Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

AENEAS’IN ROTASI (1)

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Yaklaşık 3 yıl önce Antandros Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gülçin Cömert‘in davetlisi olarak Hilmi Duyar ile birlikte Altınoluk‘a gitmiştik. Antandros Antik Kenti kazılarının son durumunu yerinde görmek için gerçekleştirdiğimiz bu ziyarette yapılan bilgilendirmeler oldukça değerliydi. Yaklaşık 3 bin yıllık bir geçmişe sahip bu antik kentte ilk dikkatimi çeken kanalizasyon sistemiydi. Ayrıca burada bulunan bir akarsudan çekilen hatla evin içine kadar getirilen kullanma suyu, pis ve temiz suların ayrı kanallarla tahliye edilmesi de dikkate değerdi. Diğer müştemilâtlar ile gün yüzüne çıkarılan ünlü mozaikler ve duvar resimleri tek kelimeyle heyecan vericiydi.

***

Heredots‘a göre Antandros Pelasg‘lar tarafından kurulmuştur.  Romalı şair Virgil‘in “Aeneas” adlı eserinde ise Antrandos‘tan  Phryg yerleşimi olarak bahsedilmektedir. Strabon, “Geographika” adlı kitabında antik yazarlardan Alkaios‘un  Antandros ‘u  Leleg, Skepsisli Demetrios‘un ise bir Kilikia kenti kabul ettiğine dair sözlerine yer verir. Aristoteles, Antandros‘un Thrakia kökenli Hedoneslilerin yerleşmesiyle Hedonis, Kimmer yerleşiminden dolayı da Kimmeris adını aldığını söyler. Dolayısıyla Antandros‘un kökeni hakkında ihtilâflar vardır. Fakat bu antik kentle ilişkili olan Aeneas‘ın destansı hayat hikâyesi, ünlü yazar Virgil‘den günümüze dek birçok kişiyi etkisi altına almıştır.

***

Troia kraliyet ailesinden Ankhises ve tanrıça Aphrodite‘in oğlu olan Aeneas, Troia savaşında kuzeni Hektor‘dan sonraki en büyük kahramandır. Tahta at hilesi ile yakılıp yıkılan Troia‘dan tanrıların isteği ile kaçar. Sırtında yaşlı babası Anchises, elinde küçük oğlu Ascanius ve beraberindeki Troialılar ile birlikte İda Dağının eteklerindeki Antandros‘a gelirler. Tanrıların ondan tek isteği, soyunu devam ettirebileceği topraklarda yeni bir Troia inşa etmesidir.

Antandros’un iki limanı ve iki tersanesi vardır. Aeneas burada 20 gemi inşa eder. Bahar ayı geldiğinde beraberindekilerle birlikte vatanını bulmak üzere denize açılırlar. İlk olarak Thrakia (Trakya) kıyılarında karaya çıkarlar. Burada Ainos (Enez) ismini verdiği kenti kurmaya başlarlar. Fakat Aeneas’ın Trakia kralı Lykurgos‘a koruması için verdiği, Lykurgos‘un ise barışı satın almak için Yunanlılara verip ölümüne sebep olduğu Polydorus efsaneye göre dile gelip Aeneas‘ı uyarır. Bu toprakların uğursuz olduğunu, derhâl terk etmelerini söyler. Aeneas onu dinler. Gemilerine binip güneye doğru denize açılırlar. Apollon tapınağının bulunduğu kutsal Delos adasına varırlar. Aeneas, tapınak önünde dua edip tanrı Apollon‘a nereye gitmeleri gerektiğini sorar. Tapınağın içinden gelen ses “Cesur Dardanos soyu! Arayın bu eski ana toprağını. Aeneas’ın evi orada egemen olacak bütün dünyaya” der. Kehaneti yorumlayan babası Anchises,  atalarından Teukros’un Girit‘den geldiğini söyleyerek Girit‘e gitmeleri gerektiğini söyler. Bunun üzerine Aeneas önderliğindeki grup Delos adasından Girit‘e doğru hareket eder.  Girit‘te dostça karşılanırlar. Yerlilerle evlenirler, topraklar paylaşılır, kanunlar oluşturulmaya başlanır. Bu arada Aeneas ve beraberindekiler de Pergama kentini kurmaya başlarlar. Fakat salgın hastalık ve kıtlıkla boğuşmak zorunda kaldıkları için anlarlar ki; ana vatanları burası da değildir.

Bu arada Aeneas‘ın rüyasına giren güneş’in, ateşin ve şiirin tanrısı Apollon, gitmeleri gereken toprakları ona açıklar. Anchises da bunu doğrular. “Troia soyu iki kişiye ve yere dayanır. Dardanos ve Teucer. Dardanos İtalya’dan gelmiş, Teucer Girit’den. Demek ki İtalya’ya gitmeliymişiz” der. Bu kez ana yurtlarını bulmak umuduyla rotalarını İtalya’ya çevirirler. Kuzeye doğru ilerlerken Strophades adalarına çıktıklarında Harpylerin hücumuna uğrayıp onlarla savaşırlar. Stropahades‘den ayrıldıktan sonra Yunanistan’ın kuzey kıyılarındaki Zacynthos, Dulichium, Same ve  Neritos adaları açıklarında yol alırlar. Leukata Dağı’nın bulutlu zirvesini görüp yorgun argın Apollon tapınağına ulaşırlar. Kışı burada geçirdikten sonra yeniden yola koyulurlar, Epirus kıyılarından geçip Chaonia limanına girerler. Ardından Arnavutluk kıyılarındaki Buthrotum kentine ulaşırlar. Troia kralı Priamos’un oğlu  Helenus ve Andromache tarafından kurulmuş olan bu kentte misafir edilirler. Bir rahip yolculuk sırasında başlarına gelecek bazı olayları ve karşılaşacakları yerleri Aeneas‘a aktarır. Aenas ve beraberindekiler Bouthrrutium’dan ayrılır ayrılmaz deniz onları Ceraunia yakınlarına atar. Buradan deniz yoluyla İtalya‘ya varış çok kısadır. Uzun zaman yol aldıktan sonra tan yeri ağarırken karşıda yay gibi kıvrılan bir liman, kalenin üzerinde Athena tapınağı görünür. Tanrıça Hera için adaklar sunarlar. Fakat çok güvenilir bulmadıkları bu topraklardan da ayrılırlar. Bir kez daha yola düşüp Tarentum’a ulaşırlar, uzaktan Etna‘yı görürler. Poseidon‘un kızı kabul edilen deniz canavarı Charybdis’ten uzak durmaya çalışsalar da,  dalgalar onları Kyklopların kıyılarına atar. Bu arada Kykloplar (Yunan mitolojisinde alınlarının ortasında tek gözleri bulunan devler. ) tarafından izlendiklerini anlayıp adadan kaçarcasına uzaklaşırlar. Sicilya’nın kuzey-batı kıyısındaki Drepanum (Trapani)’da karaya çıktıklarında Anchises ölür. Gemilerine döndüklerinde, tanrıça Hera tarafından çıkarılan fırtına ile Kartaca yakınındaki kıyılara sürüklenirler. Bir gemileri kaybolur.  Fakat Kraliçe Dido tarafından Byrsa adıyla kurulan kente sağ salim ulaşırlar. Dido, Aeneas’a aşık olur. Fakat Aeneas tanrılar tarafından Kartaca‘dan ayrılması ve İtalya‘ya gitmesi konusunda uyarılır. Byrsa‘dan ayrılır. Buna çok üzülen Dido intihar eder.

Fırtınalı yolculukta tekrar Sicilya’ya, ardından İtalya‘ya, (Cumae’ye) varırlar. Aeneas Apollon tapınağında dua ederek Drepanum‘da ölen babasının yanına gidebilmesi için tanrıdan izin ister. Daha sonra babası Anchises ile Cumae‘de buluşur. Anchises ona Romalıların doğmak için sıralarını beklediklerini söyler.

Daha sonra yola çıkıp Tiber nehri ağzına ulaşan Troialılar, Latium’da karaya çıkarlar.

Aeneas,  Ilioneus‘u kral Latinius’a elçi olarak yollar. Kral onları karşılar ve geliş nedenlerini sorar. Ilioneus, kaderin kendilerini İtalya’ya yolladığını söyler. Kral Latinius’un aklına uzun yıllar önce bir kâhin’in söylediği sözler gelir. Bu kehanete göre kızı Lavinia‘nın bir yabancı önderle evlenmesi durumunda torunlarının sadece Latium‘u değil, tüm dünyayı yöneteceği söylenmiştir. Bu bakımdan Aeneas’ı o kâhinin sözünü ettiği yabancı önder olarak selâmlar. Lavinia ile evlenen Aeneas,  Lavinium kentini kurar. Böylelikle efsanevî Roma İmparatorluğunu temelini atan Troialılar, kendilerine vaat edilen toprakları ve ana yurtlarını bulmuştur.

Aeneas soyu oğlu Iulus ile devam etder. Ardından savaş Tanrısı Mars ile Aenas’ın soyundan gelen Rhea Silvia‘nın  Remus ve Romulus adlı ikizleri doğar. Bu ikizler, daha sonraki yıllarda dişi bir kurt tarafından emzirildikleri yerde Roma Şehrini kurarlar.

Günümüzde bu efsaneyi yeniden canlandırmak, Altınoluk‘ta inşa edilecek antik bir gemi ile Aeneas’ın rotası izlenerek tekrar Lavinium‘a gidilmesi konusunda ciddî çalışmalar yapılmaktadır.  (Yarın devam edecek)

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
DEPREM! - 8 Temmuz 2020
NE OLACAK CANIM? - 7 Temmuz 2020
HEKTOR’UN ÖCÜ - 3 Temmuz 2020
SİYASET VE KİMLİK - 2 Temmuz 2020
AENEAS’IN ROTASI (2) - 30 Haziran 2020
AENEAS’IN ROTASI (1) - 29 Haziran 2020
BAYRAK - 26 Haziran 2020
BALIKESİRSPOR LOGOSU - 24 Haziran 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ