMS mesajının içinde mutlaka olması gereken o koşulsuz sevginin hiç bir kırıntısına yer vermeden.

***

Sevgili okul idaresinin iş ve işlemlerinin takipçisi değilim. Ama gerçekten merak ediyorum.

Okullarda velilerden “aidat” adı altında yasal hiçbir gerekçesi olmayan paralar talep ettiklerinde ne yapıyorlar?  Acaba hiçbir kanun ve mevzuata dayanmayan bu kazanç nedeniyle kendi kendilerine de tutanak tutuyorlar mı?

Örneğin, 500 mililitrelik bir suyu piyasadan çok daha fahiş fiyata satan okul kantinlerine de böyle SMS çekip, hakkınızda tutanak tutarız diyorlar mı?

Belirlenen okul kıyafetlerini ve sair ürünleri neredeyse markalı bir ürün fiyatına satarken, kendi kendilerine SMS çekip “el insaf yahu” demek akıllarına geliyor mu?

Ayyuka çıkan ücret karşılığı özel ders veren öğretmenlerine, yine ücret karşılığı sınav koçluğu yapan meslektaşlarının cümlesine teker teker mesaj atıp “tutanak tutarız.” diyebiliyorlar mı?

Örnekleri çoğaltmak fazlasıyla mümkün. Aslında tutanak tutulması gereken o kadar çok kişi var ki, bunların en masumu o canım öğrencilerimiz.

***

Fantezi işte.

Malum filmde Hababam sınıfını teftiş  eden Milli Eğitim Müfettişi Hüseyin Şevki Topuz şayet sizin sınıflarınızdan birine dalsa, “Aferin çocuklar kıyafetleriniz tek tip. Üstelik temiz ve ütülü. Bakalım kafalarınız nasıl?” diye bir soru yöneltse ne yapardınız?  Öğrencileriniz sus pus otururken “Hepsini traş ettirdik efendim” diye mi yanıt verirdiniz?

Eğitim kafaların dışıyla mı ilgili, içiyle mi?

Siz,  4688 Sayılı Kanunun emsal yargı kararları ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin imza koyduğu uluslararası sözleşmeler güvencesindeki “Sendikal eylem kapsamında” kişisel özgürlükleri güvence altına alan kılık kıyafet yönetmeliği düzenlemesi için örgütlü mücadele içine girin, bunun sonucunda  bir karış sakallı, uzun saçlı, at kuyruklu, kravatsız ceketsiz,  yırtık kotla, kargo  pantolonla, küpeli, bandanalı, plaja gider gibi kaprili, taytlı, şıpıdık terlikle, sandaletle, ip askılı kıyafetlerle okula gelin, öğrenci velilerine  belirlenen tek tip okul kıyafetlerini giymeyenler hakkında tutanak tutulacağını SMS ile bildirin.

Yani sizlerin kıyafetlerinize müdahale çağ dışı ise,  belirlediğiniz  kıyafetleri giymeyen öğrencilere müdahale çağdaş mı?

Yoksa bu SMS mesajının içeriğine bir türlü sokamadığınız o canım sevgi,  “tamamen duygusallığın” tatlı esintisinde savrulan kuru bir yaprak mı?

Bakınız ben söylemiyorum, zamanın birinde Mark Twain söylemiş:

“Eğitim; kafayı geliştirmek demektir.”

Kafa…

Kafa diyor  Kafa…

Kasa değil!..

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
BUNUN ADI NE? - 14 Ağustos 2020
GÖMLEK! - 13 Ağustos 2020
I LOVE THİS GAME!.. - 12 Ağustos 2020
EV - 11 Ağustos 2020
FEDA - 29 Temmuz 2020
GÜNIŞIĞINDA YÜZLEŞME - 28 Temmuz 2020
LUB-İ HAYAL VE ÖTESİ - 24 Temmuz 2020
DEĞİRMENBOĞAZI - 23 Temmuz 2020
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ - 22 Temmuz 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ