Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Demokrat Gazetesi Balıkesir

23 HAZİRAN NASIL GELDİK (6)

Mustafa Koçal

Mustafa Koçal

Beş gündür 23 Haziran’a nasıl geldiğimizi, önemli olan konuları işleyerek sürdürüyoruz.

31 Mart seçiminde bir zarfta kullanılan 4 seçim pusulasından 3’ü geçerli sayıldı. Yalnız büyükşehir belediye başkanlığı pusulası YSK tarafından geçersiz sayıldı. İktidarın yalnız büyük şehir belediye başkanlığının yenilenmesini isteği YSK tarafından kabul edildi ve 23 Haziran’da yenilenen seçimin yapılması YSK tarafından ilan edildi. Seçim propagandaları başladı. Geçen seçimde cumhur ittifakının hedefinde Millet ittifakı vardı. 23 Haziran’da hedefte yalnız millet ittifakının adayı Ekran İmamoğlu vardı.

Binali Yıldırım Ekrem İmamoğlu’nun rakibi idi. Binali Yıldırım “oyları çaldılar” diye sahaya indi. Seçime cumhurbaşkanı bazı bakanlar ve milletvekilleri ve Devlet Bahçeli müdahil oldular.

İmamoğlu tek başına 5-6 kişiyle mücadele etti. Fakat içişleri bakanı Süleyman Soylu Ekrem İmamoğlu’nu takip ediyordu. Trabzon’a giden İmamoğlu’nun arkasında içişleri bakanı Soylu da Trabzon’a gitti. Hava alanında “ İmamoğlu buraya Selahattin Demirtaş’ın kucağında geldi” dedi.

Vatandaşlar içişleri bakanına “akıllı ol” diye tepki gösterdi. Birde İmamoğlu İstanbul’da iken iktidar milletvekillerinden birisi İmamoğlu için yunanlı yakıştırması yapmıştı. İmamoğlu Trabzon’da iken biri de Pontus yakıştırması yaptı. Trabzonlular bu Pontus olayına çok tepki gösterdi.

İmamoğlu’na PKK’lı ithamı yapıldı. Yunanlı ve Pontus ithamı yapıldı. Ordu’da VIP olayı yaşandı. Vali VIP’den geçmesine izin vermedi. Vali ile sürtüşme yaşandı. İmamoğlu İstanbul’a döndü. İki gün ailesi ile birlikte bir tatil beldesinde tatil yaptı. İçişleri bakanı “neredesin, saklanıyor musun?” diye serzenişte bulundu. Hattızatında vali ile geçen sürtüşmeden dolayı saklandığını zannetti. İmamoğlu “benim özel hayatım kimseyi ilgilendirmez” dedi. İmamoğlu’na yalancı, yunanlı, Pontus diye saldırdıkça İmamoğlu vatandaş nezdinde itibar kazanıyordu.

İki adayı FOX TV de açık oturuma çıkardılar. Binali Yıldırım sorulan sorular karşısında aciz kaldığı için “yalan söylüyor” kelimesini sık kullandı. Açık oturum İmamoğlu’na puan kazandırdı.

Herkes “işte demokrasi bu” diyordu. Herkes bu açık oturumdan memnundu. Fakat iktidar memnun değildi. Açık oturumu sulandırmak için. Moderatör İsmail Küçükkaya, İmamoğlu ile otelde buluşunca “soruları İmamoğlu’na verdi” dediler. Bunu açık oturumdaki farkı kapatmak için söylediler.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan seçime müdahil oldu. Mitingler düzenledi. Bu mitinglerde çok acı dil kullandı. İmamoğlu’na yunanlı ve Pontus ithamında bulundu. En acısı da bir mitingde “pazar günü Sisi’ye mi, yoksa cumhur ittifakının adayı Binali Yıldırıma mı oy vereceksiniz?” demesi hiç yakışmadı. Çünkü Sisi darbeci bir generaldi. Bu sözler farkın artmasına sebep olmuştur.

Seçime kısa bir süre kala Öcalan’ın avukatlarına Öcalan ile görüşme izni verildi. Barış süreci sonlandırıldıktan bu tarafa Öcalan ile hiç kimse görüştürülmedi. Avukatlar gitti geldi. Fakat iktidarın Öcalan’dan beklentisi açıklanmadı. Seçime iki gün kala Öcalan’a bir akademisyen gönderildi. Ve ayni gün Kuzey Irak Kürdistan Lideri Barzani Türkiye’ye geldi. Akademisyen adadan döndü Anadolu ajansı aracılığı ile Öcalan’ın bildirisini yayınladı. Öcalan HDP’ye “tarafsız kalın” diyordu. İktidarın beklediği bu idi. 30’un üzerinde askerimizi şehit eden Osman Öcalan TRT’de yayına çıkarıldı. Oysa bu Osman Öcalan kırmızı bültenle aranan kişiydi.

Şimdi gelelim lahananın pilakisine. Cumhur ittifakı değil miydi? Muhalefeti PKK ile işbirliği yapmakla itham eden? Öcalan’dan yardım istemek, Barzani’den yardım istemek ve yine Osman Öcalan’dan yardım istemek!

Yakıştı mı bu ülkeye?

Şehitlerin kemiklerini sızlattılar. Cumhur ittifakı ihtirasları uğruna koca devleti küçük düşürmüşlerdir. Cumhurbaşkanı “ben Osman Öcalan’ın kırmızı bültenle arandığını bilmiyordum” diyor. Demek ki Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkarıldığından haberi varmış. Zaten TRT, cumhurbaşkanının haberi olmadan Osman Öcalan’ı yayına çıkaramaz.

Yazdıklarımı kısaca toparlayalım. Yazdıklarımı şu son yazdıklarım doğruluyor. Türk ırkı yok sayılıyor. Cumhuriyetin değerleri yok ediliyor. 1919 tarihi ret ediliyor. Cumhuriyet yok edilmeye çalışılıyor. Atatürk unutturulmaya çalışılıyor. Türk milliyetçiliği yok sayılıyor Bize “Türkçülükle kimse gelmesi”n deniliyor.

PKK ile yapılan anlaşmaların hiç birinden netice alınamadı. Güçlü olan barış istemez. Güçsüz olan barış ister. Hep barış isteyen iktidar olmuştur. Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir. 23 Haziran”a nasıl geldik demekteki amacı baştan sona kararsız bir iktidarın olduğudur. Geçmişle bu günkü durumu karşılaştırdığınızda olayları daha iyi anlaya bileceksiniz 15 bin fakla seçim mi kazanılır diyenlere vatandaş 800 bin farkla cevap verdi. 31 Mart’ta seçmen iktidarı ikaz etti. Fakat iktidar bunu anlamadı. Anladılar da anlamazlıktan geldiler. Fakat seçim yasağını Binali Yıldırım deldi. O ekrana çıkınca yasağı hemen kaldırdılar. Binali Yıldırım iktidarın planını bozdu. Yine bir şeyler düşünüyorlardı. Binali “rakibim önde gidiyor, kendisini kutlarım” demesi iktidarın elini ayağını bağladı.

Saygılarımla.

Türkiye laiktir, laik kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu laikim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenlere! Ne mutlu varlığım Türk varlığına armağan olsun diyenlere. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Please follow and like us:
Facebook
Twitter
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
MİLLET İRADESİ - 9 Eylül 2019
ÜLKENİN HALİNE BAKIN - 28 Ağustos 2019
KURBAN BAYRAMI - 10 Ağustos 2019
TARIM VE HAYVANCILIK - 8 Ağustos 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
tanıtım filmi