Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

CUMHURİYET: SONSUZLUĞUN 96. YILI

CUMHURİYET: SONSUZLUĞUN 96. YILI
Reklam

Cumhuriyet fikri, Eski Yunan’da inşa olsa da bugünkü anlamına 1789 Fransız Devrimi sonrası erişti. Dünya demokrasi tarihi boyunca, bu zamana kadar bulunabilen en iyi rejim olan Cumhuriyet; özet anlamıyla halkın halk tarafından eşitlik bilinci çerçevesiyle yönetilmesidir. 1789’da Fransa’da toplumun başlattığı dönüşüm hareketi, ulus olma bilinci ile perçinlenmiş ve Fransız Devrimi; tüm çok uluslu devletleri ve imparatorlukları sarsmıştır. Fransız devriminin ortaya çıkardığı ulusçuluk akımı; Osmanlı gibi himayesinde çok sayıda ulusu barındıran ve doğal sınırlarına çoktan ulaşan bir devleti ciddi şekilde sarsmıştır.

Emperyalizmin Coğrafyamızdaki Tarihi

Bugün; Suriye topraklarında deniz aşırı emperyal devletlerin varlığı nasıl bir rahatsızlık yaratıyorsa bundan 100 yıl önce de benzeri durum Türkiye ve genel olarak Anadolu coğrafyasında da geçerliydi. Rusların o zaman da sıcak denizlere inme sevdası vardı, bugünse bunu kısmen gerçekleştirdi: Ruslar artık, yalnızca kuzey komşumuz değil. 100 yıl önce de Ruslar, emperyalizme karşı harekete geçen Milli Mücadele’nin ve onun başkomutanı olan Mustafa Kemal’in yanında saf tutarken bizimle aynı düşünceyi taşımıyordu. İngilizlerin, İtalyanların, Fransızların çok kabaca Batılıların Anadolu coğrafyasındaki emelleri, bölgede bir sömürge devleti kurma fikirleri, Rusya’yı müdahale etmeye zorladı. Tıpkı bugün Suriye’de yaptıkları gibi.

Bugünkü Suriye ile 100 yıl önceki Türkiye’nin bu benzerliğinin dışında büyük bir farklılığı var: Onların Mustafa Kemal’i yok.

İngilizlerin peşine takılıp, kendi tahtını korumayı ülkenin bekasına tercih eden Vahdettin, ülkeyi yangın yerine çevirmiş; genç subayların gözündeki cesaretin milyonda birini gösteremeden İngilizlerin kayığına binip kaçmayı kendisine layık görmüştür. 1789’dan 1919’lara geçen sürede gerek Vahdettin gerekse ondan önce gelenler, ülkeyi bir arada tutmak için farklı yolları denemişlerdir. Tanzimat ve Islahat fermanlarıyla özellikle azınlıkların haklarını genişleten Osmanlı, Meşrutiyet ve Teşkilat-ı Esasiye kanunu ile de bir yandan hukuksal çalışmalar yapmaktayken diğer yandan yaşanan Osmanlı-Rus savaşı ile daha fazla yara almıştı. Ve Balkan Savaşları başladığında ise artık siyasi grupların savaşları da başlamış oldu. Bu süreç içerisinde saray, kendini garantiye almaya çalışırken; toplumla da irtibatını temelli kesmiş oldu. Ve iktidar odağı, bir çelik çekirdek içerisinde mücadele eden yapıların ele geçirmek için kıyasıya çarpıştığı duruma dönüştü.

Ya İstiklal Ya Ölüm:

Devleti bir arada tutmak için geliştirilen Türkçülük, Ümmetçilik, Osmanlıcılık ve Batıcılık gibi fikirler bir yandan pratikte karşılık ararken bir yandan da yeni fikri altyapıların gelişmesine imza attı. Eğitim alması için Fransa’ya gönderilen subaylar vatanseverlik fikirleriyle yurda dönüyor ve kesin bir kararlılıkla devletin emperyalistlerin himayesine girmesindense ölmeyi tercih ediyorlardı. Yani Ya İstiklal Ya Ölüm!

Mustafa Kemal, işte bu fikirlerle yoğrulan bir genç subay olarak hem batının yaklaşımını hem de ülkede ortaya çıkan akımları doğru şekilde süzgeçten geçirmekte ve yurda döndüğünde bağımsızlık fikirlerini açık açık dillendirmekteydi. O dönemin aydın hapishanesi sayabileceğimiz Bekirağa bölüğünde geçirdiği 1 ayın ardından başlayan Suriye sürgünü, bıyığı yeni terleyen kurmay subay Mustafa Kemal’in zihin dünyasında önemli ve kararlı adımlar atma fikrine alt yapı hazırladı.

100 yılı aşkın bir sürede ortaya mücadele adına bir omurga çıkarabilen bu fikriyat süreci, Meşrutiyetin ilanı ile demokrasi kavramını da artık Osmanlı’da konuşulmaya açtı. Bir yandan saray, İngilizlere yakınlaşırken diğer yandan genç subaylar artık fikirleri olgunlaşmış birer vatansever olarak birlikte yol haritalarını çizmeye başlıyordu. Bu fikri arka plan tartışmalarının içerisinde patlak veren 1.Dünya Savaşı, özellikle genç subaylar açısından artık adım atma zamanının geldiğini işaret ediyordu.

Milli Mücadele ve Anadolu

1.Dünya Savaşı’nın gidişatını gören Mustafa Kemal; 16 Mayıs 1919’da bindiği Bandırma Vapuru ile Anadolu’yu bağımsızlık için ayağa kaldırması gerektiğinin farkındaydı. Yapılan kongrelerin maddelerinde de vurgulandığı üzere vatan bir bütündü, parçalanamazdı. Yeni bir hükümet kurulmalıydı. Ve tüm bu yönleriyle alınan kararlar, Mücadelenin MİLLİ yönünü ortaya koyuyordu.

1919’dan 1923’e geçen sürede Türkiye Siyasal Tarihi ortaya bir Devrim çıkarırken, bunun ana omurgasını da ülkedeki halk oluşturuyordu. Ayrıcalıksız, imtiyazsız eşit yurttaş sayılan bir halk. İşte Cumhuriyet Devriminin arkasında 100 yılı aşkın sürede geçen fikri tartışmadan varılan sonuç da bu Halk Devriminin yapılmasıydı. 1920 Meclis ruhu, Cumhuriyet idaresi ile güçlendirilmiş ve halk egemenliği pekiştirilmiştir.

Anadolu’nun İnşası ve Kalkınma

Yeni Cumhuriyet; her şeye sıfırdan başlıyordu. Her bir karışı işgal edilmek için bekleyen Anadolu topraklarının kaderi değişmiş artık şehirler işgale değil imara hazırlanır olmuştu. Çıkarılan Teşvik-i Sanayi kanunu, uçak fabrikasının açılması, şeker ve kağıt fabrikalarının, Paşabahçe cam ve Beykoz’da deri fabrikalarının kurulması ile genç Cumhuriyet kendini ayağa kaldıran atılımlar yaparken, Etibank ve Sümerbank gibi kuruluşlarla Cumhuriyetin devletçilik ilkesi hayata geçiriliyordu. Bütün bu yatırımlar, bugün bazı kesimlerce dudak bükülen , hatta reklam arası gibi görülen gelişmelerdir. Öyledir, çünkü bu zihniyette mevcut olan Cumhuriyet Düşmanlığı halen hayattadır. Ama gerçek olan bir şey de vardır ki Cumhuriyet de hayattadır, Onu savunanlar da.

Türkiye’ye Demokrasi Cumhuriyet’le Geldi

Cumhuriyet idaresinin yarattığı en büyük kazanımsa demokrasi fikrini topluma yerleştirmek oldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatındayken giriştiği çok partili hayat denemeleri Kubilay Asteğmen ve Şeyh Said isyanı gibi iki trajik olayla sekteye uğrarken; toplumun bu fikirlere erişebilmesi için bilinç düzeyinde yenilik ve gelişmelere ihtiyaç olduğu görüldü. Bunun üzerine Halkevleri ve Halkodaları Cumhuriyet Devriminin taşradaki lokomotifi oldu.  Bu gelişmelere rağmen bugünlerde Harf Devrimine laf söylemek için bir gecede cahil kaldığını iddia eden zihniyetin cahilliğini sürdürmesi de genç Cumhuriyetin eğitim politikalarından ve izleyen süreçteki Köy Enstitüleri rüyasından uzaklaşılmasının doğal bir sonucudur.  Cahil kaldığını iddia edenlerin dedeleri de Köy Enstitülerine “komünist yetiştiriyorlar” diyerek saldırmışlardı. Nitekim, bu cahilliğin sürekliliği noktasında en güzel örnek olarak Köy Enstitülerinin günümüzdeki yerleşkelerine yapılanlara bakabiliriz. Savaştepe Köy Enstitüsü bugün Necip Fazıl Kısakürek Lisesi olmuştur, Kars Cılavuz Köy Enstitüsü ise imam hatip okuludur. Bu cehaletin sürdürülebilirliğine örnek olarak yine yakın tarihimizin en acı travmalarından biri olan Sivas Katliamındaki güruha bakabiliriz. Otel etrafına toplanan meczup güruhun “kahrolsun laiklik, işte cehennem ateşi” nidaları; geçtiğimiz aylarda ölen Fes’li Kadir Mısırlıoğlu’nun sapkın yorumları aynı güruhun halen hayatta olduğunun göstergesidir.

Cumhuriyet İlelebet Yaşayacaktır

96.yılını gururla geride bıraktığımız Cumhuriyet, insan ömrüyle bakarsak yaşlı, devletler tarihi açısından bakarsak ise henüz genç bir rejimdir. Bu rejimin bugüne geldiği nokta ne bir reklam arasıdır ne de bir fragman. Başkanlık sistemi ile yeni ve alışılmadık bir hale bürünen bu sistem, Cumhuriyet’in dokusuyla da uyuşmamaktadır. Bu başkanlık sisteminin ömrü bir kişinin ömrüyle orantılıdır. Buna karşın Cumhuriyet fikri ve rejimi, Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “sonsuza kadar ilelebet yaşayacaktır.”

Cumhuriyet her şeyden önce bir yaşam biçimidir. Şeriata karşı pozitif hukuktur, gericiliğe karşı devrimciliktir. Osmanlı’ya karşı Cumhuriyet’tir. Yobazlığa karşı bilimdir. Düşmanlığa karşı barıştır. Ve ilelebet yaşayacaktır. Bu toplumun içerisinde, gerici bir güruh olduğu gibi Mustafa Kemal düşüncesine inanan büyük bir millet vardır. Her özel günde, Mustafa Kemal’e saygısını göstermek için Anıtkabir’e çocuklarıyla koşan kitlenin yüreğindeki minnet duygusu; gerici güruhun nefretini boğmaktadır. Daha güçlü bir Cumhuriyeti inşa edecek akılcı ve halkçı politikalarla güçlendirecek olansa Amasya Kongresi’nde de belirtildiği üzere “Milletin Azim ve Kararlılığıdır!”

Bu yüzden; 96. Yılını geride bıraktığımız Cumhuriyet, önderi ve kurucusu, ebedi başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün bilim ve akıl rehberliğiyle sonsuzluğa yürüyecektir.

Yazan, yapan ve yaşatan tüm geçmişimizin anısına saygılarımla…

Ensar Aytekin

CHP Balıkesir Milletvekili

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ