Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

23 HAZİRANA NASIL GELDİK-2-

Mustafa Koçal

Mustafa Koçal

Bir önceki yazımda Türk kelimsi üzerinde ve Türklük ilgili olayları anlattım. 31 Mart mahalli idareler seçimlerine gelindiğinde. Yine cumhur ittifakı ve millet ittifakı Kapışması vardı. Seçim propagandalarında öyle ayrıştırıcı, aşağılayıcı ve hor görücü bir dil kullanıldı ki? Seçmene pes dedirtti. Ankara adayına Makedon denildi.  Geçmişi hakkında bazı şeyler söylendi. Mitinglerde millet ittifakına illet zillet denildi. PKK ve FETÖ örgütü ile işbirliği yapmakla itham edildiler. Kandilden emir alıyorlar denildi. Geçmişte birlikte oldukları saadet partisini dahi PKK ile işbirliği yapmakla itham ettiler. Cumhur ittifakında olmayan bütün partileri illet ve zillet olarak gördüler. Millet bu söylemlerden çok rahatsız oldu. Millet cumhur ittifakını eleştirmeye başladı. Biz bu olayı dışarıdan görüyorduk. Cumhur ittifakı bunu göremediği gibi, ayrıştırıcı ve horlayıcı dili kullanmayı daha da artırdı. 31 Marta sandığa gidildi. Sandıktan çıkan netice Cumhur ittifakını ikaz edici bir netice çıkmıştı. Sahip olduğu bazı büyük şehirleri kaybetmişti. İstanbul büyük şehir belediye başkanlığını millet ittifakının adayı kazandı. Mazbatasını dahi verdiler. Sonra mazbatasını geri aldılar. Bu seçim kurumların ne kadar siyasallaştığını ortaya çıkardı. Anadolu ajansı ve yüksek seçim kurulu devletin kurumu gibi hareket etmeyerek güvenini kaybetti. Cumhur ittifakının yalnız büyükşehir belediye başkanlığının yenilenmesi isteğini kılıfına uydurdu. Kanuna aykırı bir kararla kabul etti. Millet şu soruyu devamlı soruyordu. Bir zarfın içerisindeki 4 seçim pusulasını 3’ü geçerli birisi nasıl geçersiz sayılıyor sorununu sormaya başladı. Yüksek seçim kurulu İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin 23 Haziranda yenileneceğini ilan etti. Seçim süreci başladı. İmamoğlu bir kişi ile seçim yarışına girmedi. Seçime birçok kişi müdahil oldu. Fakat millet İmamoğlu’na haksızlı yapıldığı kanısında idi. Millet İmamoğlu’na daha fazla itibar etmeye başladı. İmamoğlu içişleri bakanı Süleyman Soylu tarafından takibe alınmıştı. Samsuna gitti. Soyluda samsuna gitti. “İmamoğlu buraya Selahattin Demirtaş’ın kucağında geldi” dedi. Samsunlular bu söyleme tepki gösterdi. Olmadı İmamoğlu’na Pontus dediler. Yunanlı dediler. Cumhur ittifakı bu yakıştırmaları yaparak İmamoğlu’nu milletin nezdinde küçük düşürmeye çalıştılar. Fakat Milletin bunlara inanmadığını anlayamadılar. Eleştiri ve kötülemenin dozunu daha artırdılar. Yalancı dediler!  Pontus dediler! Yunanlı dediler! İmamoğlu’nu sinirlendirmeye çalıştılar. Sinirleri çok sağlam olan İmamoğlu sizi Allaha havale ediyorum demekle yetindi. Seçim saki geçiyordu. FOX TV de iki aday açık oturuma çıktı. 17 sene sonra böyle bir olay yaşandı. Millet bundan çok memnun oldu. Fakat bu açık oturumun galibi İmamoğlu idi. Çünkü rakibine incitici tek kelime söylemedi. Fakat rakibi ikide bir yalan söylüyor diyordu. Yalan söylüyor denilmesinin tek bir sebebi vardır çaresizliktir. Bu açık oturumdan memnun olmayan AKP idi. Hemen açık oturum karalanmaya başlandı. Sorular İmamoğlu’na verilmiş denildi. Modülatör oturumdan önce Otelde İmamoğlu ile görüştü denildi. Bu açık otumun farkını kapatmak için Cumhurbaşkanı seçime müdahil oldu. Cumhurbaşkanı da ayrımlaştırıcı dil kullanmaya başladı. İş çığırından çıktı. Yine yunanlı, Pontus denildi. Cumhurbaşkanı bunları söylemekle kalmadı. “Pazar günü oyunuzu Sisi ye mi vereceksiniz? Yoksa Binali Yıldırıma mı vereceksiniz”?  En kötü söylemde bu idi. Çünkü Sisi darbeci bir generaldi. Seçime iki gün kaldı. Barzani Türkiye ye geldi. Daha önce iktidar Öcalan ile avukatlarının görüşmesine izin verdi. Avukatlardan Öcalan dan beklene gelmediği için. Bir akademisyen Öcalan’a gönderilmiş. Bu akademisyen Öcalan dan beklene açıklamayı Anadolu ajansı aracılığı ile yaptı. Öcalan bu açıklamada HDP’ ye tarafsız kalın diyordu. Yani iktidar Öcalan dan yardım talebinde bulunmuş diye yorumlandı. Bu olay bütün olan bitenin üzerine tuz ve biber gibi oldu. İstanbul halkı biz sizi 31 Martta ikaz ettik siz bunu anlamdınız diye sandığa gitti. Ve tarihi farkı ortaya çıkardı. İstanbullular biz şimdiye kadar yapılanlar ses çıkarmadık. Fakat biz ses çıkarmadıkça bizim üzerimize geldiniz diye isyanını sadıkta verdi. Yarın manevi değerlerimiz nasıl yok edilmeye çalışıldı onu anlatacağım. Saygılarımla.

Türkiye laiktir, laik kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu laikim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenlere! Ne mutlu varlığım Türk varlığına armağan olsun diyenlere! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
İTİBARDA TASARRUF OLMAZ - 17 Eylül 2019
MİLLET İRADESİ - 9 Eylül 2019
ÜLKENİN HALİNE BAKIN - 28 Ağustos 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi