Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

AGANİGİ-NAGANİGİ

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Hey gidi günler hey! Bir zamanlar TV ekranlarında uzun süre boy gösteren bir reklâmda, “gel gel fındığa geeeel” diye bağıran MFÖ’nün Özkan‘ı, “tansiyona, kollestrole, kansızlığa, uykusuzluğa, sinir bozukluğuna iyi gelir. Enerji verir. Cildi gençleştirir. Kemikleri güçlendirir. Dişleri kuvvetlendirir.” diye yırtınıp dururdu. Buna rağmen kimse tınmaz, arkasını dönüp de bakmazdı. Fakat devamında, “Ayriyetten, aganigi-naganigi” diye höykürdüğünde vatandaş fındık tezgâhına hücum ederdi. Reklâmın sonunda arka plânda “Aganigi-Naganigi” haykırışları devam ederken ekranda verilen mesaj şuydu.

“Her gün bir avuç fındık iyi gelir.”

Bu reklâmdan sonra yurdum insanı fındığı fındık diye değil de, “aganigi-naganigi” olarak bellemişti. Örneğin kuruyemiş satıcısına girip  “Şeyyyy! Bir kilo aganigi naganigi alabilir miyim?” diyenlere bile rastlanırdı.

***

Reklâmın bir başka versiyonunda mağaranın ortasında oturan iki taş devri kadını sohbet etmekteydi. Misafir olan ev sahibine (pardon mağara sahibine), “Ayol bizim bey ateşi buldu biliyor musun?”dediğinde mağara sahibi kadın şuh bir kahkaha atıp gözleri parlayarak,

“O da bir şey mi? Bizim bey fındığı buldu.” diyordu.

Bunu  üzerine misafir kadın mayışmış vaziyette komşusunu kıskanarak, “Ayyy iyi…Ne şanslısın kıııııız.”diyerek gıpta ediyordu.

Tam o sırada avuç avuç fındık yediği için yerinde duramayan mağara adamı, tıpkı Tarzan‘ın “Aaaaaaaiiiiii” diye bağırdığı gibi yumruklarını göğsüne vurarak “aganigi-naganigi” diye haykırmaya başlıyor, mağara sahibi kadın, “Gitmem lâzım.” diyerek ayağa fırlıyordu.

Misafir ise noktayı şöyle koyuyordu.

“Ben de kalkıyordum zaten. Ateşte yemeğim var.”

***

Peki, bu “aganigi-naganigi”nin anlamı neydi?

Divanü Lûgâtit-Türk‘e baktık yoktu. Osmanlıca Sözlükte esamisi okunmuyordu. TDK ise “aganigi-naganigi” den bi-haberdi.

Acaba yabancı kelime mi diye ingilizce, Fransızca ve Almanca lügatlerde de bakmış, fakat karşılığını bulamamıştık.

Sonra anladık.

“Aganigi-Naganigi” argoydu.

Yani geçmişin Radyo Televizyon Üst Kurulu yıllarca bize bu argo reklâmı izletmiş, fakat kimse bundan rahatsız olmamıştı. Reklâm metnini yazan her kimse, “tüm zamanların en iyi reklâmı” ödülü kazanmayı fazlasıyla hak etmişti. Çünkü sadece metin yazarı değil, bence çok iyi bir psikolog ya da sosyologdu. Yurdum insanının fikrinin ve zikrinin ne olduğunu çok iyi analiz etmiş, reklâmı uzun süre yayınlatmayı başararak, ,“aganigi-naganigi” yi kült bir simgeye dönüştürmüştü.  Özkan Uğur ekranlarda,“aganigi-naganigi” diye haykırdığında Mısır  Çarşısının tavanındaki kuklaların dahi aşağıya atlayarak fındık kuyruğuna girmeleri inanılmaz bir yaratıcılıktı.  Fakat o yıllarda “Tüketicinin Koruması Hakkında Kanun” henüz çıkmadığı için “aganigi-naganigi” masumdu.

Ya şimdi?

TV Ekranlarında Kemal Sunal‘ın bilmem kaçıncı kez izlediğiniz filmi çat diye kesilip kendinizi bir anda reklâmın ortasında buluyorsunuz. Adam cırtlak sesiyle, “Gel amcam gel. Bu macun seni 3o yaş gençleştirecek, bayrağı göndere diktirecek.” dediğinde herkes şaşkınlıkla birbirine bakıyor. Telâş içinde kumandanın düğmesine basıncaya dek prostattan iktidarsızlığa, kalp damar hastalıklarından ereksiyon problemlerine kadar ne varsa sözde tedavi ediliyor.  Şifa diye lanse edilen ne idüğü belirsiz merdiven altı üretimi ilaçlarla muhatap olup, bitkisel karışımlardan kuvvet macunlarına, mucize kremden renk renk haplara kadar bir sürü sözde performans arttırıcı ürün evinizi istila ediyor.  Kimi zaman doktor önlüğü giyip nereden temin ettikleri belirsiz ürünlerini banal ifadelerle ballandıra ballandıra anlatanlar elbette ki RTÜK tarafından cezalandırılıyorlar.  Daha yakın bir geçmişte her derde deva olarak sunulan limon, maydanoz, sarımsak kürü, obezite sorununu çözdüğü belirtilen enginar macunu, bel ve boyun ağrılarının ilâcı olarak satılan mucize ağrı kremi, prostat ve cinsel sorunlar gibi birçok rahatsızlığa iyi geldiği iddia edilen çeşitli ürünleri pazarlayan ya da pazarlatan televizyonlar hakkında yayın durdurma cezaları verildi. Aynı türden ihlâlleri alışkanlık haline getiren TV’lerin ise lisansları iptal edildi.

Bir diğer konu da halkın dini inançlarını sömürüp cin, habis, musallat olarak isimlendirilen varlıklardan bahsederek falcılık yapanlardı. Onlar da RTÜK’ün gazabından kurtulamadılar. Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 8. Maddesinin 1. Fıkrasının (r) bendinin ihlâl edildiği gerekçesiyle yayıncı kuruluşlar hakkında yüzde 3 oranında idarî para cezası uygulandı. Fakat yetmez. Bu türden yayın yapanlarla din istismarı yapan kanalların kıyamete dek lisansları iptal edilmeli.

***

“Aganigi naganigi”yi  Dış Ticaret Müsteşarlığı koordinasyonunda çalışan Fındık Tanıtım Grubu başlatmıştı. Üretim fazlalığı nedeniyle fındığın hiç olmazsa iç piyasadaki tüketimini artırmak için böyle bir yol izlenmişti. Üstelik bu reklam filmleri TRT denetiminden bile geçmişti. “Aganigi naganigi”nin “ahlaka mugayyir” olup olmadığı hakkındaki sorulara yetkililerin verdikleri yanıtları da ilginçti.   

“Aganigi naganigi ne biliyor musunuz? Kim ne anlamak istiyorsa, hangi anlamda kullanıyorsa o.”

***

Türkiye fındık, kiraz, incir, kayısı üretimi ve ihracatında dünyada lider konumda. Fakat bu ürünleri satın alıp yiyecek durumda değil. İç fındığın ortalama kilo fiyatı birçok bütçenin çok çok üzerinde.

Sıkıysa bağırın bakalım aganigi naganigi diye.

Please follow and like us:
Please follow and like us:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
YAŞA(YAMA)MAK! - 31 Aralık 2020
SOKAK İSİMLERİ - 29 Aralık 2020
“VAR” MI, “YOK” MU? - 28 Aralık 2020
SANSÜR - 24 Aralık 2020
OMURGA - 21 Aralık 2020
EKMEKNAME - 18 Aralık 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
gazete