Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

BALIKESiR DERİNDEN SARSILDI

Özcan Özakbaş

Özcan Özakbaş

Bir döneme damgasını vuran,
Şehre çok uzun yıllardır değer katan,
Dürüst ve hakkaniyetli bir insandı merhum Faruk Kula.
40 yıldan fazla bir süredir dostluğumuz vardı. O günden bu yana aramızda bırakın en küçük bir kırgınlığı, neredeyse en küçük bir olumsuzluk bile yaşamamışızdır.
O büyüklüğünü bilmiştir hep, bizde küçüklüğümüzü.
O; adam gibi adam duruşuyla, işinde başarılı, cemiyet hayatında fevkalade ve tadında bir şahsiyetti.
Güzel karakterliydi.
Bir çok sıfatı bünyesinde taşıdı senelerce.
Bıkmak, usanmak O’nun kitabında yoktu.
Şehrin yediemini gibiydi.
Balıkesirspor Kulübü dara düştüğünde kulübün anahtarları ona götürülürdü.
Bir dönemde Balıkesirspor Kulübü’nün borçları yöneticilerin banka hesaplarına e-haciz geldiğinde hemen telefona sarılıp çeşitli iş insanlarını harekete geçirmiş, hiçbir suçu yokken borç yüzünden dara düşen başkan ve yöneticilere imece usulü ile yardımda bulunulmasını sağlamış, hayır dualarını almıştı.
Saymakla bitmez O’nun özellikleri..
Şehrin sanayicisi diye bilinse de, sadece sanayicilikte değil, sosyal-kültürel yaşamda da unutulmayacak izler bırakmıştır.
Peki yardımseverliğine ne diyeceksiniz?
İşyerindeki kapısı hep açık dururdu.
Kapısından kimi boş çevirmiştir Allah’ın aşkına!..
Sıkışan O’na koşar, bazı dostları da şehrül-emin diye güvendiklerinden olacak “Ben harcarım abi, param sende dursun” diyecek kadar güven sağlamış, gönüllerde taht kurmuştur.
Hakkı ödenmez.

Balıkesir’i çok sever, “Biz burada doğduk, burada yaşıyoruz, o zaman bu memlekete her şeyimizle hep sahip çıkacağız, çünkü burada öleceğiz” derdi. Çalışmayı, çok çalışmayı çok severdi.
İş alemi O’nsuz yapamazdı. O, hep el üstündeydi. Fazlada gözü yoktu. 27 Yıl Balıkesir Ticaret Borsası başkanlığını ifa etmişti. İstese her yere seçilirdi.
Dengeleri çok iyi kurardı, pratikti. Keskin ve kıvrak bir zekaya sahipti. Bir şey sor, anında cevabını verirdi, donanımlıydı çünkü.
10 numara plakalı şehrin yönetiminde “1 numara” kimdi derseniz, Faruk Kula’ydı derim.
Son dönemdeki Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerini de öylesine bir dizayn etti ki, herkese parmak ısırttı. Bir önceki dönemde bazı güruhların desteğiyle kaybettiği seçimleri, kayıpsız ve tulum çıkararak kazanmıştı. Herkesin ağzı açık kaldı.
Hiç siyasete girmedi, ama siyasetten de hiç uzak kalmadı. Her seçim döneminde hemen adı ön plana çıkar, bir yerlere yakıştırılırdı. Her partinin gönlünde yatan aslandı.
O’nu hiç çekemeyenler de vardı. Bu çekemeyenleri fazla dikkate almaz yada öyle görünürdü.
En zor dönemlerde dahi aldığı aile terbiyesi nedeniyle kendini bozmamıştı, sabretmesini bilmişti, şahsını acımasızca eleştirenlere, hakaret edenlere ses etmemiş, büyük sabır göstermişti.
Ama bir yere kadardı.
Kendisine reva görülenleri dile getirenlerin, kendini ve ailesini toplum önünde itibarsızlaştırmaya çalışanların hepsinin ölmeden önce hakkından gelmişti.
Rakiplerinin para karşılığında getirttikleri ulusal basından birine asılsız ve karalayıcı bir şekilde haber yazdırıp “FETÖ” etiketi yapıştırmak isteyen bir hadsiz ve diğer hadsizlere karşı sert şekildeki yanıtını tüm aile bireyleri ile birlikte basının önünde şöyle vermişti:
“Biz Cumhuriyetimiz için bedel ödemiş bir aileyiz. Cumhuriyeti yıkmak isteyen Fethullah terör örgütü ile ismimizin anılmasını zül sayarız. Bu yanlış bilgilendirmeyi yapan ve bu yanlış bilgileri veren kişi ve çevreleri ise önce Allah’a, sonra Balıkesir kamuoyuna havale ediyoruz.”
Mücadeleciydi, kolay kolay geri adım atmazdı. Diyelim hukuksal bir olay var, bir şey çıkacaksa, bir sonuç alabilecekse.. bunun araştırmasını yapar, ona göre adım atardı. Boşa kürek çekmezdi.
Bunun bir örneğini geçen yılın sonunda yaşamış, şahsına ve ailesini kötülük edenlere hukuk savaşı açmış, sonunda ahlak yoksunu, riyakar bir kişiliksiz adamı içeri tıktırmayı başarmıştı.
Gönüllerde taht kurmuştu Sayın Faruk Kula.
Ne de olsa İstiklal Madalyası almış bir ailenin torunuydu.
Son rahatsızlığı öncesi hastaneye gitmeden hatırlayabildiğim önceki belediye başkanlarımızdan Sayın Sami Gökdeniz’in kızının cenazesindeydi en son Faruk abi. Böyle şeylere çok dikkat ederdi.
Sonrasında üç-dört kez ayrı ayrı günlerde telefonlaşmalarımız oldu, sanıyorum dört kez de işyerinde beraberliğimiz oldu.
Oda Başkanı berber İbrahim Demirer tüm ailenin olduğu gibi O’nun da traşını yapardı yıllardır. Yalnız gittiğim gibi beraber de giderdik Faruk Abi’nin yanına sık sık. Bende orada oldum mu, traş bayağı zorlaşırdı! Rahmetli Faruk Abi ustura tam çenesinde bile olsa konuşmalarına devam eder, gündemle ilgili lakırtı etmekten, Balıkesirspor’dan tutun da belediyelerde, organizede, piyasada, kısacası Balıkesir’de neler olup bittiğine kadar herşeyi tartmaktan geri kalmazdı. Berber İbrahim kardeşim de bana gizliden “Ya Özcan, tam çenedeyken konuşturma şu Faruk Abi’yi, keseceğim diye korkuyorum” dese de, ben sussam da.. Faruk Abi gene bildiğini okur, gazeteci kimliğimiz yüzünden “Yav Özcan, şurda n’oluyo, burda n’oluyo, o bunu demiş mi, neden demiş?” gibi sorularla sakal traşını bir güzel uzatır, muhabbetine doyum olmazdı. Eniştesi İbrahim Özkul abimiz de yan masadan bizlere kulak misafiri olurdu. Ara sıra o da topa girerdi, sohbet kallavi olurdu.
Balıkesir için çok büyük bir kayıp oldu Faruk Abinin ölümü.
Balıkesir O’nu çok arayacak ve unutmayacak.
Değeri zamanla çok daha iyi anlaşılacak.
Evet.. Sözün bittiği yerdeyiz.
Mezarına bırakılırken oğlu tarafından “Şamlı Toprağı” konulan çok sevdiğimiz Faruk Abimiz’i bir servi ağacının altına bıraktık.
Dualar ettik, gözyaşı döktük.
Nur içinde yatsın, mekanı cennet olsun.
Seni sonsuzluğa uğurladık Sayın Faruk Kula.
Güle güle benim canım ABİM..

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ