Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

Bir defaya “mahsus af” yeni dolaylı aflara davet demektir!

Bir defaya “mahsus af” yeni  dolaylı aflara davet demektir!

Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Genel Merkezi’nden ve Balıkesir Şubesi’nden ortak yapılan açıklamada, erken (çocuk yaşta) evlilikler konusunda bir süre önce basına yansımış olan ve “bir defaya mahsus af” önerisiyle, kamuoyunda tartışılan yasa tasarısına karşı görüşler içeren bir yazılı açıklama geldi.
CKD Balıkesir Şube Başkanı Gamze Çağlayan yaptığı açıklamada, “Getirilmek istenen yasanın, ‘bir defaya mahsus’ düzenlenmesi dahi, olumsuz sonuçlar doğurabileceğinin dolaylı ifadesidir. Yasa çıktıktan sonra da erken yaşta evlilikler devam edecek ama asıl olarak bu durum toplumsal adalet düşüncesine zarar verecek; bir zaman sonra, çeşitli mercilerden yapılacak baskılarla, yeni af düzenlemelerine gidilmesinin yolunu açacaktır. CKD olarak, bu düzenlemenin yapılmasını onaylamadığımızı, gerekçelerimizi sıralayarak kamuoyuna bildirmek ve erken yaşta evliliklere karşı mücadelede önerdiğimiz 3 yasa değişikliğini, kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz” denildi.
CKD Genel Merkezi adına Genel Başkan Yardımcısı Avukat Nuriye Kadan imzasıyla, yapılan yazılı açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
“Basına yansıyan bilgilere göre, “birkaç yüz olgu”yu kapsayacağı öne sürülen yeni düzenlemenin gerekçesindeki ‘küçük anne ve çocuğunun yaşamını etkileyen sosyoekonomik sorunların giderilmesi veya azaltılması’ konusunda, etkili olabilecek pek çok araç, devletimizin elinde mevcuttur. Mağdur çocuklarımız için, esas yapılması gereken, her olgunun ayrı ayrı ele alınarak; köklü, çok kapsamlı çözüm yollarının üretilmesidir. Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nde yasalar uyarınca; daha erken yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişiler çocuktur ve en temel çocuk hakları arasında saydığımız eğitim hakkı gereğince, çocuğun yeri okuldur.”
Açıklamayı kaleme alan Avukat Nuriye Kadan, devletimizin erken evlilik sorunuyla mücadele noktasında aldığı yasal önlemler sayesinde, 15 yaşından önce gerçekleşen evliliklerin sürekli olarak azalma eğilimi gösterdiğine de dikkat çekerek; “15-18 yaş arasındaki evliliklerin ise son 15 yıldır önemli bir değişiklik göstermemekle birlikte, 2005 yılına kadar azalma içinde olduğu tespit edilmiştir. Çocuk hakkı ihlali olarak gördüğümüz erken yaşta evliliklere karşı, bu kararlı mücadelenin sürdürülmesi; hiçbir geri adıma izin verilmemesi gerekmektedir” diye devam etti.
Tasarı çocuklarla evlenmeye
meşru zemin yaratır!
Burada üzerinde durulması gereken konunun, 15 yaşından önce cinsel ilişkiye giren çocuğun daha sonra evlenmesine “uygulanacak cezayı kaldıran bir etki tanınmasının” doğuracağı sorunlar olduğunu kaydeden Nuriye Kadan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu şekilde, evlenmeyi esas alan fakat yaş farkı gözetmeyen ya da 15 yıla kadar yaş farkını kabul eden bir hüküm, küçük yaşta çocuklarla evlenmeyi dinsel, töresel gerekçelere dayandıran toplumun bazı kesimlerinin ve hatta ahlaki kötü alışkanlık haline getirmiş olanların yaptıklarını meşru hale getirir. Bu ise söz konusu hükümden beklenen faydanın çok ötesinde bir zarara yol açar.
15 yaşından küçük bazı çocukların başlık parası karşılığında, kendilerinden yaşça büyük kişilerle sözde ‘evlenme’ adı altında, genellikle dini nikâh kisvesiyle bir araya getirildikleri, bu çocukların adeta para karşılığı satıldıkları herkesçe bilinmektedir.”
CKD Başkan Yardımcısı Avukat Kadan, bu noktada ceza kanununun topluma uyum sağlamasını beklemek yerine, çağdaş yaşamın gereklerine uygun olmayan bazı geleneklerin değiştirilmesinde, “geliştirici” işlevi yönüyle, ceza hukukunun bir araç olarak kullanılmasının yerinde olacağını kaydederek, “Çözüm, kanuna eklenecek evlenmeye dair bir düzenlemede değil; konuya ilişkin tüm sorunları kapsayacak çok yönlü birkaç hükümde saklıdır” diyerek aşağıdaki bilgileri verdi:
CKD’nin Çocuk yaşta evlilik konusunda ortaya koyduğu temel sorunlar ve çözüm yaklaşımları
Sorun 1 : Evlenme ehliyeti olmayan çocukların, küçük yaşta evlendirilmeye çalışılması…
Kanımızca bu sorunun çözümü, toplumun gözünde bu tür geçersiz bir evliliği meşrulaştıran yaklaşımlarla mücadele etmekten geçmektedir. Dolayısıyla mücadele edilmesi ve caydırıcı biçimde cezalandırılması gereken husus, evlenme ehliyeti olmayan çocuklara evlenmenin dinsel töreninin yapılmasıdır. Medeni nikâhla evlenmesi kanunen mümkün olmayan çocuklara, evlenmenin dinsel törenini yapmak suç haline getirilmelidir.
Sorun 2 : Evlendiklerini zannederek birbirleriyle cinsel ilişkiye giren çocukların ve bu kişilere yardım edenlerin akıbeti ne olacaktır?
Bu konuda çocukları cezalandırmakta hiçbir fayda yoktur. Oysa yasal düzenlemede her iki tarafın da 18 yaşından küçük olması durumunda uygulanan mevzuat ile bir tarafın yetişkin olması durumunda uygulanan mevzuat ayrıştırılmamış olup, sadece mağdurun yaşının küçük olması durumunda cinsel istismar suçunun oluşabileceği hükme bağlanmıştır.
Özellikle suçun failinin çocuk olduğu durumların ayrı yönetilmesi gerekmektedir. Bu nedenle hem evlendirildiklerini zanneden birbirlerine yakın yaşta çocuklara ilişkin sorunu hem de bugüne dek göz ardı edilen “çocuklar arası rızaya dayalı cinsel davranışlar” sorununu çözmek amacıyla kanuna yaş farkı gözeten bir şahsi cezasızlık sebebi konulmalıdır. Böylelikle gerçekleşen “cinsel istismar” fiili suç olmaya devam edecek ancak çocuklar cezalandırılmayacak; yalnızca onları cinsel davranışa yönlendiren kişiler, bugün olduğu gibi cezalandırılmaya devam edilecektir.
Türk Medeni Kanunu’nun 9-12. maddelerinde “Erginlik kural olarak 18 yaşın doldurulmasıyla başlar”; “Evlenme kişiyi ergin kılar”; “15 yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir” ifadeleri geçmektedir. 124-128. maddelerinde de “Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir.” “Küçük, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenemez” ve “Hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçüğün evlenmesine izin verebilir” hükümleri yer almaktadır.
Öncelikle, tarafı olduğumuz Uluslararası Sözleşmelerdeki “çocuk” tanımının gereği olarak ve Türk Medeni Kanunu ile kural olarak düzenlenmiş ergin olma yaşı dikkate alınarak, evlilik yaşının 18 olarak değiştirilmesi yönünde bir yasa değişikliği yapılmalıdır.
Olması gereken, yasada belirtildiği gibi “evlenmenin kişiyi ergin kılması” değil, “ergin kişinin diğer koşullar da var ise evlenebilmesidir”.
Oy kullanarak nasıl yönetileceği konusunda iradesini ortaya koymasına, gideceği okula, hangi ilde yaşayacağına hatta yeri geldiğinde kimle arkadaşlık edeceğine dahi ailesinin rızası olmadan kendi başına karar vermesine izin verilmeyen “çocuğun” bütün bir yaşamını etkileyecek “evlilik” kararını sağlıklı olarak verebileceğini ve “evlilik sorumluluğunu” yüklenebileceğini düşünmek başlı başına bir tezat oluşturmaktadır.
Küçüğün “yasal temsilcinin izni ile evlenebileceği” düzenlemesi ise büyük oranda, çocuğun geleneksel ve-veya ekonomik nedenlerle, “evliliğe baskı yolu ile ikna edilmesi” veya ailenin kontrolü dışında, erken kurulan cinsel birlikteliğin ahlaki ve-veya dini nedenlerle “evlilik yolu ile aklanması” amacına hizmet etmektedir.
Bu itibarla evlilik yaşının 18 olarak değiştirilerek, küçüğün ergin olmadan “aile izni ile evlenmesinin” önüne geçilmeli; yalnızca olağanüstü hallerde pek önemli sebeple, hâkim izni ile evlenme yolu açık bırakılmalıdır. Tek başına böyle bir düzenlemenin yapılmasının dahi, toplumda çocuk yaşta evliliklere yaklaşımın değişiminde önemli bir rol oynayabileceği kanısındayız.
CKD’nin Önerdiği Yeni Hukuki Düzenlemeler
1. Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden, çocuk için evlenmenin dinsel töreninin yapılması, “suç” haline getirilmelidir.
2. “Evlenme” adı altında bir araya getirilen ve sonrasında da rızayla cinsel ilişkiye giren çocuklar sorununu çözmekte araç olarak kullanabilecek, bir düzenleme yapılmalıdır. Suçun failinin çocuk olması haline özgü, cezalandırıcı değil; onarıcı bir adalet ilkesi oluşturulmalıdır. Aralarındaki yaş farkı 3 yaşa kadar çocuklar arasında gerçekleşen cinsel davranışların cezalandırılmayacağına dair kanuna bir hüküm eklenmelidir. Böylelikle çocuklar arasında yaşanan cinsel ilişki rızaya dayalı olmasına rağmen, yaşı biraz büyük olan çocuğun ağır biçimde cezalandırılması, sorunu çözülebilir ve çocukları bu fiillere azmettiren ve onlara yardım edenlerin cezalandırılması devam eder.
3. En erken evlilik yaşının, erginliğin başladığı 18 yaş olarak değiştirilerek, küçüğün ergin olmadan “aile izni ile evlenmesinin” önüne geçecek düzenleme yapılmalı; yalnızca olağanüstü hallerde, pek önemli sebeple, hâkim izni ile evlenme yolu açık bırakılmalıdır. Gül Çetinbağ Kanber

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ