Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

6P’NİN NERESİNDEYİZ?

Zeki Doğan

Zeki Doğan

Koronavirüs‘ün toplumun büyük bir genelini etkileyen zararlarından birisi de bel, basen ve göbek bölgesindeki yağlanmalar oldu. Özellikle sokağa çıkma yasaklarının etkisiyle hemen hemen herkes kısa zamanda o muhteşem “Türk Kaslarına”na sahip oldu. Böylelikle “göbeksiz erkek balkonsuz eve benzer” deyimi de tedavülden kalktı. Çünkü karınca kararınca kadın erkek herkes balkonlu halleriyle caddelerde arzı endam etti.

Sonra ne mi oldu? Memlekette ne kadar beslenme uzmanı, diyetisyen, herbalist,  tıp doktoru ve spor koçu varsa seferberlik ilan etti. TV’lerin canlı yayınlarının baş konukları oldular. Metabolizmayı hızlandıran, göbek yağlarını uykudayken bile cayır cayır yaktıran, 7 günde 15 kilo verdiren, göbek sarkmalarını önleyen mucize formüller aldı başını gitti. Tıp Doktorlarımız aşırı yağlanmanın yol açacağı damar hastalıkları, koroner yetmezliği, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı gibi tehlikelere dikkat çekti. Spor koçları ise beslenmeyle birlikte spor yapılmasını önerdi. Hiç bir şey yapamıyorsanız “mekik çekin” tavsiyelerinde bulundu.

***

Oysaki daha Koronavirüs diye bir belâ henüz başımıza musallat olmamışken,  Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) taa 1986 yılında “Herkes için sağlık” sloganıyla Sağlıklı Kentler Projesi adını verdiği bir hareket başlatmıştı. 11 Kentte atılan adımlar kısa zamanda 30 ülkedeki 1400 kent ve kasabaya yayılmıştı. Amaçları insanların yaşamaktan hoşnut kalacakları bir çevrenin oluşturulması, daha sağlıklı, daha temiz ve daha güvenli bir yaşam olanaklarını din, dil, ırk, kültür ve sınıf farkı gözetmeksizin herkese eşit olarak sunmaktı. Sağlık, ulaşım ve temiz bir çevre için projeler üretip insanların mutlu olmasını sağlamaktı.

Sağlık Bakanlığı Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı ve DSÖ Türkiye Temsilciliği’nin koordinesinde 11–12 Temmuz 1994 tarihleri arasında İzmir’de de bir toplantı organize edildi. “Sağlıklı Şehirler Türkiye Uygulaması Bilgilendirme Toplantısı” adı verilen etkinliğe 20 İlin Belediye Başkanları, Sanayi ve Ticaret Odası Başkanları ile İzmir Sağlık Müdürleri katıldı.

Aynı türden toplantılar 1993 ila 2013 yılları arasında Polonya’nın Poznan, İspanya’nın Madrid, Portekiz’in Lizbon, Macaristan’ın Budapeşte, İsveç’in Gothenburg, İsrail’in Kudüs, Yunanistan’ın Atina, İtalya’nın Milano, Finlandiya’nın Kuopio, Avusturyanın Viyana, Danimarka’nın Horsens, Polonya’nın Lodz, Portekiz’in Sexial, Hırvatistan’ın Rijeka, İrlanda’nın Belfast, İtalya’nın Udinese, Finlandiya’nın Turku, Hırvatistan’ın Zagreb, Norveç’in Sadnes , Belçika’nın Liege kentlerinde de düzenlendi. Bu toplantılara heyetler halinde biz de katıldık.  Ayrıca 2005 yılında Bursa‘da, 2013 yılında ise İzmir‘de ev sahibi olarak toplantılar düzenledik. DSÖ Sağlıklı Şehirler Ağı’nın 6. evresine Almanya’nın Dresden, Letonya’nın Riga ve Jurmala, Litvanya’nın Klaipedia, Rusya Federasyonu’nun Cherepovets, Norveç’in Ostfold County, Bulgaristan’ın Dimitrovgrad ve Polonya’nın Lodz kentleri ile birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi de kabul edildi.

Peki bunca toplantı ve emeğin amacı neydi?

Şehir planlaması program ve projelerine sağlık konusunun da dâhil edilmesi. İnsanlara daha sağlıklı barınma koşullarının sağlanarak fiziksel aktivite ve rekreasyon amaçlı yeşil ve açık alanlara erişimlerinin çoğaltılması. iklim değişikliklerinin olumsuz etkileriyle mücadele edilmesi. Gürültü ve kirliliğinin önlenmesi. Yürüme ve bisiklete binmeyi kolaylaştıran çevrelerin oluşturulması.   Gençlerin ve çocukların yaşamlarının iyileştirmesi. Yaşlı insanların sağlık ihtiyaçlarına çözüm bulup sağlıklı yaşlanmalarının sağlanması. Göçmenlerin sağlık, kültürel ve sosyal entegrasyonlarının sağlanarak desteklenmeleri. Sosyal ağ oluşturma imkanlarının geliştirilerek sağlık ve sosyal haklarda gözle görülür bir ilerlemenin sağlanması. Toplumun sağlık bilincini arttıracak programların hazırlanıp uygulanması. Bulaşıcı olmayan hastalıkların ve bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların mücadelesinde yerel ortaklıkların güçlendirilmesi. Kalp hastalıkları, kanserler, solumum yolları hastalıkları ve alkol ile ilişkili hastalıkların önlenmesi.  Yerel sağlık sistemlerinin kapasitelerinin arttırılması. Kamusal alanlar başta olmak üzere tüm çalışma alanlarında tütün kullanımının, alkol ve uyuşturucu kullanımının engellenmesi.  Fiziksel aktivite ve yaya ulaşımının şehir gelişim plân ve politikalarının ana konusu haline getirilmesi. Sağlıklı gıdaya erişim imkânlarının çoğaltılarak sağlıklı beslenme alışkanlıklarının arttırılması.  Kadın, çocuk ve yaşlıların trafik ve ev kazaları dâhil olmak üzere her nevi şiddet ve yaralanmalardan korunması. Stresin azaltılarak insanların gündelik yaşamlarında sağlıklı yaşam beklentilerinin sağlanması.

Kısacası, insanların insanca yaşaması için politikalar üretilmesiydi.

Şimdi 2019-2024 yıllarını kapsayacak 7. evredeyiz. Bu 5 yıllık dönemde “6P” olarak tanımlanan People (İnsan), Peace (Barış), Planet (Evren), Place (Yer) , Participation (Paylaşım),  Prosperity (Refah) “ konusunda çalışmalar yapılacak. Daha da önemlisi, “Uluslararası Sağlıklı Kentler Ağı”na yeni üyeler kabul edilecek. Fakat şartları var. Önce bir Taahhüt vereceksiniz. Sağlıklı Kent Proje Ofisi kuracaksınız. Kent Sağlık Profilini çıkaracaksınız. Sağlıklı Kent Göstergelerini oluşturacaksınız. Kent Sağlık Gelişim Plânını hazırlayacaksınız.

Var mı Balıkesir’de böyle bir çalışma?

TV’lerin karşısına menemen testisi gibi dizilip abdestbozan otu, ayı üzümü, baldırıkara, uduhindi, darifülfül, dul avrat otu, devedikeni,  geyik dili,  havaciva otu, hüsnüyusuf, oğulotu, sarısabır, tavşan memesi ve sair otları birbirine karıştırıp Hopdediks gibi olağanüstü bir güce sahip olacağını düşünen, bağışıklık konusunda otların şifasına bel bağlayan, yattığı yerde bel, basen ve göbek bölgelerindeki yağları şakır şakır yakabileceğini düşünen, hatta dünyanın çözüm bulamadığı Covid-19’u önerilen bitkilerle yok edeceğini zanneden bizler de hak etmiyor muyuz 6P‘yi?

***

Tek sorunumuz bel, basen ve göbek bölgemiz olsaydı keşke. Sağlık, sadece hasta veya sakat olmama hali değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan iyi olma halidir.

Her canlının da en tabi hakkıdır.

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
KADINA ŞİDDET! - 27 Kasım 2020
DEMOKRASİYE GEEEEEL… - 26 Kasım 2020
İSTATİSTİK - 25 Kasım 2020
MESLEK HASTALIĞI - 23 Kasım 2020
AGANİGİ-NAGANİGİ - 19 Kasım 2020
BUMERANG - 18 Kasım 2020
HOROZ ŞEKERİ - 17 Kasım 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ